Aşı olanlar da maske, mesafe, hijyen kurallarına uymaya devam etmeli

banner37

Ülkede Koronavirüse karşı aşılanma başladı ancak endişeler bitmedi. Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut, atılması gereken adımlar ve aşılar hakkında bilgi verdi:

Aşı olanlar da maske, mesafe, hijyen kurallarına uymaya devam etmeli
banner90
banner99

Ceren ÖZBİL

“EPİDEMİYOLOJİK ÇALIŞMA YAPILMALI”…Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Özlem Gürkut, random yani rastgele testler yapılması gerektiğini belirterek ayrıca vakaların hangi bölgelerde, yaş gruplarında görüldüğü, bu virüsün bulaştığı kişilerin hangi rahatsızlıkları olduğu, kaç kişinin yoğun bakımda olduğu gibi unsurları içeren epidemiyolojik çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Gürkut, zaman zaman test sayısının binlere, bin 500’lere inebildiğinin görüldüğünü söyledi ama bu bin 500 testin kime yapıldığının açıklanmadığını belirtti.

“YETERLİ ALT YAPI VE İNSAN GÜCÜ YOK”…Koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler çerçevesinde sürekli tam kapanmanın gündeme gelmesinin nedeninin sağlık sistemindeki eksiklikler olduğunu ifade eden Gürkut, “Biz bugün ülkeyi kapatırsak etkileri yani yararları 7,8 gün hatta bir hafta sonra görülecektir. Ayrıca eğer bugün 30 vaka çıkarsa bu bir hafta sonra 45-50’ye, ondan 4-5 gün sonra da 70-80’e çıkabilir. Bu durumda da tüm bu hastalara bakabilecek yeterli sağlık alt yapımımız ve insan gücümüz var mı? İlk vakanın görüldüğü günden bugüne bu sorun giderildi mi? Tüm endişeler bu yüzdendir” dedi.

“CORONAVAC’IN ETKİSİ KONUSUNDA FARKLI VERİLER VAR”…Ülkeye getirilen ve Çin’deki Sinovac Firması’nın ürünü olan CoronaVac aşısının yan etkileri ile ilgili sonuçların iyi olduğunu ancak etkinlik verileri ile ilgili farklı farklı sonuçlar olduğunu belirten Gürkut, “Sinovac’ın CoronaVac aşısı ile ilgili veriler Brezilya’da çok farklı, Türkiye’de çok farklı ve Endonezya’da çok farklıdır. Güvenlik verileri yani yan etkileri ile ilgili verilerinin iyi olduğuna dair bir şüphe yok. Zaten bu aşı bilinen inaktif virüs yöntemi ile üretilmiştir” dedi.

Ülkede Koronavirüse karşı aşılanma başladı ancak bu durum vatandaşların kafasındaki soru işaretlerinin yok olmasını sağlamadı.

Bir yandan ülkeye gelen aşılarla ilgili çeşitli iddialar ortaya atılırken, diğer yandan “yapılan test sayısının yeterli olup olmadığı” ve “yeniden tam kapanmaya gerek var mı” tartışmaları başladı.

KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Özlem Gürkut, Koronavirüsle mücadele konusunda atılması gereken adımlar ve aşılar hakkında bilgi verdi.

Ülkede aşı yapılmaya başlandığına dikkati çeken Gürkut, ancak aşı olduğumuzda da maske, mesafe, hijyen kurallarına uymaya devam etmemiz gerektiğini söyledi.

Toplumun yüzde 65’inde bağışıklık olana kadar bizim maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymamız gerektiğini yineleyen Özlem Gürkut, “O yüzden gevşeme yok, kurallara uyarsak bir daha kapanmayı konuşmayacağımız noktalarda kalabiliriz” dedi.

Özlem Gürkut ayrıca aşılananın artık Covid-19 olamayacak diye bir durumu olmadığını belirtti ve aşıların hasta olmaktan korumakla beraber, bulaştırıcılığı da yok etmediğinin unutmaması gerektiğini ifade etti.

Birisi hasta olmuyorsa bunun virüsü bulaştırmayacağı anlamı taşımadığını söyleyen Gürkut, korunma yöntemlerini maske, mesafe, hijyen ve “aşı” şeklinde çoğaltmamız gerektiğini kaydetti.  

Random yani rastgele testler yapılması gerektiğini savunan Gürkut, ayrıca vakaların hangi bölgelerde görüldüğü, hangi yaş gruplarında görüldüğü, bu virüsün bulaştığı kişilerin hangi rahatsızlıkları olduğu, kaç kişinin yoğun bakımda olduğu gibi unsurları içeren epidemiyolojik çalışma yapılması gerektiğini söyledi.

Gürkut, bu çerçevede de günlük kayıt yaptırılması ve izlenip, takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Gürkut şu şekilde konuştu:

“Hatırlayın iki toplumlu sağlık komitelerinin görüşmesi sırasında ülkede çıkan ilk 108 vakanın güneye sunulması gerekmişti ve bunun içinde günler süren bir çalışma yapılmıştı. Hatta bir türlü bu çalışma bitirilemediği için Cumhurbaşkanı zor durumda kaldığını söylemişti. Günler sonra bu çalışma tamamlanabilmişti. Bizim şimdi de o epidemiyolojik çalışmayı sürdürmemiz gerekiyor. Yani gün be gün saptadığımız yerel vakaların dökümünü hazırlamayız. Bunun içinde vakaların hangi bölgelerden oldukları, hangi yaştan oldukları, hangi klinik tablo ile geldikleri, altta yatan hastalıkları olup olmadığı, hangilerinin yoğun bakımlık olduğu, hangilerinin hafif geçirdiği gibi bütün bu hastaya ve hastalığa dair özellikler yakından takip edilmeli ve kaydedilmelidir.

Ona göre topluma yönelik taramalarında, saptanan vakalarla ilgili olarak sayılarıyla, bölgeleriyle ilintili olarak yaygınlaştırılması lazım…Rastgele testlerin çoğaltılmasını talepte bulunan örgütlerden biriyiz. Çünkü ne kadar çok vakayı yakalayıp, izole edersek çalışmalar o kadar başarılı olur. Bize defalarca rastgele testlerin yapıldığı, toplum taramalarının rutin olarak devam ettiği açıklandı. Ancak bunlar nerede, hangi bölgelerde yapılıyor, nerede yapılacağı nasıl belirleniyor diye bilgi verilmedi. Örneğin bir dönem Mağusa’da birçok vakaya rastlandı. O dönemde Mağusa’da ne kadar test yapıldı diye ayrıntılı bir bilgi verilmedi. Sadece Sağlık Bakanlığı son günlerde bölgelere göre vakaların dağılımı hakkında bilgi veriyor. Böylece Lefkoşa ve Girne’de vaka sayılarının arttığını görebiliyoruz. Lefkoşa ve Girne’de daha fazla random teste ihtiyaç olduğu ortadadır.

“Test sayısı yeterlidir demek için de yetersizdir demek içinde elimizde veri yok”

Özlem Gürkut, zaman zaman test sayısının binlere, bin 500’lere inebildiğinin görüldüğünü söyledi ama bu bin 500 testin kime yapıldığının açıklanmadığını belirtti.

Bu testlerin topluma mı yapıldığı, tanı amaçlımı yapıldığı, ülkeye yeni gelenlere mi yapıldığı, karantinadaki kişilere mi yapıldığını bilemediğimizi ifade eden Gürkut,bu ayrıntıların hiçbir zaman paylaşılmadığına dikkati çekti.

Gürkut bu nedenle de topluma yönelik yapılan test sayısının yeterli olup olmadığını konusunda ellerinde açıklama yapacak bir veri olmadığını söyledi.

Özlem Gürkut, “Yani yeterlidir demek için de yetersizdir demek içinde elimizde veri yok. Çünkü bize açıklanan test sayısı 2 bin, 3 bin 4 bin, 5 bindir ancak bunun kime yapıldığını bilmiyoruz. Toplumda tarama amacı ile yapılan test ne kadar bilmiyoruz. Örneğin Girne’de çok fazla vaka çıktıysa o bölgede ne random test yapıldı bilemiyoruz” dedi.

banner134
Sağlık Bakanlığı’nın Halk Sağlığı Uzmanlarını ve epidemiyologları aktif bir hale getirmesi ve sürekli dinamik bir izleme yapması gerektiğini söyleyen Gürkut, ayrıca doğru mücadele stratejilerini ortaya koyabilmek için bu veriler ışığında ülkede nasıl tedbir alınması gerektiğinin dizayn edilmesi gerektiğini kaydetti.

“Kapanma konusu sağlık sistemindeki insan gücü ve alt yapı eksikliği nedeniyle sürekli gündemde”

Koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler çerçevesinde sürekli tam kapanmanın gündeme gelmesinin nedeninin sağlık sistemindeki eksiklikler olduğunu ifade eden Gürkut şu şekilde konuştu:

“Tabipler Birliği’nin Covid-19 Bilimsel Kurulu var. Bu kurul ilk vakanın görüldüğü 10 Mart’tan beri toplanıyor. Biz Tabipler Birliği olarak Covid-19 ile ilgili duruşumuzu değerlendirmelerimizi bu kurulun kararları doğrultusunda yapmaya çalışıyoruz. Bundan iki hafta önce bu ülkede kapanma gerekli mi diye oturup tartıştık. Çünkü o günlerde de ‘kapansın ülkede bitsin bu yerel bulaş’ konusu gündemdeydi. Ama biz o aşamadaki üst komitenin aldığı kararların doğru olduğunu düşündük. Ancak gelin görün ki uygulamadı.‘Meyhaneleri kapatın’ dedik, meyhane ruhsatları restoran ruhsatına döndü. Yani biz bunu uygulamada sıkıntı yaşadık.

Denetimlerimiz hiçbir zaman gözle görülür bir noktada olmadı. Kararları hayata geçirmede başarılı olamadık. Vakalar arttıkça daha sıkı tedbirler alındı. Ancak bizim baktık ki bizim kararlarımız kâğıt üzerinde kalabiliyor. Gerçekte uygulamada insanlar buna uymayabiliyor.

“Hem toplumsal hem de bireysel anlamda kurallara uyamadık”

‘Ülke kapansın daha sıkı tedbirler alınsın’ diyenlerin aynı gün içinde arkadaşları ile kutlama yaptığını maskeyi mesafeyi bir kenara attığını görebildik. Yani hem toplumsal hem de bireysel anlamda kurallara uyamadık. Devlet de gerekli denetlemeleri yapamadı. Böylece de yerel bulaş bitemedi. Yerel bulaş 20 oldu 30 oldu biz yine ülkeyi kapatmaktan söz ediyoruz. Çünkü biz mart ayından beri yani yaklaşık bir yıldan beridir sağlık kapasitemizi ciddi anlamda artırıp daha potansiyel bir sağlık hizmeti yaratamadık.

Bu da sağlık kapasitemizi aşar mı endişelerine yol açtı. Burada da daha çok önlem alalım noktasına geliyoruz. Biz eğer bugün 30 vaka olduğundan bunun bağlantısı olarak 5 gün sonra bu vakanın 40-45 olabileceğini onun da, ondan 3-4 gün sonra 70’lere 80’lere çıkabileceğini ve dolayısıyla da sağlık kapasitemizi aşabileceği endişesi duyuyorsak, bu sağlık kapasitemizde insan gücü ve alt yapı olarak artış sağlayamamamız nedeniyledir.  Ayrıca ülkeyi bugün kapatırsanız sonuçlarını 7-8 gün, 14 gün sonra almaya başlarsınız. Yani vaka sayıları 20’li 30’lu rakamlara ulaştığında bütün sağlık ekipleri vaka sayısı bugün 30, yarın 50 ondan sonra 70-80 olur mu diye panik yaşıyor. Bunun sebebi de bir tedbir alındığında hemen ertesi gün etkisinin görülmeyecek olduğunu bilmemiz hem virüsün logaritmik olarak artması hem sağlık kapasitemizin insan gücü ve alt yapı olarak yetersiz olmasıdır. Acil Durumu Hastanesi yapılmasına rağmen hala hizmete girmediği için hala sağlık kapasitemiz sınırlıdır.  Kapanma tartışmamızın nedeni budur”.

“Aşılar dünyada salgın hastalıkların kontrolünde çok çok işe yaradı”

Aşıların dünyada salgın hastalıkların kontrolünde çok çok işe yaradığını ve başarılar sağlanmasına yol açtığını ifade eden Gürkut şu şekilde konuştu:

“Pandemiden çıkışın da aşı ile olacağına inanıyoruz. O yüzden hepimizin güvenilir bir aşı olmasının pandemiyi sonlandıracak bir nokta olduğuna inanıyoruz. Biliyorsunuz ki hem çok hızlı bir şekilde bu pandeminin bütün dünyayı etkilemesinden dolayı çok sayıda bilim insanının aşılara yönelmesi hem de maddi olarak kaynakların bu noktaya aktarılması sebebiyle çok hızlı bir şekilde yüzlerce binlerce aşı geliştirildi. Bunların onlarcası da faz 3 aşamasına yani klinikte denebilir aşamaya geldi.

Şimdi ülkemize iki aşı geldi. Bir Pfizer BioNtech işbirliğinde geliştirilen MRN ve biri de Çin’in Sinovac Firması tarafından inaktif virüs yöntemi ile geliştirdiği CoronaVac aşıdır. Bu aşıların normalde faz 3’ü yani kliniklerde gönüllü kişilerde denenmeleri ve onaylanmaları 3-4 yıl sürer. Ancak içerisinde bulunduğumuz pandemideki durumun aciliyeti nedeniyle bazı aşılar faz-3 olarak belli sayıda kişide kullanılarak, bağımsız bilim kurullarının değerlendirilmesine sunulup, onay olarak piyasaya çıkmıştır”.

“CoronaVac aşısının faz 3 çalışmaları devam ediyor”

Ülkemizde ve Türkiye’de kullanılmaya başlanan Çin’in Sinovac Firması tarafından üretilen CoronaVac aşısının faz 3 çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Gürkut şu şekilde konuştu:

“Ülkemizde ve Türkiye’de kullanılmaya başlanan Çin’in Sinovac Firması tarafından üretilen CoronaVac aşının faz 3 çalışmaları devam ediyor. Faz-3 çalışmasında kullanılacak kişi sayısına henüz ulaşılmadı.

Bunların tümünün bağımsız bilim kurulları tarafından değerlendirilecek şekilde paylaşılmadığını biliyoruz. Örneğin 10 bin kişide değerlendirilmesi gerekir. İlk uygulanan bin kişinin sonuçları yayınlandı ve denildi ki “ön raporlar başarılı”… Dolayısı ile de Türkiye’deki Bilim Kurulu acil durum için onay verdi. Türkiye bu aşıyı kullanmaya başlayınca da aynı gün KKTC’ye de gönderdi. Böylece ülkemizde de CoronaVac aşısı aşılamada kullanılmaya başladı. Ancak CoronaVac aşısı ön onayını da almamıştır. Ancak bildiğimiz güvenilir bir yöntem olan inaktif virüs yöntemi ile yapıldığı için çok ciddi bir yan etki beklemediğimiz için bunun rahatlığıyla ülkemizde de kullanılmaya başlandı. Ancak aşılamadan bizim toplumsal olarak kazancımız toplumun yüzde 65’inden fazlasının bağışıklık yanıtı geliştirip, pandeminin yayılma hızını kontrol etmektir.

"Bireysel kurtuluştan ziyade toplumsal anlamda virüsü birbirimize bulaştırma riskimizi azaltması hedefidir”.

CoronaVac aşısının yan etkileri ile ilgili sonuçların iyi olduğunu ancak etkinlik verileri ile ilgili farklı farklı sonuçlar olduğunu belirten Özlem Gürkut şu şekilde konuştu:

“Sinovac’ın CoronaVac aşısı ile ilgili veriler Brezilya’da çok farklı, Türkiye’de çok farklı ve Endonezya’da çok farklı söylendi. Güvenlik verileri yani yan etkileri ile ilgili verilerinin iyi olduğuna dair bir şüphe yok. Her yerden iyi sonuçlar geldi. Ancak etkinlik verileri ile ilgili farklı ve birbirinden uzak oranlar verildi. Bu da kafaları karıştırdı. Biz ülkemizde kullanılırken “bu aşı kullanılsın ya da kullanılmasın” gibi bir şey demedik. Çünkü ne biliyoruz yüzde 50 de korunmak hiç aşılı olmamaktan daha iyidir. Ama diğer taraftan bakıldığında bizim Tabipler Birliği ve Sağlık Bakanlığı olarak bakmamız gereken esas unsur toplumu ne kadar koruyacağıdır.

Bu aşıların hiç biri 18 yaş altında denenmemiş olduğu için 18 yaş altında uygulamıyoruz. O zaman sadece bu toplumda yaşayan 18 yaş üstü kişilerin tümünü bile aşılasak yüzde 50 bağışıklık sağlayacak bir aşı ile yüzde 65 oranına hiç ulaşamayacağız. Bu da toplumsal anlamda aşı ile pandemi konusunda mücadele edemeyeceğiz demek oluyor. O yüzden ikinci üçüncü tür aşıların da gelmesi ve uygun gruplara onların da kullanılması gerekiyor. Ancak o şekilde yüzde 65’e ulaşılır. Bu nedenle biz her aşının avantajlı olduğu dezavantajlı olduğu gruplar var. O yüzden birçok çeşit onaylanmış aşıyı ülkemize getirmeliyiz. Birçok aşı gelir ve uygun gruplarda farklı farklı aşılar kullanılırsa yüzde 65 orana ulaşabiliriz”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75