Evlilik farklı bir ilişki biçimidir

Ömür Boyu Birlikte olma arzusu; evlilik kararının alınmasını sağlayan ve evlilik coşkusunu akılda kalacak törensel ifadelere dönüştüren bir başlangıcı aralar.

Evlilik farklı bir ilişki biçimidir
  • 09 Eylül 2018, Pazar 12:01


Binlerce yıldır bütün dünyada evlilik törenleri yapılır. Dünya sahnesi, kültürel farklılıklardan oluşan çok renkli törenlere ev sahipliği yapmaktadır. Evlilik biçim veya içeriklerindeki farklılıklar bir yana; her evlilik ilişkisinin ortak bir başlangıç amacı vardır: evlilik günü, her çift için, umutların ve beklentilerin; niyet ve emekle birleşmeye hazır olduğu günün başlangıcıdır.

İki kişilik bir yolda yürünmeye başlanmıştır.

Evlilik ilişkisi, diğer çift ilişkisi biçimlerinden farklı bir misyon yüklenir. 

Bir flört ilişkisi değildir. Hayranlık ve gösterişten sonra elde kalanlar, yeni yolculukların malzemeleri olur çünkü.

Uzatmalı görünen, yılları yuttuğu halde, aynı yerde sayan ilişkilere de hiç benzemez, evlilik. Bir nehir gibi akar, durur. Hiçbir anı, öbürüne benzemez ve zaman dediğimiz yaramaz çocuk ile beraber dans etmeyi sever.

Aynı evde yaşayan, elektrikleri bitince çekip giden çiftlere de benzemezler. Evli çiftler, elektrikleri bitince gitmeyi düşünmezler, elektriğin üretimi ile ilgilidirler. Yani tüketmekten çok üretmekle ilgilidir evlilik.

Evliliğin var olma cesareti, insanın var olma cesareti kadar eskidir belki de. En azından diyebiliriz ki, varoluşumuzun göstergelerinden biridir, bu farklı ilişki. İki farklı kişi, birbirinde erimeden, kendilik değerleriyle yürürler. Uyum içinde ve eşit.

 


Evlilikte ilk adımların başarısı, sonraki yıllarda yaşanacaklar için önemli bir yönlendiricidir. Yaşam yolu engellerle, çatışma ve hayal kırıklıkları ile doludur. Bunları karşılayabilmek ve çiftin memnuniyetini artıracak yeni haz kaynaklarına dönüştürmek gerekmektedir.

Gerçekten de atılan imzanın, yaşamı bütünü ile değiştirecek gücü vardır. “İlişkimize imza attık” denilen noktada psikososyal, duygusal yeni roller yaşama konuk olur. Özledikleri saklı cenneti bulma düşleri can kazanır. Birine, bir yere ait olma, tatmin edici cinsel birliktelik, güven, huzur, sevildiğini bilme; önemli zenginliklerdir. İnsanın kendini olduğu gibi yansıttığı, yargılardan korkmadığı, utanmadan üzerindeki sosyal kimlikleri çıkarıp attığı ve çıplak “ben”i yansıttığı bir kapıyı aralar evlilik. İşte bu nedenle, “evlenince ben onu değiştiririm” düşüncesi, beklentileri can evinden vurabilecek yanlışlıktadır.

Aslında, kimseyi değiştirecek gücümüz yoktur. Hayalimizdeki ideal de asla gerçekleşmeyecektir. Çift olabilmeyi başarabildiğimizde, değişmeye başlarız. Çiftin her bir eşinin, kendi benliğini korurken, eşi ile bütünleşmesini sağlayan ve çifti benzersiz kılan bir değişimdir bu. 

Evlilikten duyulan memnuniyet, “ömür boyu” sürmesi arzusunu gerçekleştirecek güçtedir. Bu nedenle “aşkımız bitti ama sevgimiz devam ediyor” yanılsaması ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu iletir: Evliliğimiz iyi gitmiyor.

Sevgi ve aşkı ayrı gezegenlere göndermeye çalışmamızın en önemli nedeni çiftin tutkusundaki olumsuz değişimdir. Tutku incinirse ya da azalırsa ilişkide sorunlar başlar.

Tutkuyu sürdürme; çift ilişkisinin can damarıdır. Eş ile bütünleşirken, kendin olarak kalabilme becerisi ile de yakından ilgilidir. Çiftin her bir eşinin, sevdiğini memnun etmeye çalışması doğaldır. Bununla beraber, onun istediği gibi davranmaya çalışmak, onu memnun etmeyi tek hedef haline getirmek oldukça tehlikelidir. Çift olmanın en önemli kuralı olan “ilişkide eşit bireyler” dengesi bozulabilir çünkü. Kişi, kendinden uzaklaştığında, kendini yok farz ederek, eşin beklentilerine hizmet etmeye başladığında çiftin eşit bireyi olmayı bir kenara bırakmış olur. İlişkilerinde eşitliği kaybetmiş çiftlerin tutkularından söz etmek, pek de olası değildir.

Çiftin tutkusu; en çok samimiyeti, içtenliği sever. Kendilerini eşlerine açmaktan çekinen, yargılanmaktan, yanlış anlaşılmaktan korkan kişiler; kendilerini ifade etmekten kaçınabilirler. Bunun nedeni, sevilmeye duyduğumuz ihtiyaç ve sevilen tarafından reddedilme korkusudur. Temelinde ise, kendini başkalarının tepkilerine göre değerlendirme yanlışı rol oynar. Aslında hepimizin bildiği bir gerçeğe, örtü atılmıştır: İnsanı sevmek; önce kendimizi sevmekle başlar. Kendini seven insan, kendini ifadeden kaçınmayan insandır. Bu ifadenin içinde, bizi başkalarından farklı kılan, dünyadaki biricikliğimizi dünyaya ilan eden her şey vardır: Duygular, düşünceler, arzular, tutkular, beklentiler, sevilene verebileceklerimiz, ondan alabileceklerimiz.

 Kısacası, ömür boyu birliktelik hayalini, gerçeğe yükseltecek her şey.
 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 9 8 1 0 18 25
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 7 1 1 12 22
3 BAF ÜLKÜ YURDU 9 5 3 1 12 18
4 CİHANGİR GSK 9 5 2 2 3 17
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 5 1 3 11 16
6 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 0 4 7 15
7 GÖNYELİ SK 9 4 1 4 1 13
8 ÇETİNKAYA TSK 9 3 3 3 -5 12
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 2 4 -3 11
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 2 5 2 -7 11
11 BİNATLI YSK 9 3 1 5 -6 10
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 3 4 -3 9
13 LEFKE TSK 9 2 3 4 -5 9
14 GİRNE HALK EVİ 9 2 0 7 -7 6
15 ESENTEPE KKSK 9 1 1 7 -14 4
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 0 3 6 -14 3
yukarı çık