banner6

Bunalmış hissediyorsak…

banner37

Bunalmış hissediyorsak…
banner150 banner150 banner151 banner143

Psk. Ayla Kahraman

Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey,
Çok güzel şey doğrusu!

 

Melih Cevdet Anday
 

Şairin dizelerindeki yaşama coşkusu, güzel yaşamak ve yaşamaktan tat almak; bunalmış, bezmiş ve bıkkın hisseden insanlar için, günümüzün bulunmaz Hint kumaşı artık.

İlişkilerde yaşanan sorunlar, örseleyici yaşantılar, gündelik stresler, geleceğe yönelik endişeler, salgın günleri, ekonomik, politik çıkmazlar derken, iyilik halimiz sürekli bir tehdit altında.

İyilik halimizi tehdit altında olduğunda veya biz böyle hissettiğimizde gergin, endişeli, huzursuz duyumsayabiliriz. Bu, doğal bir tepkidir. Bu huzursuzluk, ruhsal acılara da dönüşebilir ve nevrozun ıstırap verici gel-gitlerinde yaşam sevincimizi kaybedebiliriz. Bu da insanlık halidir. Bu duygu durumlarının sürekliliği ve derinliği ise yaşama sevincini kıran, toparlanma arzusu duymamaya neden olan bir çıkmazdır.

Sorunların bazılarını çözebiliriz, bazılarını ise çözemeyiz. Bazıları zamanla çözülür bazıları zamandan bağımsız olarak yaşama çakılır kalır. Pandemi, ekonomik düzensizlik ve işsizlik gibi hafife alamayacağımız ama çözümü doğrudan bize bağlı olmayan pek çok stres faktörünün tesiri altındayken bunalmış hissedebiliriz. Ruh ve beden sağlığımız ile ilgili sorunlar bir yanda, diğer yandan eş, iş, çocuklarla olan ilişkiler tarafından kuşatılmışsak, çözüm bizde görünse bile işler çığırından çıkabilir ve biz bunalabiliriz.

Üstelik bir de anksiyete bozukluğu, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Duygudurum Bozuklukları gibi rahatsızlıklar yaşıyorsak, bu bunaltının derecesi ve süresi artabilir. 

Elbette aramızda, günün getirdikleriyle mücadele konusunda daha başarılı olanlar var. Ancak en kuvvetlimizin bile dünya ile olan dansında arada bir tökezleme olasılığı vardır.

Sağlığın, mutluluğun, yaşama sevincinin sürekliliği diye bir şey yok. Bunları arada yaşarız ve arada yaşamayız. Bununla beraber, içimizdeki savaşçı kuş, yaşam coşkusunun azaldığı zamanlarda susabilir.

İşte bu suskunluklardan biri, her şeyden, herkesten kaçma arzusu duyduğumuz, içe dönmeye yöneldiğimiz, bezgin, bunalmış ve boş hissettiğimiz bir ruh halidir.

Her şeyden önce bunalmışlık duygusu bir hastalık değildir. Çoğu zaman kısa sürede geçer. Ancak bazen gereğinden uzun sürer. Bu durumda, bunaltının, nevrozun ruhsal acılarına dönüşmesini engellemek için bir şeyler yapmamız gerekir.

Yaşadıklarımızın etkisiyle duyumsadıklarımız aslında bizim için yol göstericidir. Yani bunaldığımız süreci dikkate almak, nedenleriyle yüzleşmek iyi bir adımdır. Bu süreçte, üzüntü, hayal kırıklığı, yenilmişlik veya suçluluk hissi gibi duygular su yüzüne çıkacaktır. Bunları kabul etmek, bunaltı ile baş edebilmeyi kolaylaştırır. Elbette kendimizi veya başkalarını suçlamak bir işe yaramaz. Bize düşen anlamak, hoş görmek ve henüz yaşanmamış zamana yeni bir başlangıç yapmaktır. Yaşanmamış zaman için ilk adım, şimdiyi idrak etmektir.

Bu kabul ediş; bunaltıyı besleyen yalnız kalma arzusu ve boşluk duygusuyla mücadele etmeye de yardımcı olacaktır.

Bunun yanında, yaşamımızda olan her şey bizim kontrolümüzde değildir. Başkalarını, onların düşüncelerini değiştiremeyiz. Olan biten kaygı verici olaylara müdahale edemeyiz. Tek ayrıcalığımız, kendi kontrolümüzde olanları ele alabilmemizdir. Bunun dışındakiler, “sorun” olsa da bu sorunu çözebilmek için elimizden gelen bir şey yoktur. Bize ait ve çözebilme olasılığımız olan sorunları yakınımızda tutarken, diğerlerini uzak tutmayı başarmalıyız.

Bize ait ve çözebileceğimiz sorunların farkında olmamız ve diğerlerini üstümüzden atmamız iyi bir başlangıç olsa da tek başına bunaltıyı bitiremez. Bizim her aşamada sevdiğimiz, sevildiğimiz, değer gördüğümüz, değer verdiğimiz insanların yakınlıklarına ihtiyacımız vardır.

Bunaltı sürecini sona erdirmek için bir taraftan oluşum nedenlerine ve kendimize ve sevdiklerimize dönerken, diğer taraftan bunaltının oluşturduğu gerilimi azaltacak uğraşıları günlük yaşama getirmeliyiz.

Ne bizi mutlu ediyor? Nasıl rahatlayabiliriz? Dostlar, keyif veren uğraşılar, görev odaklı olmayan paylaşımlar…bunaltıyı artıran kaostan uzaklaşmayı sağlayan her şey.

Nefes eksersizleri, yoga, meditasyon, yüzme, bisiklet sürme, yürüyüş gibi bedensel ve ruhsal gevşeme yaratan etkinlikler bunaltıyı azaltmada kullanılabilir.

Rutin yaşam; bunalmış hissetmek için, bazen tek başına yeterlidir. Biz, rutini kırmayı, değişiklik yapmayı başarmalıyız. Görev odaklı yaşamaya alıştıysak, bu da bunaltıcıdır ve hayatımızda görevin yeri kadar, eğlence, dinlenme ve rahatlama da olmalıdır.

 

banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110