Rumların inadına ve oyununa boyun eğemeyiz

   Güney Kıbrıs, Yunanistan, İtalya, Mısır, İsrail, Ürdün ve Filistin Enerji Bakanları “East Med Gas Forum”unu, uluslararası bir örgüt haline getirecek kuruluş tüzüğünü imzalamak üzere Kahire’de bir araya geldi.
   Amaç, “East Med Gas Forum”u, petrol piyasasında “kartel gibi işleyen” OPEK’e benzer bir örgüte dönüştürme.
   Doğu Akdeniz’de zengin hidrokarbon yataklarının varlığına inanılıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde 21 Aralık 1963’ten günümüze işgalci olan Kıbrıs Rum tarafı, hidrokarbon, doğalgaz konusunda Kıbrıslı Türkleri yok saymaktadır.
   Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 2019 Temmuz’unda Rum tarafına doğalgazla ilgili her aşamada karar verme yetkisine sahip ortak komite kurulmasını önerdi. Rum tarafı bu öneriyi değerlendirmeye almadı bile.
   Rum tarafının resmi politikası bu konuda açıktır. Doğal gaz yataklarında bulunacak olan zenginlikten Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşları yararlanacak. Kıbrıs vatandaşlarının haklarını da Kıbrıs Cumhuriyeti koruyor. Bu konu, toplumlar arası bir sorun olmadığına göre, müzakere de edilemez.
   Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafını yok sayarken, Türkiye’yi de devre dışı bırakma amaçlı bir siyaset izliyor.
   Doğal gaz konusunda oluşturulacak, birliktelikleri, Türkiye’ye karşı cephe olarak değerlendirmek istedikleri de açıktır. Kıbrıs Türk toplumunda kimse edilgen bir tavırla, Rum tarafının girişimleriyle ilgili seyirci kalınmasını istemez.
   KKTC, uluslararası platformda yok. KKTC, doğal gazla ilgili Kıbrıs’ın yaptığı tüm anlaşmalarda, yok sayılan taraftır. Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasında varlığı ve hakları oransal olarak da güvence altında olan Kıbrıslı Türklerin, yok sayılmasına yönelik karar ve uygulamalara karşı tek etkin güç Türkiye’dir.
   Türkiye, doğal gaz konusunda kendi haklarını korurken, KKTC’nin haklarını da koruma görevini, yapılan anlaşmalarla üstleniyor. Ankara ve Kuzey Lefkoşa, doğal gaz konusunda, diyalog kapısını açık tutarak adımlar atıyor. Her aşamada, uzlaşı tercih edilendir. Ancak Rum tarafı, cılız gücünü kendince ittifaklarla güçlü hale getirmeye çalışıyor.
   Bu mümkün mü? Mümkün değil.
   Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki 2019 Yılı Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzaladığı münhasır bölge anlaşmasının ne anlama geldiğini çok net anlattı:
   “Türkiye ve Libya deniz kıyıları arasında kalan bölgede her iki ülkenin onayı olmadan arama ve sondaj faaliyeti yapılması ya da boru hattının geçirilmesi hukuken artık mümkün değildir. 2020'de bu alanları ruhsatlandırıp en hızlı şekilde arama ve sondaj faaliyetlerine başlıyoruz”.
   Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in dün AA’ya yaptığı değerlendirme bütününde de, doğal gaz ve Türkiye-Libya münhasır bölge anlaşmasına açıklık getirme vardı. Fatih Dönmez, kıyıdaş ülkelerin bir araya gelip, uzlaşması durumunda denizdeki yetki alanlarını sınırlandırmanın mümkün olduğunu anlattı.
   Dönmez de ifade etti. Uzlaşı olmadığı zaman ülkeler kendi kıta sahanlığını ilan edebiliyor.
   Türkiye bunu yapıp BM’yi bilgilendirdi.
   Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile de adanın kuzeyindeki bölgelere ilişkin böyle bir mutabakat sağladı.
   … Ve Fatih Dönmez altını çizdi:

“Libya ile anlaşmayla özellikle Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımı konusunda oynanan denklemi bozmuş olduk. Hem bizi hem Libya'yı bir anlamda oyunun dışında tutmaya çalışıyorlardı. Biz, 'Hayır burada haklarımız var sonuna kadar gözeteceğiz. Bu oyunda biz de varız’ dedik”
   Rumların, bizleri tümüyle yok sayan girişimlerine, inadına sessiz, kalıp boyun eğemeyiz, eğmemeliyiz. Rumların oyununu bozan, etkisizleştiren tüm girişimler haktır ve adalet içindir. Türkiye ve KKTC’yi doğrudan ilgilendiren doğal gaz konusunda, Türk tarafının tribünlerde seyirci kalmasını kimse beklememeli.
 

YORUM EKLE

banner75