Sağlık ve otomasyon

SEZGIN-KIB10

KIBRIS
Ahmet TOLGAY

 

Sağlık ve otomasyon

Söze girerken sağlığa dair reformların ve çağdaş yasalar konusunun bizim nesil gazetecilere 40 küsur yıldan bu yana gündem oluşturduğunu belirtmek isterim… Bu gündemle kaleme aldığımız yazıları durup toplasak ciltler dolusu kitap oluşur!..Basın camiamız içinde bu yoğun ve ısrarlı yazılarından dolayı iki kez Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ödülü alanlardan biri oldum… Sağlıksız sağlığa dair yaz yaz bitmez… İşte bugün yine o yazılar zincirine bir halka daha eklemek durumundayım…
   Yıllar boyu, ta Dr. Niyazi Manyera’dan, Dr. Burhan Nalbantoğlu’ndan, hukukçu Oktay Feridun’dan bu yana göreve başlayan her yeni sağlık bakanı ve idealist her hekim, reformlar konusunda nutuklar attılar… Çalıştaylar, toplantılar, bitip tükenmeyen temaslar yaptılar… Ama, yine de sağlığa dair beklentilerimiz tam olarak gerçekleşemedi. Bu ülkede sağlıksız sağlık aşamadığımız kaderimize dönüştü…  Çünkü bizim yoz düzenimizde “sistem” yerine “sistemsizlik” olmasını yeğleyenlerin gücü o kadar aşılamazdır ki… Asıl acı gerçeğimiz bu…
   Yine de içtenlikle bir mucize olmasını dileyelim… Herkesi mutlu edecek olumlu gelişmeler sihirli bir el değmişçesine birbirini izlesin… Ve hem halkımızı, hem hekimlerimizi, hem tıp ordumuz ve hem de ülkemizi çağdaş çizgiye taşıyacak o reformlar artık sağlıkta gerçekleşsin.
   Bu mucizeyi beklemekte haklıyız… Çünkü KKTC’deki sağlık sistemsizliği, sürdürülebilirliliğini tümden ve çoktan yitirmiştir. Bu sistemsizlikten sadece hastalar değil, hekimler de zarar görmektedir, onlar da tedirgin olmaktadır...  Ve dahi, çare üretemeyen siyasetçiler de…
   Sistemsizlik boyuna mağduriyetler üretmektedir… “İlaç bulabilmek” hasta için büyük bir sorun iken, tırlar dolusu zamanı geçmiş ilacın ambarlarda tepeleme durduğunun saptanması da, işte bu sistemsizliğin önümüze koyduğu yepyeni, güncel ve acı faturadır…
                                                               ***
   Zamanı geçmiş ilaçlar için 200 milyon TL’lik değer biçilmesinin kamuoyunda yarattığı yankılar siyasetçiyi ürkütmüş olmalı ki, şimdilerde zararın aslında o kadar da büyük olmadığı seslendirilmeye başlandı… Ama terennüm edilen yeni rakamlar bile az – buz değildir… Tam donanımlı bir hastanenin inşasına kaynak oluşturabilecek kadar dolgun bir zarar rakamı!..
   Böylesi bir olayın sağlık tarihimizde iz bırakacak biçimde ortaya çıkması devletin eczacılık yapmasının sakıncalarını da önümüze koymuştur. Devlet, zaten başaramadığı belli olan bu ilaç dağıtımını özel eczanelere devretsin. Hekiminden reçetesini alan hasta, hastane eczaneleri önünde kuyruğa gireceğine gitsin ilaçlarını kendi mahallesindeki bildik eczacısından alsın… Eczacı da vatandaşa sağladığı ilaçların bedelini devletten ödensin…
   Zaten hastalar devlet eczanelerinde bulunamayan nice ilaç için özel eczanelere yönlendirilmiyor mu?.. Ve o yönlendirilen  hastalar ödedikleri  paraları Sosyal Sigortalar’dan ve devletin Eczacılık Dairesi’nden tahsil etmiyorlar mı?.. Varsın bu iş genelleştirilsin, kurumlaştırılsın ve hem devlet, hem de vatandaş rahatlatılsın… İşte o zaman kullanım tarihi geçmiş ilaçlar yüzünden milli servetin heba edilmesinin önüne de geçilmiş olur… Çünkü özel sektörün eczacıları zamanı geçmiş yığınla ilacı depolarında barındıracak kadar hesapsız – kitapsız, sorumsuz ve bonkör değildirler…
                                                               ***
   Gelin görün ki, yeni Sağlık Bakanımız Ali Pilli’nin genel sağlık sigortasının en önemli ayaklarından biri olan bu çağdaş çare üzerinde duracağına otomasyonu seçenek olarak öne sürdüğünü görüyoruz. Otomasyonun ilacın da kayıt altına alınabilmesinde önemli bir uygulama olduğunu elbette ki kabul ediyoruz… Ama bizim sağlıkta otomasyonu bile yürütmekte ne kadar zorlandığımızın örnekleri az değildir… Bilgisayar sisteminin çökmesi, hekimin önündeki bilgisayarın çalışmaması, hekimin hastanın gelmiş geçmiş durumunu bilgisayar ekranından aramak yerine yazılı dosyaları yeğlemesi, tahlil sonuçlarını evlerimizdeki ekranlara taşıyan on line sistemin kimi zaman su koyvermesi otomasyon konusunda vatandaşın önünde yaşanan hazin durumlardır…
                                                               ***
   Şimdi burada güncel, somut ve hatta kronik bir örnek vermeliyim: Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Polikliniği yetersiz kaldığından bazı uzman doktorlarımız hizmetlerini haftanın muayyen günlerinde Diyabet Birimi’ndeki odalarda özveriyle vermektedirler. Ama hastalara sıraya girebilmek adına numara dağıtan aygıt aylardır bozuktur. Şimdi o bozuk olan aygıtın yarattığı duruma bakın:  Romatizmadan, şekerden ve obezlikten bitap düşmüş hastalar Diyabet Birimi’ndeki uzman hekimlerine görünebilmek için önce oradaki sekreterlikten randevu alırlar… Sonra hastanenin yoğun trafikli kalabalık yollarında onca mesafeyi yürüyüp polikliniğe giderler… Oradaki numaratörden hay – huy ortamında numaralarını alırlar… Ve o kalabalık daracık yollarda yürüyerek tekrar Diyabet Birimi’’ne dönerler… Yorgun argın dönünce de, hekimi için sıra numarası alabilmek adına tek sekreter önünde sıraya girerler…
   “Otomasyon, otomasyon” diyenlerin işte önce çözümü çok kolay bu tür sorunlara eğilmelerini dilerim…Diyabetteki numaratörü tamir etmek, ya da yerine bir yenisini koymak o kadar mı zor?..

 

YORUM EKLE

banner96