banner6

Ana babanın çocuk yetiştirme üslubunun önemi

banner37

Çocuk; onu toplum yaşamına hazırlayan her türlü deneyimi önce evinde yaşar. Ana babası ile kurduğu ilişkideki güven, bağlılık ya da bağımlılık; onun ortaya çıkan sorunları çözme ve yeni durumlara uyum gösterebilme becerisini belirler

Ana babanın çocuk yetiştirme üslubunun önemi
banner151 banner143

Psikoılog Ayla KAHRAMAN

Örneğin, tuvalet terbiyesine uyumu, aslında çocuğun ilk sınavlarından biridir. Yaşamındaki insanlarla duygusal ilişki kurabilme ve sevgisini, öfkesini ve diğer duygularını doğru davranışlarla ifade edebilmesi de önemli ilk gelişim işaretleridir.

Bütün bunların gerçekleşmesinde, ana babanın çocuk yetiştirme üslubunun büyük etkisi vardır.

Çocuğu denetleyen, korumaya çalışan, kısıtlayan ve kafasındaki doğruya göre yönlendiren ebeveyn; belki iyi davranışlara sahip, örnek, söz dinleyen bir çocuğa sahip olacaktır ama böyle bir yaklaşımla yetiştirilen çocuğun; sosyalleşmede yaşayacağı sıkıntı da büyük olacaktır. Evde anneye, babaya veya neneye duyulan bağımlılık; okulda öğretmene veya evdeki kimliğe benzeyen birine yönlenecektir. İlişkilerde kalite aramadan, hep dayanacağı birilerine ihtiyaç duyacaktır. Belki de dış dünya ile ilişkilerinde, kendini yansıtamayacak ve değerlendiremeyecektir. Hep başkalarından onay bekleyebilecektir.

Farkında olmadan, çocukta istenmediğine dair bir duygu yaratan aileler de vardır. Çocuğun sadece olumsuzluklarını, yaramazlıklarını gören ve hemen cezaya başvuran bu aileler; tavır ve davranışlarıyla çocuklarını reddeden, düşmanca bir tutum sergilerler. Bekledikleri koşulsuz itaati; korkutarak, şiddet uygulayarak ya da aşağılayarak sağlamaya çalışırlar ve geçici bir süre onları sindirmeyi başarabilirler.  Çocukları ile baş edemediklerini, ağır cezalar vermek zorunda kaldıklarını söylerler. Saldırgan davranışı örnek alan çocuğun; öğrenilmiş davranışı da bellidir: Denetlenemeyen öfke ve var olduğunun ispatı için, saldırganlık ya da otoriteye boyun eğen bir gönüllü kölelik. Böyle bir üslup ile yetiştirilen çocuğun; toplum yaşamındaki değişik gelişimsel evrelerini düşünün. Okul öncesi eğitim kurumunda, formel eğitim çağında ya da ergenlik ve yetişkinlik döneminde diğer insanlarla kuracağı duygusal ve sosyal ilişkilerde başvurabileceği yöntemler, büyük olasılıkla yetersiz kalacaktır.  Kendini güvenli, uyumlu ve değerli hissedebilmek adına, belki de çok eskiden öğrendiği, cezalandırma ve sindirme yöntemlerini uygulayabilecek veya karşısındakinden bunları bekleyecektir.

Sınırsız özgürlük ve izin verici tutumu ile çocuğuna serbestlik tanıyan ana babalara da rastlamışsınızdır. Şımarık görünen, ama aslında ilgisizlik kurbanı çocuklardır bunlar. “ Beni üzme, sorun çıkarma, İşte dünya, ayaklarının altında” mantığının kurbanı olan bu çocukların; bir yol göstericiye duydukları ihtiyaç, ömür boyu sürecek güçte olabilir.

Doğal olarak bu uç noktalardaki gezintimiz, bizi karamsarlığa düşürebilir. Hepimiz demokratik ortamlarda yetişen çocukların; üretken, kendileri ve toplumları ile barışık, sağlıklı bireyler olma olasılıklarının yüksek olduğunun farkındayız. Çocukların ana babalarının yol göstericiliğine her zaman ihtiyaçları vardır. Onaylayıcı, sıcak ve şefkatli bir ortamda yaşayan, adam yerine konan, akılcı ve tutarlı sınırlandırmalar ile kurallarla karşılaşan çocuklar; kendilerini denetleyebilen ve sorumluluk algıları gelişmiş bireyler olmaya adaydırlar. Çocuğun toplumsallaşması süreci dikkate alındığında, ana babanın bu üslubunun çocuğun benlik gelişimine ve kendine güvenine katkısı açıktır.
 

Güncelleme Tarihi: 27 Eylül 2017, 15:43
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104