banner6

3 kişi ölümle yaşam arasında

banner37

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde solunum cihazı olmaması nedeniyle 7 yaşındaki bir çocuğun beyin ölümü gerçekleştiği iddia edildi, biri 29 biri de 61 yaşında iki hasta ise bilinç kaybı nedeniyle yaşam mücadelesi veriyor.

3 kişi ölümle yaşam arasında
banner150 banner151 banner143

Elmas TOKAY

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde solunum cihazı ve aletlerinin olmaması üç kişinin ölümle boğuşmasına neden oldu.

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde gerekli teçhizat olmamasından dolayı hastalar Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi.

Daha yedi yaşında olan Egemen Ümeir Tokat’ın beyin ölümünün gerçekleştiği ileri sürülürken, 29 yaşındaki

başka bir erkek hastanın kalbinin sekiz kez durmasının ardından solunum cihazı takılamaması nedeniyle bilinç kaybı ile yaşam mücadelesi verdiği, arı sokmasından dolayı hastaneye giden 61 yaşındaki Güner Öztürkler’e de solunum cihazı takılamadığı için yaşamını kaybetmekle karşı karşıya olduğu kaydedildi.

KIBRIS’a konuşan hasta yakınları, hastanedeki teçhizat ve alet yokluğundan dert yanarken ilgisizlikten de şikâyetçi oldu.

Karnesini aldığına sevinemedi

Girne bölgesinde ikamet eden Songül- Gökhan Tokat ailesinin yedi yaşındaki oğlu Egemen Ümeir Tokat’ın beyin ölümü gerçekleşirken, karnesini almanın sevincini de yaşayamadı.

Anne Songül Tokat, beyin ölümü gerçekleşen oğlunu biraz daha fazla görebilmek için süreli Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin yoğun bakımına giriyor. Hastane yönetimi acılı anneye, genelde günde bir defa girilebilen yoğun bakıma oğlu ile son günlerini yaşamak ve onunla daha fazla olabilmek için sürekli girebilme imkanı verdiklerini anlattı.

Acılı anne ve baba oğullarının başından geçenleri şöyle anlattı:

“16 Haziran günü oğlumuz karne almıştı. Gece saat 21.30’da uykusu geldiği için yattı. 23.30’da karın ağrısı ile kalktı. Ardından kustu. Apandisit ve fıtık zannedip Girne Akçiçek Hastanesi’ne kaldırdık. Orada oğlumuza saat 24.00 ile saat 03.00’e kadar serum ve ilaç verdiler. Sabah 09.00’da kahvaltı yaptı. Ardından yine kustu. Öğlene kadar yarı baygın bir şekilde uyuyordu. Doktor bize ilaçların etkisinden uyuduğunu söyledi. Oğlumuz yemek yemiyor ve bize ‘Canım acıyor. Ben eve götürün’ diyordu. Ardından çocuğumuz sürekli uyuduğu için Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılacağını belirttiler. Yapılan tomografi ve tahlillerin temiz çıktığı bize söylendi. Ardından Uzman Doktor Hüseyin Helvacı bize sırtından su alınması gerektiğini lokal anestezi ile bunu yapacağını ifade etti. Biz çok korkmuştuk. Niye böyle bir şeye ihtiyaç duyulduğunu anlamadık. Ancak, onlara güvenmiştik. Ancak işlemin, lokal değil genel anestezi ile yapıldığını öğrendik. Ardından iki antibiyotik serum taktılar. 20 dakika sonra yatakta tepinmeye başladı. Dilini ısırmasının ardından dili içeriye kaçtı. Annesi olarak ben yanındaydım. Bağırıp hemşireleri çağırdım. Sesimi zor duyurabildim. Ardından boğazına kaçan dilini bir alet ile çıkartarak ‘Bu çok normal niye telaş ediyorsunuz’ dediler. 45 dakika sonra yine aynı olay tekrarlandı. Bu kez kalbi 130 atmaya başladı. Hemşireleri yine çağırdım. Bana ‘Kalbi yüksek veya düşük atabilir. Bu normal seninle bu akşam işimiz var’ dediler. Ardından talihsiz oğlum yine yatakta tepinmeye başladı. Oğlumuzu zapt edemiyorduk. Yine dili boğazına kaçmıştı. Hemşireler yine bize normal diyordu. Ardından ağzından kırmızı sıvı gelmeye başladığını gördük. Nefes alamıyordu. Meğer safrasını kusuyormuş. Oğlum nefessiz kalmıştı ve göğsü sürekli inip kalkıyordu. Sorumlu bizi hemen dışarıya attı. Ancak, biz kapının aralığından her şeyi izliyorduk. Nefes borusu açmak istiyorlardı ancak hortum bulamadılar. Anastezist ve doktor da yoktu. 20.30’dan 22.00’ye kadar hastanede doktor bekledik. Doktor geldi ve hemşireler ile birlikte içeride gülüştüklerini gördük. Kalp cihazı takmak istediler o da bozuk çıktı. Ardından bizi Yakın Doğu Hastanesi’ne sevk ettiler. Oğlumuz YDÜ’ye geldiğinde ‘X’ olmaya başlamıştı.

Şu anda çocuğumuzun beyi ölümü gerçekleşti. Oğlumuzla ilgili umut tükendiği için yoğun bakıma sürekli girip onunla vakit geçirmemiz isteniyor. Burada doktor ve hemşireler çok ilgili ve özverili. Ancak, onlara yapacak bir şey bırakmadılar. YDÜ’ye geldiğinde her şey için geç kalındığını söylediler. YDÜ’ye sevk ederken bize menenjit olduğu için sevk ettiklerini söylediler ancak, YDÜ’de tüm raporlar temiz çıkmıştı. Buna ne diyecekler?”

YDÜ’ye oğlumuzun ölüsünü getirdik

“Aslında biz YDÜ’ye oğlumuzun ölüsünü getirdik” diyen acılı anne baba her gün, yoğun bakım servisinin önünde yatıp kalkarak bir ümit için dua etmekten başka bir şey yapamıyor.

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde oğlunun canına kıydıklarını anlatan anne Songül Tokat, “Hastanede solunum cihazı ve aletler yok. Geçen gün hastaneye solunum cihazı alındı. Ancak, çok geç oğlumu ve YDÜ’ye solunum cihazı olmamasından dolayı sevk edilen diğer insanların acısını dindirecek mi?” diye sordu.

Tokat, Sağlık Bakanlığı sekreterlerinin ise kendilerine yardım etmek için onlarla temasa geçmelerini istediklerini de belirtti.

Tokat, tek isteğinin herkesin oğluna dua etmesini isteyerek, “Allah’tan ümit kesilmez, tek umudunun bir mucize olduğunu” belirtti.

Hastanede solunum cihazı yok babam yaşamla savaşıyor

Serhatköy’de oturan ve arıya alerjisi olan 61 yaşındaki Güner Öztürkler ise arı sokması nedeniyle 25 gündür YDÜ’deki hastanedeki yoğun bakım servisinde yaşam mücadelesi veriyor.

Öztürkler’in iki kızı ve eşi 25 gündür onu yalnız bırakmıyor. Kızı Saffet Öztürkler, babasını 30 Mayıs günü arı sokmasının ardından ambulans ile Lekoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığını belirterek yaşanan süreci şöyle anlattı:

“Babam hastanede solunum problemi yaşadı. Çünkü takacak solunum cihazı bulamadılar. Ardından yatacak yatak da bulamadıkları için aynı gün Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne sevk ettiler. YDÜ’ye geldiğinde solunumu durmuştu. Solunum durduğu için nerdeyse 15 dakika beyine oksijen gitmediği için şu anda babamın bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakımda. Ancak, şimdi hastaneye solunum cihazı alındığını gördük. Yazıklar olsun. Şu anda ne yapacağımızı bilmiyoruz.”

Yasal yola da başvuracağız

Saffet Öztürkler, babasının durumu hakkında şu anda hiçbir şeyin belli olmadığını ifade ederek, bu konuda yasal yollara da başvuracaklarını söyledi.

“Ülkemizde devlette maalesef sağlık ölmüş durumdadır. Parası olana sağlık var olmayana yok” diyen Öztürkler, babasının bir an önce bilincinin açılması için hastanede beklemeyi sürdürdüklerini belirtti. Öztürkler, ilgilerinden dolayı YDÜ doktor ve hemşirelerine de teşekkür etti.

Öte yandan, ailelerin verdiği bilgiye göre, 29 yaşındaki bir erkek hastanın da sekiz kez kalbinin durmasının arından bilinç kaybından dolayı 10 gündür Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin yoğun bakım servisinde yattığını söylediler.

 

Güncelleme Tarihi: 24 Haziran 2017, 11:45
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110