banner6

Affetmek

banner37

Affetmek
banner150 banner151 banner143

Psk Ayla KAHRAMAN


Affetmek kavramı, o kadar geniş ve sonsuz bir ufka sahip ki…içinde ne ararsanız var.

Fırınlarda yakılan milyonlarca insan, insanı köle olarak kullanan zihniyetler, çocuk gelinler, ırzına geçilen oğlan ve kız çocukları, iğdiş edilenler, yakın tarihte yaşadığımız toplu katliamlar, dünyanın her yerinde ve özellikle yakın coğrafyamızda eşit ve eşdeğer görülmediği için katledilen kadınlar, organ tacirleri tarafından kaçırılan çocuklar, seks işçisi olarak çalıştırılmak için insanlık dışı ortamlara kapatılan kadın, erkek ve çocuklar, şu anda Avrupa’nın göbeğinde süren savaş ve insani vahşetin yarattığı çığlıklar…

Bunları affetmek ne kadar mümkündür?

Affettiniz mesela. Neyi affettiniz? Suçluyu, suçluları mı? Peki kurban? Onun affetmesi ile sizin affetmeniz arasındaki uçurum, size bu hakkı veriyor mu?

Evet, affetmek unutmak demek değil. Hatta pek çok kişi, affetmenin üzerimizdeki yükü atmak için gerekli olduğunu da savunur.

Ancak aklıma gelen, bazı şeyleri affetmenin mümkün olamayacağıdır. Affetmek yerine, belki hayatta olmayan kurbanlar veya onların yakınları için, adaleti tecelli ettirmek çok daha doğru bir çözümdür. Zulmedenin pişmanlığı elbette etkilidir ama bu da yetmez; on binlerce yıldır tarihe yazılan ve hala bugün devam eden insanın insana zulmüne de bir çözüm bulmak gerek.

Aklım ve yüreğim, affetmeden önce yapılacaklarla ilgileniyor. Günümüzde bile, dünya tarihine ve bireysel belleğimize kara sayfalar ekleniyorsa, insanlığın ilk görevi, bunları engellemek ve kurbana, yakınlarına bir teselli vermektir.

Peki “affetmek” dediğimiz bu kavramın, işlerliğinin olduğu alanlar yok mudur?

Elbette var: İlişkilerimiz

Gündelik hayat içinde, kalp kırmak o kadar kolay ki, kişi geride bıraktığı enkazı fark bile etmeden yolunda yürümeye devam ediyor. Ya geride kalan? Kalbi kırılan, öfke ile dolan?

Öyle ki yere yığılıp kaldınız ve bir türlü kalkıp yürümeyi başaramıyorsunuz.

Kırgın, öfkelisiniz.

Bu durumda, bu hale düşmenize neden olan kişi veya kişileri affetmeniz pek de mümkün değildir.

Neden mi? Affedebilmenin yolu, Gandhi’nin de söylediği gibi, sadece güçlülerin ayrıcalığıdır. En zayıf en düşmüş hissettiğiniz noktada, affetmenizi beklemek, pek de mümkün değildir.

Bunun yanında yola devam etmek için, size egemen olan bu öfkeden ve hayal kırıklığından ayrılmanız da gerekir.

Özellikle ilişkiler söz konusu olduğunda; yola devam edebilmeniz için, bu gereklidir. İyileşmeli, yaraları sarmalı ve geriye çok da bakmadan ilerlemelisiniz.

Doğrusu, affettiğiniz zaman artık acı çekmeyeceksiniz veya ayrıldığınız kişiyi sevmekten vaz geçeceksiniz diye bir şey söz konusu değil. Duygularınızın yeni bir aşk bulmasını da beklemek çözüm değil.

Affetmek; bunların dışında bir başka durak ile ilgilidir: Akıl.

Akıl gücünüzle verdiğiniz bir kararla ayağa kalkar ve kırık kalbinize rağmen “yola devam” dersiniz.

Onu sevdiniz, ona elinizdeki ve yüreğinizdeki her şeyi verdiniz. Ve o sizi bırakıp gitti.

Akıl der ki: “Verdiğin her şeyi geri al. Sevgini, ilgini, özenini…”

İşte bu noktada, ondan vaz geçtiğiniz gibi, verdiklerinizi de geri alırsınız.

Belki hala acı çekiyorsunuz ama kendinizi daha güçlü ve bağımsız hissetmeye başlarsınız. Unutmadığınızı, unutamayacağınızı bilirsiniz ama buna rağmen güçlü hissedersiniz.

İşte affetmenin iyileştirici gücünün başladığı nokta budur.

Acı çekmek bazen iyidir. Özellikle, ilişkilerin bize yaşattığı hayal kırıklıklarını geride bırakmak için de gereklidir.

Bildiğiniz gibi, her kaybın bir yas süreci vardır.

Biten ama yürekte devam eden ilişkiler için de bu geçerlidir.

Affetmek bu nedenle sadece yas tutanı ilgilendiren bir süreçtir.


 

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110