Büyüklerimize duyduğumuz sevgi

banner37

Büyüklerimize duyduğumuz sevgi
banner8

Psikolog Ayla KAHRAMAN


Onlarla, çocukluğumuzu, gençliğimizi ve orta yaşlılığımızı paylaşırız. Çocukluk ilişkilerimiz unutulmaz hatıralarla doluyken, ergenlikte isyanlar girer aramıza. Yetişkin olduğumuzda eşitlenir gibiyizdir. Sözsüz, sorgusuz bir uzlaşım içinde oluruz.

Ama yaşlandıklarında, hastalandıklarında birdenbire büyümeye başlarız. Onlara bakmak, onları mutlu kılmak, memnun etmek isteriz. Ayrılacağımız zamanın yaklaştığını düşünmek istemeyiz. Hatta bazen yaşlandıklarını kabul etmemek için onlardan, önceki yıllarda beklediklerimizi beklemeye devam ederiz.

Onlar analarımız ve babalarımız. Kaç yaşında olursak olalım, onlar yaşadıkça biz çocuğuz. Koca bir ömür paylaşırız ve ecel vaki olduğunda kısacık bir anmış gibi gelir. Paylaşılacak pek çok an, elimizde kalır. Söyleşecek sözcükler, boğazımıza takılır.

Hepimizin bildiği gerçek, yaşlıların ölüme yakın olduğudur. Bir genç kaybedildiğinde, ölümü “zamansız” diye yorumlanır. Yaşlı biri öldüğünde ise “zamanı gelmiş” olur.

Yaşlılara ölümü ne kadar yakıştırırsak yakıştıralım, çocukları için ebeveyn kaybı sarsıcı bir deneyimdir ve yaşlıların ölüme yakın olduğu düşüncesi, bu kaybın tesellisi olmaz. Aksine, anne baba kaybımızın ıstırabı sessiz ve derindendir. Değil mi ki sıralı ve geçinden ölüm diledik?

Ölümün doğasında var. Sıralı olsa da her ölüm erken gelir. Yaşanacak çok şey varken gelir. Ve anne baba ne kadar yaşlı olursa olsun, evlat yüreği, “biraz daha yaşasaydı” diye inler.

banner134
Araştırmalar anne baba kaybı ile baş etmeye çalışan yetişkinlerin stres yaşadığını gösteriyor. Öyle ki bu stres uzun vadede beden sağlığının bozulmasına da yol açabiliyor.

Bunun yanında, gene başka bir araştırmaya göre, anne baba kaybının ardından, kişiler sağlıklarına daha fazla dikkat etmeye başlıyorlar. Ebeveynin kaybı; kendi ölümlerine neden olabilecek hastalıkların idrakine neden olur: Ölümlüyüz ve hastalanarak ölebiliriz.

Anne babayı kaybetmek yaşam öykümüzdeki en acı duraklardan biridir. Orta yaşımızın en hüzünlü gerçekliği, anne babalarımızdan ayrılmaktır. Bu ayrılık, gençlik çağımızda evlilik veya eğitim yolu ile yapılan ayrılıklardan çok farklıdır. Bu ayrılık, bir vedadır.

Sonsuzluğa uğurladığımız yaşlı ebeveynimizin vedasını doğal karşılarız ama onların yokluğunda duyumsadıklarımız beklenmedik ve kesinlikle doğal bulmadığımız acı dolu deneyimlerdir. Yokluğun yarattığı çöküntüyü ve yoğun stres yaşarız.

Bazen yaşamın anlamını sorgularız; bazen onlar için yapacak bir şey var mıydı diye, düşünce dehlizlerine kapılırız.

Nihayetinde, onları kaybetsek de sevmeye devam ederiz.

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75