Sağlık ve ekonomi arasında tercih tartışması son derece abes ve yanıltıcı

   Pandemi sürecinde deneyimsizlikten ve biraz da plansızlıktan yaptığımız hatalar dolayısıyla özellikle yerel bulaşın artması hepimizi paniğe soktu. Bunun sonucunda doğal olarak hükümet yetkilileri paniğe kapanmaya gerek olmadığını her şeyin kontrol altında olduğu beyanında bulundu. Ayrıca, ekonominin canlı tutulması için bulaş artışının da normal olduğu iddiasında bulunuldu. Ancak, hükümet söylenenin aksine paniğe kapılarak ulaşım ve diğer bazı kısıtlayıcı önlemlere başvurdu.
   KKTC özelinde de akla gelen soru COVİD-19’u hafife alıp bulaşın artmasına göz yuman ülkeler ekonomilerindeki gerilemeyi önleyebildiler mi? Başka bir ifade ile ekonominin selameti ve canlanması için belirli oranda bulaşa ve hatta ölümlere müsaade etmek mi gerekiyor? Böylesi bir tartışmanın ne kadar abes ve anlamsız olduğu 2020 Eylülünde Joe Hasell tarafından yapılan çalışma tarafından net olarak ortaya konmuştur (https://ourworldindata.org/covid-health-economy). Bu çalışmada COVID-19 ölüm oranları ile en son GSYİH verileri karşılaştırılmıştır.
   Çalışmada COVID-19 ölüm oranları en son GSYİH verileriyle karşılaştırıldığında, aslında tam tersi bir durum ortaya çıkmaktadır: Pandemide nüfuslarının sağlığını korumayı başaran ülkeler genel olarak ekonomilerini de korudular.
   Grafik 1 en son GSYİH verilerinin mevcut olduğu 38 ülkedeki son ekonomik düşüşün ölçeğini göstermektedir. Geçen yılın aynı dönemine göre 2020'nin ikinci çeyreğinde (Nisan - Haziran) görülen GSYİH'deki yüzde düşüşü enflasyona göre ayarlanmış olarak göstermektedir. Bazı ülkelerde ekonomik gerilemenin gerçekten çok şiddetli olduğunu görüyoruz: İspanya, Birleşik Krallık ve Tunus'ta, ekonominin ikinci çeyrekte çıktısı geçen yılın aynı dönemine göre% 20'den fazla azaldı. Ancak diğer ülkelerde ekonomik etki çok daha mütevazı olmuştur. Tayvan'da, 2020'nin ikinci çeyreğinde GSYİH, 2019'un aynı dönemine göre% 1'den daha düşüktü. Finlandiya, Litvanya ve Güney Kore'nin tümü GSYİH'larında yaklaşık% 5 veya daha az düşüş gördü.
   En büyük ekonomik düşüşü yaşayan ülkeler, bir değiş tokuş mantığı içerisinde ulusun sağlığını korumada daha iyi performans gösterdi mi? Sorusunun yanıtı koskoca bir “HAYIR” olmuştur. Bir değiş tokuş fikrinin aksine, Peru, İspanya ve İngiltere gibi en şiddetli ekonomik gerileme yaşayan ülkelerin genellikle COVID-19 ölüm oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında olduğunu görüyoruz. Bunun tersi de geçerli: Ekonomik etkinin mütevazı olduğu Tayvan, Güney Kore ve Litvanya gibi ülkeler de ölüm oranını düşük tutmayı başardılar. GSYİH'da benzer düşüşlere sahip ülkelerin çok farklı ölüm oranlarına tanık olduğu da dikkat çekmektedir. Örneğin, ABD ve İsveç'i Danimarka ve Polonya ile karşılaştırın. Dört ülkede de yaklaşık yüzde 8 ila 9 oranında ekonomik daralma görüldü, ancak ölüm oranları önemli ölçüde farklı: ABD ve İsveç milyon başına 5 ila 10 kat daha fazla ölüm kaydetti.
   Sonuç olarak mevcut GSYİH verilerine sahip ülkeler arasında, insanların sağlığını korumakla ekonomiyi korumak arasında bir değiş tokuş olduğuna dair herhangi bir kanıt görmüyoruz. Aksine, salgının sağlık ve ekonomik etkileri arasında gördüğümüz ilişki ters yönde ilerliyor. Salgını etkin bir şekilde kontrol eden ülkeler, hayat kurtarmanın yanı sıra en iyi ekonomik stratejiyi de benimsemiş olabilir.

 

YORUM EKLE

banner75