Rumların isteksizliği

Rum siyasiler, sürekli olarak “sınır kapılarının kapatılabileceği ihtimali” üzerinde duruyor ama Kıbrıslı Türk yetkililer,“sınır kapılarının kapatılması” diye bir gündemleri bulunmadığını söylüyor. Senaryo yazmakta oldukça başarılı olan Rum basını, “kapılar meselesini” de allayıp, pullayıp, hayli de abartarak haber yapıyor.

Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimlerinin fanatik adayı Nikolas Papadopulos’un durup dururken çantasından çıkardığı “sınır kapılarının kapatılması ihtimali”, diğer siyasilerin de pek hoşuna gitmiş görülüyor. Fanatik unsurların diline doladığı sınır kapılarının kapatılması meselesi, Rum Lider Nikos Anastasiadis’in de gündemine geldi.

Böyle bir teklifi elinin tersiyle itmesi gereken Anastasiadis, kimseyi ürkütmemek için bu konuda açık kapı bırakmış, Rum liderin her zamanki “şirin görünme” oyunu... Geçmiş beş yıl boyunca tüm kesimlere şirin görünmek, herkesin gönlüne göre bir şeyler ortaya koymakla uğraşan Anasatasiadis, anlaşılan önümüzdeki beş yıl boyunca da “idare etme” tavrını sürdürecek.

Müzakereler ya da genel olarak Kıbrıs sorunu için hiç de iyi bir davranış tarzı değil bu. Kıbrıs sorunu, ciddi, radikal kararların alınacağı, inisiyatiflerin üstlenilebileceği bir mecra ama Anastasiadis, bunları yapabilecek dirayeti gösterecek gibi değil.

Gerginliğe neden olan doğalgaz aramaları da çözümsüzlüğün sürmesi için bir oyundan başka bir şey değildir. Rum yönetimi ya da Anastasiadis, gerçekten çözüm istiyor olsaydı, doğalgaz aramalarında Kıbrıslı Türkleri yok sayan bir tavır içerisine girmez, Kıbrıs’ta ve bölgedeki denizlerde gerginliğin artmasına çanak tutmazdı.

Rum yönetimi doğalgaz aramalarını hem bir imaj oyununa çevirdi hem de Türkiye’ye tehdit olarak kullanmaya çalışıyor. Rumların kışkırtmaları sonucu Türkiye, Doğu Akdeniz'de bazı manevralar yapmak zorunda kaldı. Bu manevralara karşı da Rumlardan ortaya kısık sesli  “kapılar tehdidi” geldi. Anastasiadis, kışkırtma oyununu oynuyor ki bu oyun Kıbrıs’ın geleceği ve huzuru için doğru bir seçim değildir.

Kapılara dönecek olursak; “sınır kapılarının kapatılması” konusunda BM’nin de KKTC’li yetkililerin de haberi yok. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Rumların sınır kapılarını kapatabileceğiyle ilgili resmi bir gelişme bulunmadığını, kendilerine böyle bir bilgi ya da belge ulaşmadığını belirtti.

Burcu, tam tersine Aplıç ve Derinya kapılarının açılması için çalışmaların sürdüğünü, Aplıç kapısında Rumların yapması gereken çalışmalar, Derinya'da ise Türklerin yapması gereken bazı işler olduğunu söyledi.

Hatta Aplıç'taki ara bölgenin yapımıyla ilgili de ihaleye çıkılması için bugün UNDP ile toplantı yapılacak... Yani kapılar konusunda, bırakın kapatmayı, yeni kapıların açılması gündemde. Anlayacağınız ortada bazı Rum siyasiler ve Rum basınının abarttığı kadar olağanüstü bir durum yok.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Sözen de Kıbrıs'taki Kuzey-Güney geçiş kapılarının kolayca kapatabilme olasılığı olduğunu düşünmediğini söyledi.

Rum yönetimi, her konuda olduğu gibi kapılar konusunda da bir kaşık suda fırtına koparmaya çalışıyor. Türk tarafının yapması gereken, tahrikler, kışkırtmalara kanmadan, sağduyusunu korumaktır. Gerginlik kimseye fayda getirmez, yapılanlar, Rum yönetiminin Kıbrıs sorunundaki isteksizliğinin görüntüsüdür. Türk tarafı, Rumların bu başarısız hamlelerine karşı akılcı davranmalı oyunlarına gelmemelidir.

YORUM EKLE