Diyabete karşı halk bilinçlendirilmeli

Kıbrıs Türk Diyabet Derneği Başkanı Caner Arca, ülkede diyabet konusunda yapılan çalışmalar ve diyabetli sayısı hakkında bilgi verdi:

Diyabete karşı halk bilinçlendirilmeli
  • 30 Eylül 2018, Pazar 11:30

Ceren ÖZBİL

Ülkede son yıllarda diyabetli sayısının net olarak tespit edileceği bir araştırma yapılmamasına rağmen, diyabetli sayısının arttığı biliniyor.

Hatta dünyada uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar, 2025 yılında diyabetli sayısının yüzde 30 artacağını gösteriyor.

Buna rağmen ülkede diyabete karşı bilinci artırmak ve farkındalık yaratmak için yeterli çalışmalar yapılmıyor. Ülkedeki birçok diyabet hastası, doktora gittikten sonra hasta olduğunu öğreniyor. Diyabet hastası olup, diyabet hastası olduğunu bilmeyen yüzde 50’ye yakın bir orandan söz ediliyor.

Kıbrıs Türk Diyabet Derneği Başkanı Caner Arca, Kuzey Kıbrıs’ta diyabet prevalansının Avrupa ülkeleri ortalamasının 4 katı ve Türkiye’nin de iki katı hızla yükselmekte olduğunu anlattı ve bunun korkutucu bir durum olup önemsenmesi gerektiği konusunda uyarılar da bulundu.

KIBRIS: Dünyada ve ülkemizde diyabetli hasta sayısı nedir?

ARCA: 2015 yılında dünyada 415 milyon diyabetlinin olduğu ve bu sayının 2040 yılında 642 milyon olacağı tahmin ediliyor. Yani her on yetişkinden biri diyabetli olacak. Her 6 saniyede bir kişi diyabet hastalığından dolayı hayatını kaybediyor. 2025 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 30 artması beklenirken diyabetli sayısının yüzde 114 artması beklenmektedir. Kuzey Kıbrıs’ta Diyabet Derneği’nin 2008 yılında yaptırdığı diyabet taramasında yüzde 11,3 diyabetli ve yüzde 13 gizli şekerli hasta saptanmıştır. 1996 yılında yapılan taramada ise gizli şeker oranı yüzde 18 ve diyabetli oranı yüzde 11,3 olarak bulunmuştur. Ne yazık ki Kuzey Kıbrıs’ta diyabetli olup diyabet olduğunu bilmeden yaşayan yüzde 50’ya yakın oranda kişi bulunmaktadır.

KIBRIS: Bu hastalar arasında çocuklar da var mı?

ARCA: Bu rakamlar yetişkin kişiler üzerinden (20 yaş ve üzerindeki kişiler arasında) hesaplanan rakamlardır. İçinde Tip 1 diyabetli hastalar da var ancak taramanın yapıldığı tarihte Tip 1 diyabetli çocuk ve gençler bu rakamlarda yoktur. Yapılan araştırmalar şunu göstermektedir. Tip 2 diyabetlilerin sayısı toplam diyabetlilerin yüzde 90’ı kadarıdır. Tip 1 diyabetliler de geri kalan yüzde 10 kadardır.

KIBRIS: Geçmiş yıllara oranla bu sayıda artma ya da azalma var mı?

ARCA: Yapılan araştırmalar eğer yaşam biçimi değişikliği yönünde adımlar atılmazsa, gizli şeker olanların her yıl yüzde10 kadarının diyabet olduğuna işaret etmektedir. Bu durum dikkate alındığında diyabetli oranının her 10 yılda ikiye katlanabileceği tahmin edilebilir. Son yapılan araştırma üzerinden 22 sene geçmiştir. Tekrardan böyle bir taramanın yapılması ve bulunacak sonuçlara göre politikalar üretilmesi gerekmektedir.

KIBRIS: Diyabet sayısındaki artışın nedeni nedir?

ARCA: Diyabet sayısındaki artışın birden çok nedenleri var. Öncelikle diyabet gibi metabolik bozukluk sonucu oluşan hastalıklarda eğitim ve yaşam tarzı değişikliği çok büyük bir etkiye sahiptir. Ülkemizde bugün ilaçlı tedavi sistemi uygulanmaktadır. Diyabetlinin eğitilmesi, yaşam biçimini değiştirmesi (teknolojinin dayattığı bol enerjili gıdalarla beslenme ve hareketsiz yaşam), alternatif bir yaşam biçimini benimsemesi için teşvik edilmesi yönünde ne Sağlık Bakanlığı’nın ne de Eğitim Bakanlığı’nın hiçbir kanuni zorunluluğu yoktur. Durum böyle olunca insanlar diyabet olmadan eğitilmeleri şekli ile diyabetin önlenmesi yerine, kişilerin diyabet olduktan sonra doktora gidip ilaçlarla kan şekerlerinin dengelenmesine çalışılmaktadır. Diyabeti tetikleyen etmenler arasında en önemli faktörler bol enerjili besinlerle beslenme ve hareketsiz bir yaşam biçimi gelmektedir. Teknolojinin son 30 yılda hızla gelişmesi bir taraftan yaşamı kolaylaştırırken öte yandan yaşam biçimimizi de bu kolay yaşama uydurma yönünde büyük bir etkiye sahiptir. Teknolojinin gelişmesi gıda sanayinde de çok büyük oranda kullanılmasını getirmiştir. Yapay birçok kimyasal aslına çok benzer tat, renk, koku olarak veya koruyucu, kıvam artırıcı maddeler olarak tüm hazır gıdalarda kullanılmaktadır. Bu maddeler kullanma miktarına, kullanan kişilerin hassasiyetlerine göre farklı biçimlerde etkilerde bulunmaktadırlar. Neticede insan metabolizması üzerine olumsuz etkileri olmaktadır.

Bizler artık doğal gıdalarla beslenmiyoruz. Tarımsal ürünler işlenirken (örneğin; buğday, mısır, pirinç gibi ürünler un haline getirilirken) aslında onların kan şekerimizi yükseltme hızını da artırmaktadırlar.

Kan şekerini fazla yükselten veya hızlı yükselten besinlerin (karbonhidratların) bol miktarda kullanılması obeziteyi, metabolik dengenin (metabolik sendrom) bozulmasını ve bunlara bağlı olarak başta diyabet olmak üzere birçok hastalığı tetiklemektedir. Buna hareketsizleşen yaşamımız da büyük bir destek vermektedir. Nerede ise yürümeyi hayatımızdan çıkardık. Ev işlerini beyaz eşyalara, yürümeyi arabalara, haberleşmeyi cep telefonlarına ve iş yapmayı ve alışverişi de bilgisayarlara bıraktık. Sosyal işlerimizi de yemeğe çıkmak veya televizyonlarda dizi izlemeye indirgedik.

KIBRIS: Diyabet hastalığının en yoğun şekilde ortaya çıktığı yaş aralığı nedir?

ARCA: Diyabet her yaşta ortaya çıkabilir. Ancak Tip 2 diyabet türü (daha çok yaşam tarzına bağlı olarak ortaya çıktığından) geç yaşlarda (40 yaş üzeri) ortaya çıkar. Ne yazık ki dayatılan yaşam biçimi nedeni ile ülkemizde 10-12 yaşlardaki çocuklarda bile artık Tip 2 diyabet görülebilmektedir.

Tip 1 diyabet pankreasın herhangi bir nedenle insülin hormonunu hiç veya yeterince salgılayamaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bu durum genellikle çocuk ve gençlerde görülmektedir.

KIBRIS: Diğer ülkelere göre kıyaslandığında ülkedeki diyabet hastası oranı daha az mı daha fazla mı? Bunun sebebi nedir?

ARCA: Kuzey Kıbrıs’ta diyabet prevelansı Avrupa ülkeleri ortalamasının 4 katı, Türkiye’nin 2 katı hızla yükselmektedir. Bu korkutucu bir durumdur ve önemsenmelidir. Bunun sebebi teknolojinin gelişmesine bağlı olarak; bol enerjili gıdalarla beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının ülkemize gelişmiş Avrupa ülkelerinden daha sonra girmesi olabilir.

KIBRIS: Diyabet hastalığına karşı mücadelede nasıl bir yol izlemeliyiz?

ARCA: Diyabet kan şeker düzeyinin, insülin hormon salgısının olmaması veya etkisini yeterince yapamaması sonucunda olması gerekenden daha yüksek seyretmesidir. Bu da beslenme ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Doğru beslenmeyi öğrenmeli. Vücudumuzu tanımalı ve ona göre beslenilmelidir. Bu konuda gerçek uzman kişilerden bilgiler alınabilir. Toplumu, son yıllarda bize dayatılan yaşam biçimine alternatif bir yaşam biçimi yönünde teşvik etmek, bu yönde program ve politikalar üretip uygulamaya koymak zor değildir. Bazı yasal düzenlemeler, belediyelerle birlikte yürüyüş ve bisiklet yolları yapılması, 10-15 dakikalık eğitim programları ile medyanın kullanılarak tüm kitlelere ulaşılması, gece okulları ile ucuz, sağlıklı gıdalar ve bunların hazırlanması ile ilgili bilgiler verilebilir. Uzmanlar tarafından diyabetin kontrolüne yönelik bilgilerle insanların donatılması, okullarda tedrisata sağlıkla ilgili bilgiler konması, beden eğitimi derslerinin öneminin çocuklara, anne babalara anlatılması gibi konular atılması gereken adımlar olabilir.

KIBRIS: Diyabetle ilgili ilaçları bulmakta sorun yaşıyor musunuz?

ARCA: Zaman zaman diyabet ilaçlarını bulmakta zorluklar yaşanıyor. Sadece diyabet ilaçları değil ama tansiyon hapı bile bulmakta zorluklar yaşandığı da oluyor. Bu sorunu çözmek zor değil ama nedense sorunu çözmek yerine ilaç bulunmadığında ihalede problemler olduğu söylenmesi daha kolay geliyor. Bugün hastanelere gelen diyabetlilerin kayıtları tutuluyor. Kimin hangi ilacı ne kadar kullandığı bellidir. Bunları incelemek, hesaplamak ve her yıl artan yeni diyabetli oranı kadar bir miktar ekleyerek ihaleye çıkmak zor olmasa gerek. Ama bu yapılmaz ve kısmi olarak ihalelere çıkılırsa her zaman problemler de ortaya çıkabilir. Neticede bu ilaçları getiren firmalar arasında rekabet olmaktadır.

KIBRIS: Diyabetle mücadele kapsamında devlete düşen görevler nelerdir?

ARCA: Devlete düşen görev sağlık sisteminin odak noktasına hastayı (insanı) koymak ve çalışmaları ona göre düzenlemektir. Koruyucu hekimlik sistemini hayata geçirmek ve tüm toplumun eğitilerek metabolik ve diğer hastalıkların gelişmesi temelden engellenebilir, hiç değilse en düşük seviyeye indirilebilir. Bu sistemin oluşturulması ilk aşamada para gerektirebilir ve pahalı gelebilir ancak orta ve uzun vadede sağlık sistemine getireceği rahatlama ile çok daha ekonomik bir durum ortaya çıkacaktır.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 3 1 0 9 10
3 BAF ÜLKÜ YURDU 4 3 0 1 6 9
4 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 0 7
6 LEFKE TSK 4 1 3 0 3 6
7 GÖNYELİ SK 4 2 0 2 0 6
8 ÇETİNKAYA TSK 4 1 2 1 -1 5
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 1 2 1 -2 5
10 ESENTEPE KKSK 4 1 1 2 -5 4
11 GİRNE HALK EVİ 4 1 0 3 1 3
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 0 3 -2 3
13 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 1 0 3 -3 3
14 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 0 3 1 -3 3
15 BİNATLI YSK 4 1 0 3 -6 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 0 1 3 -9 1
yukarı çık