banner6

Bitemeyen ama devam da edemeyen ilişkiler

banner37

Bitemeyen ama devam da edemeyen ilişkiler
banner150 banner151 banner143

Psk. Ayla KAHRAMAN

Değişimin içindeki istikrara ihtiyaç duyuyoruz.

Bu istikrar için ise, sorunları tanıma ilk durağımızdır.

Yaşamın akışına yön veren dalgalar çok fazla, çok hızlı. Biri geliveriyor, gözlerimin önüne hemen. Hem yalnız yapamıyorsun hem de beraber olamıyorsun. Ayrılamıyorsun, birleşemiyorsun. İlişkin bir noktada duruyor. Bitemiyor ve devam edemiyor.

Oysaki, zamanın akışı, ilişkileri de içine alarak gerçekleşir. Her şey her an değişir.

Kadın ve erkek arasında yaşananlar; bu yüzyılda ciddi bir sınavda geçiyor gibi.

Kurallar değişti veya ilişkilerin dinamikleri pek çoğumuza yabancı.

Neden derseniz, bir şekilde ayrılık acıları devam ediyor. Ayrılıklar eskiye göre çok arttı ve bunun elbette sosyolojik, psikolojik değişimle yakından ilgisi var. Ama günün sonunda daha fazla acı, gözyaşı, keder ve yalnızlık var. Nasıl oluyorsa, çift dağıldığında en azından bir taraf toparlanmakta zorluk çekiyor.

Zorluk. Yetersiz bir sözcüktür. Neden mi? İçinde ruhsal acıları, yalnız kalışları, emeği ve harcanan zamanı taşır ama bunu ifade edebilmekte yeterince başarılı değildir. Çok sıklıkla kullandığımız bir sözcük olmasından mı nedir, bir şekilde, bir final sahnesindeymişçesine, bırakır gider geride kalanı.

İlişkilerin yaşadığı zorluklar her geçen zamanda artar ve değişir. Bu değişimin yarattığı yeni dinamiklere uymak da kolay değil.

İstekler, arzular, sevgiliden beklenenler değişmedi elbette. Aşk, tutku hala baş rol oyuncuları. Fakat Dr. Jivago’da, Rüzgâr gibi Geçti’de veya Gazap kuşlarında ölümsüzleşen o aşklara özlem çok ama o aşklardan eser yok…

Değişim diyerek sorundan kaçamayız. Değişim zaten değişmeyenlerin başını çekerken, arzu ve istekler asırlardır aynı şekilde aktarılırken, günümüzdeki ilişkilerin çatışmalarını birkaç basit yoruma indirgemek pek de mümkün görünmüyor.

İlişkiler içinde neler var? Tatminsizlik, yetersizlik, bıkkınlık… bir şeyler oluşuyor ve çok çabuk tükeniveriyor. En azından çiftin bir eşi için durum böyle.

Ne acı ki, balayı süreci muhteşem geçse de ilişkinin kötü kaderi her zaman bir son yazmayı beceriyor. Bu son bazen herkesin gözü önünde olmayabiliyor. Aynı evde yaşayan yabancılar giderek artıyor.

Her sorunu giderecek bir hap yok. Psikoterapi de sihirli bir değnek değil. Bir tek şansınız var, o da yolunda gitmeyeni, sorun olma potansiyeli taşıyanı zamanında fark etmek. Ancak o zaman, yaşadığınız çatışmayı çözümleme olasılığınız gündeme gelebilir.

Ya fark etmezseniz?

Oyun devam eder, oyuncular değişir. Rutin.

Rutin; duygusal farkındalık, kendini anlama, tanıma, yola devam için kendi malzemeni kullanma gibi pek çok önemliyi dışlama becerisi taşır. Bunun sonucunda, sizin dışınızdaki var oluşu tanımlamada anlamada ve onunla bütünleşmede zorlanırsınız.

Asırlardır kadın ve erkeğin dansı devam ediyor ve öyle görünüyor ki devam edecek. Mesele danstaki uyumu bozan ve çoğu zaman çağın getirdiğini düşündüğümüz ayrıntılarda saklı gibi.

Bu çağ bize neler getirdi veya neler götürdü ki, partner ilişkilerimizde, mutlu son yok.

Oyuncuların değiştiği tanıdık bir oyunu izler gibiyiz. Oyuncular değişiyor, hikâye aynı.

Ve bu bize yetmiyor.

Oysaki yakın ilişkiler, özümüzde var. Yalnızlık bize göre değil. Sadece ebeveyn çocuk, aile, dost ilişkilerine değil; özel, duygusal ve cinsel bağa dayalı, sürekliliği olan ilişkiler de isteriz.

O zaman bitemeyen ama devam da edemeyen ilişkiler içindeysek, ne yapacağız?

Hayal kırıklıklarını cebine doldurup yola devam etmek; her zaman kolay değildir.

Siz yoruldukça, yükünüz ağırlaşacaktır.

Bu faydasız bir yolculuğa dönüşmemelidir ve işin sırrı neler olduğunu anlamakla ilgilidir.


 

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2022, 13:45
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110