Sağlık hizmetlerinin imajı, daha da önem kazandı…

   Yol haritamızı sağlık çiziyor… Toplumsal tarihimize yeni sayfaların yazılacağını gösteren bu pandemi sürecinin en az hasarla atlatılabilmesi için, sistemsizliğin sisteme dönüştürüldü bir ortamda, gece gündüz uğraş vermekte olan sağlıkçılarımıza başrol düzeyinde yaşamsal görev düşmektedir…
   Ve tabii ki onlar bunun bilincinde…  Beklentilerini, önerilerini ve var olan güncel sorunlara çözüm formüllerini de seslendirerek, görevlerini en iyi yapabilmenin özverili uğraşı içindeler…
   Tüm dünyada olduğu gibi, sağlıkçılarımız bu zor ve çetin sürecin kahramanlarıdırlar… Onlara buradan gönülden bir alkış daha… İyi ki vardırlar, Allah onlardan razı olsun…
                                                               ***
   Sağlıkçılarımızın halkın kahramanı ve umudu konumuna geldiği bu süreçte o asil imaja gölge düşürecek davranış ve uygulamalar hiç, ama hiç gündem oluşturmamalı…  En içten dileğimiz budur… Psikolojik sorunların da başa bela olmaya başladığı bu kritik korku sürecinde, halkta sağlıkçılarımıza her zamankinden fazla güvenilebileceğinin duygusu en yoğun biçimde yaşatılmalı… Sağlık hizmetlerimiz, ülke genelinde tedirginlik, kırgınlık ve güvensizlik veren olaylardan mümkün olduğunca soyutlamalı…
                                                                              ***
   Örneğin; sağlık konusunda herkesin daha duyarlı olması gereken bu ortamda insanlarımız devlet hastanelerinin doktorlarına daha kolay ve daha kısa zamanda ulaşabilmeli…  Ancak 20 günde doktorundan randevu alabilen bir hastanın hasta hakları da, sağlık durumu da resmen çiğnenmektedir…
                                                                              ***
   Örneğin; doktorundan ve poliklinikten erken sağlık hizmeti alamayanları bulunduğu yere 112’yi arayarak ambulans çağırma çaresizliğiyle yüzleştirmemeli…
                                                               ***
   Örneğin; eşi, oğlu ve ablasının oğlu Covid-19 tedavisi gören, Sosyal Sigorta güvencesi altındaki iş insanı Ahmet Anıt gibi hasta yakınlarını sosyal medyada sarsıcı paylaşımlar yapmak durumunda bırakmamalı… İş insanı Anıt,  sosyal medyada yaptığı ve benim sayfama da yansıtılan paylaşımında eşinin “yeterli yatak olmadığı için bozuk ve ‘yatmayan’ bir yatakta tedavisinin sürdüğünü” öne sürerek, hastasının aynı zamanda ilgilenilmediği bir odada yalnızlaştırıldığını seslendirdi…
                                                                              ***
   Örneğin; hastanede bulunmayan ilaçlarını dışarıdan temin etmek zorunda bırakılan dar gelirli hastaların, o olağan vergi yükümlülerinin giderleri, yasal mevzuat çerçevesinde ödenmeli, yeni ilaç parasına ihtiyaç duyacağı güne dek hak sahibi o konuda rahatlatılmalı…
                                                                              ***
   Örneğin;  genç bir hukukçu olan kalp hastası Kerem Gürses’i karşılaştığı olumsuzluklar ve devlet hastanesinde ameliyatı için yatabilecek oda bulamaması yüzünden uzun ve sitemli bir açıklamasında şu satırları kamuoyu önünde şamar misali patlatacak ruh haletine getirmemeli: “…Kalp damar cerrahisi kadın doğum bölümünde 4 oda ile faaliyet göstermeye çalışıyor. Tüm bunlar sonucunda ‘o zaman bana sevk verin durum acil’ dedim... ‘Maalesef sevk vermem’ dediler... Kalp kapakçığı ile ilgili sevk vermiyormuş devletimizin doktoru... Ama meslekten geliyor ya… Bir araştırayım dedim… Adı geçen doktorumuz kalp kapakçığı ile ilgili benim belirsiz ve acil durumumdan çok çok daha az sorunlu DOKTOR meslektaşlarına sevkler vermiş… İsimleri bende. Ama bu isimleri ameliyatımdan sonra açacağım dava ve yapacağım şikâyetlere saklıyorum. Kısacası devletim (!!!) bana ‘ya öl, ya da git 100.000 TL bul ve öde’ dedi…”
                                                                              ***
   Örneğin, biz medya mensupları, bunlar ve bunlara benzer tedirginlikler yüzünden manşetlerinde ve köşelerinde, hiç değilse şu çok kritik pandemi sürecinde, bu tür eleştiriler ve sitemler yazmak durumunda bırakılmamalı…

 

YORUM EKLE

banner75