Rumlardan bir samimiyetsiz tutum daha

Rum yönetimleri, yıllardır hem Kıbrıslı Türklerle çözüme, ortak bir devlet kurmaya yanaşmıyor, hem de her alanda engel olmak için uğraş veriyor.

Zaten Kıbrıslı Türkler hem yıllardır ambargolar nedeniyle büyük zorluklar yaşıyor hem de ekstradan Rum engelleriyle karşılaşıyor.

Kıbrıslı Türklerin, halk dansları festivallerine, mesleksel bazı uluslararası toplantılarına katılmasını bile hazmedemiyor, engellemeye çalışıyorlar.

Kuzey Kıbrıs’taki 23 Nisan etkinliklerine Güney Kıbrıs’tan gelen çocuklara dahi engel çıkarıp, geri dönmelerine neden olmuşlardır.

Neredeyse Kıbrıslı Türklerin nefes almasını istemiyor pozisyondadırlar…

Yıllardır tüm Kıbrıs üzerinde hak iddia ediyor, Kıbrıslı Türkleri de yok sayıyorlar.

Kıbrıs açıklarındaki hidrokarbonlar konusunda da aynı şeyi yaptılar.

Rumlar, Kıbrıs’a ait zenginliklerde Kıbrıslı Türkleri dışladı.

Kıbrıslı Türkleri ilgilendiren her konuyu “çözümden sonraya” erteliyorlar ama o çözümün ne zaman olacağı da meçhul.

Daha önce Kıbrıslı Türk liderliğinin yaptığı “birlikte çalışalım”, “ortak komite kuralım” çağrılarına kulak asmayan Rum yönetimleri, bu konunun müzakerelerde görüşülmesine bile karşı çıkıyor.

Birlikte çalışmaya karşı çıkan Rum yönetimleri, Kıbrıslı Türklerin, söz konusu doğal zenginliklerle ilgili Türkiye’ye verdiği yetkiye de itiraz ediyor.

Avrupa Birliği ülkelerinin ve diğer birçok ülkenin Türkiye’yi kınaması hatta ona yaptırım uygulaması için canlarını yiyorlar.

Rumların işbirliğine yanaşmaması ve çığırtkanlığı nedeniyle Doğu Akdeniz gerildi…

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum Lider Nikos Anastasiadis’e bir kez daha hidrokarbonlar konusunda işbirliği önerdi.

Toplanan Rum Siyasi Parti Başkanları Konseyi, neredeyse düşünmeden, apar topar Akıncı’nın önerisini reddetti.

Rum yöneticiler ve siyasi parti temsilcileri, iyi niyetli olmadıklarını bir kez daha ortaya koydular.

Rumlar kaçıyor ve samimiyetsiz davranıyor ama Cumhurbaşkanı Akıncı; çözüm, barış, diyalog çabalarını sürdürüyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i kapsamlı çözüme yönelik sürecin açıklığa kavuşmasını sağlayacak beşli bir gayri resmi toplantının gerçekleşmesi için şahsen devreye girmeye çağırdı.
   Akıncı, Guterres’e gönderdiği mektupta, Kıbrıs Türk tarafının BM’nin yürüttüğü sürece yaptığı olumlu katkıları hatırlatarak, Rum Lider’in açıklamalarıyla oluşan bulanıklığın bir an önce giderilmesi için tüm tarafların gayri resmi bir toplantıda bir araya gelmesinin önemini vurguladı.

Rumlar da Akıncı’nın arka arkaya gelen olumlu yaklaşımlarına karşı manevra yapmak istedi, Türkiye’ye işbirliği önerdi.

Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Hristodoulidis, Türkiye ile iş birliği yapılmasının Doğu Akdeniz’de tüm tarafların yararına olacağını söyledi.

Hristodoulidis, “Bölgedeki tansiyon düşürülmeli, Türkiye'ye iş birliği mesajı gönderiyoruz” dedi.

Bu davranış da samimi değildir. Yıllardır Rum yönetiminin, Kıbrıslı Türkleri yok sayıp, Türkiye ile direkt temas yapmak istediği bilinen bir konudur.

Rum yönetiminin, bu kadar olayın ardından durup dururken yine Türkiye ile direkt temasa geçme arzusunu ortaya koyması, bunu öyle sevimli sözlerle de bezemeye çalışması, Kıbrıslı Türklere karşı bir hakarettir.

Rumların, Kıbrıslı Türklerin sunduğu öneriyi ellerinin tersiyle itip, direkt Türkiye’yle işbirliğine gitme isteği gerçekten üzüntü vericidir ve umut kırıcıdır.

Rumlar, bu samimiyetsiz tutumdan bir an önce sıyrılmalıdır. Doğu Akdeniz daha fazla ısınmamalı, bir olay çıkmamalıdır.

YORUM EKLE