Çocuk ve şiddet

banner37

Çocuk ve şiddet
banner90
banner99

Psk. Ayla KAHRAMAN


Bazı çocuklar, kurallara karşı tavır ve davranışları ile dikkat çekerler. Sosyal uyumu kolaylaştıran ve akran ilişkilerini destekleyen, akademik başarıyı ilgilendiren sosyal yaptırım ve kurallara karşı çıkarlar. Sınıfta, teneffüste veya aile ortamında her an patlaması muhtemel bir bomba gibi algılanırlar. Kurallara uymadıkları gibi, onları değiştirmeye de çalışırlar. Şiddet içeren davranışları ile olağan duruma müdahale ederler. Vururlar, bağırırlar, sinirlenirler, ağlarlar.

Çocukta şiddet eğiliminin nedenlerine bakıldığında, yapısal nedenlerin yanında çevresel nedenlerin ağırlık kazandığını görebiliriz. Şiddet ve saldırganlık eğilimli bir çocuğun bu özelliği, doğuştan, yapısal olarak gelebilir ve bu durumda tedavi gerekir. Bunun yanında şiddet eğiliminin kökenine inildiğinde daha ziyade çevresel faktörlerle karşılaşırız. Özellikle aile içinde çocuğa bakış açısı, yaklaşım biçimi, karı kocanın ilişki dinamikleri çocuğun duygusal gelişimi üzerinde iz bırakacak kadar güçlüdür. Sadece çocuğa yönelik şiddet değil; çocuğun çevresindeki şiddet, istismar ve saldırganlık ile karı – koca arasındaki kavgalar, dövüşmeler, şiddet gösterileri durumun izleyicisi olan çocuğu olumsuz etkiler. Öğrenilmiş bir davranış olarak saldırganlığın sosyal içerikli dışavurumlarda egemen davranış olmasına neden olur.

Çocuk öğrenir. Evde, okulda, sokakta öğrenir. Bilgisayar oyunlarından, filmlerden öğrenir. Öğrenme işlemi ömür boyu devam etse de çocuk öğrenmesinin sınırları, kuralları vardır ve bunlar biz yetişkinlerin elindedir. Çocuğa uygun, elverişli, dengeli bir ortam sunmak bunların başındadır. Kavga, şiddet içeren davranışlardan arındırılmış ortam ve imkânlar çocuğun sağlıklı gelişiminde çok önemli yer tutar. Sadece aile, okul, sosyal ortamları değil; televizyon programları, bilgisayar oyunları da şiddetin öğrenilmesinde etkili rol oynar. Özellikle, haklı gerekçelere dayandırılmış şiddet içeren popüler diziler, çocuk şiddetini besleyen önemli kaynaklardır. Başkalarının olduğu dünyaya adım atacak çocuğun, öğrendiği davranışlar aracılığı ile iletişim kurmaya çalışması gayet doğaldır.

banner134
Utandırılan çocuk, sırtına ağır bir yük bindirilen çocuktur. Utanç, sosyal içerikli bir duygudur yani sadece başkaları söz konusu olduğunda ortaya çıkar. Bu tehlikeli yükün ağırlığı altında ezilen çocuk, yalnızlığın emniyetli kollarına düşebilir. Kendine sanal bir dünya kurabilir. Bu dünyada ihtiyaç duyduğu kahraman olmak adına, yaralarına ilaç olabilecek rollere bürünebilir. Utanç duygusunu canlandıran gerçek insanlara karşı, şiddeti bir kalkan yapabilir.

Sevildiğini bilen bir çocuğun, ilk kazanımı sağlıklı bir ruhsal yapı olacaktır. Bu, yaşamak, yaratmak ve var olmak için önemli bir güçtür. Yetersiz sevilen ya da sevilmeyen veya aşırı şımartılan bir çocuk; sevebilme, kendini güvenle yansıtabilme, kimliğini geliştirme ve başkaları ile bütünleşebilme yolundaki gücünü oluşturamayabilir. Şiddet eğilimli insanların aradığı da güçtür. Ta çocukluk yıllarında kaybettikleri bir şeydir bu. Öğrendikleri yol ise, gücü severek, yaratarak elde etmek değildir. Yok ederek, bozarak güç elde etmektir.

 Şiddet olgusu; kaynağını dürtmedikçe, sorgulamadıkça yayılma hızını devam ettirecek ve bazen meşruiyet kılığı ile karşımıza çıkacaktır. Kaynağına inmek, yetiştiği ortamları dürtmek, sorgulamak; çocuklarımız ve gelecekleri adına görevimizdir.

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75