Evliliklerde kültürel farklılıklar

Araştırmalar, tüm dünyada kültürlerarası evliliklerde hızlı bir artışın olduğu yönündedir

Evliliklerde kültürel farklılıklar
  • 04 Haziran 2018, Pazartesi 16:25

Ayla KAHRAMAN (Psikolog)

Yabancı gelinler ve damatlar, kültürümüz tarafından artık olağan karşılanıyor.

Piyano hocası Peregrini’nin Rabia ile evlenebilmek için, Müslümanlığı seçişi ve sünnet olmayı kabul edişinden günümüze; kültürel farklılıklara yönelik hoşgörümüz ve kabulümüz oldukça arttı.*

Artık, kişilerin birbirlerine ve kültürel yapıya uyum göstermeleri için, kimliklerini oluşturan değerlerden vaz geçmeleri beklenmiyor.

Hoşgörü; beraberinde, değişime hazır olmayı getirir. Farklılıklara rağmen ve farklılıklar sayesinde uyum içinde yaşamak için, kişiler ve toplum hazır olur.

Bununla birlikte, her çift ilişkisinin kendine özgü beklenen sorunları vardır. Evlilik ilişkilerinde de durum aynıdır.

Çatışmaların varlığı doğaldır. Çiftin kendi ilişkisini geliştirmesi ve kendine özgü yapabilmesi için de gereklidir. Bu aile olmakla da ilgili bir sentezdir. Birbirinin aynısı iki aile bulamazsınız. Parmak izi gibi, her biri öbüründen farklıdır. İşte, önemli olan, bu uyumlu, işe yarayan yani işlevsel aileyi oluşturmaktır. Farklı veya aynı kültürde olsun, çiftler kendi ilişki ve aile dinamiklerini oluştururken, çatışır ve uzlaşır.

Farklı kültürler söz konusu olduğunda, bu çatışmalar beklenenden ağır geçebilir ve dinamiklere zarar verebilir.

Hoşgörü gerekli ama yeterli olmayan bir faktör olarak ortaya çıkabilir.

Çift olma arzusunu yaratan farklılıklar; çiftin sorunları haline gelebilir. Birbirlerinde çekici buldukları özellikler; bir anda itici ve rahatsız edici davranışlar olarak yorumlanabilir.

Çiftin bu durumda, sorunu olduğu gibi ortaya koymaları ve farklı bakış açılarını samimiyetle ifade etmeleri gerekir.

Hepimiz, kendimize özgü akli doğrulara sahip olabiliriz. Ancak bunların sorun çözme gücü her zaman yeterli değildir.

 Sorun; yaşadığımız dünya ile bire bir ilintili olarak karşımıza gelir. Bu nedenle, sorunla ilgili kişi kadar doğru vardır ve farklı doğruların kör dövüşüne yakalanmadan, soruna yönelik gerçekçi çözümleri üretmek, uzlaşmak ve yola devam gerekir.

Farklı doğrularını; uzlaşmış gerçekler olarak uygulamaya hazır olan çiftlerin, ilişkileri daha sağlıklı yürüyebilecektir. Aidiyet ve değer duyguları zarar görmeyecektir.

Ancak, kendi doğruları konusunda uzlaşmaya açık olmayan ve kültürel eğilimleri, kanıt olarak kullanarak, eşini itaate mecbur bırakan bir tutum, ilişki ve aile dinamiklerine zarar verecektir.

Aileyi oluşturan her birey bundan zarar görecektir.

Örneğin, batılı bir kadın için, çocuk yetiştirmede, kız ve erkek çocuklar arasında sosyal, cinsel bir ayırım yapmak akla gelmez. “Kızım ve oğlum, aynı haklara, kısıtlamalara, hak ve ödevlere sahiptir” diyen bir anne düşünün. Kocası, çocuklarının babası, geleneksel düşünceyle yetiştirilmiş ve doğrularını buna göre oluşturmuş olsun. Kız çocuklar ve kadınlar için, koruyuculuğunu gelenekle sınırlayan bir babanın çok kısa sürede, kızına ve oğluna cinsiyet ayırımcılığını aşılayacağını tahmin etmek zor değil.

“Erkeklerin yapabildiği her şeyi, kızlar da yapabilir” düşüncesi ile “kızların toplumsal cinsiyet rolleri gelenekle belirlenir” yaklaşımı; eşler arasında ciddi bir savaşa neden olabilir.

Bu savaş yorucudur elbette ama aile bireyleri arasındaki ilişkiyi de zedeleyebilecek bir özellik taşımaktadır. Bu tür savaşlar, huzursuz aileler yaratır. Çiftler geçimsiz görünür. Çocukların gelişimsel sorunları daha sancılıdır.

Çiftin bu tip konularda, önceden uzlaşmaları ve ebeveyn işlevselliğini yapıcı rollerle beslemeyi başarmaları gerekmektedir.

İtaat değil, uzlaşım ile aile değerlerini oluşturup, bu değerleri aile dinamikleri aracılığı ile işletebilmelidirler.

Farklılıkların uyumu, toplumsal gelişme ile doğrudan ilgilidir. Toplumsal gelişmenin itici gücü aile kurumudur. İtaate eğil, hoşgörü ve uzlaşmaya dayalı ilişki sistemlerinin, toplumun lokomotifi olduğu unutulmamalıdır.

*Halide Edip Adıvar’ın ünlü romanı, Sinekli Bakkal’daki baş karakterler. İstanbul’da, Abdülhamit dönemindeki sosyokültürel yaşamı, batı ile ilişkileri; bir mahalledeki gündelik akış içinde sunan eserdir.
 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 3 1 0 9 10
3 BAF ÜLKÜ YURDU 4 3 0 1 6 9
4 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 0 7
6 LEFKE TSK 4 1 3 0 3 6
7 GÖNYELİ SK 4 2 0 2 0 6
8 ÇETİNKAYA TSK 4 1 2 1 -1 5
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 1 2 1 -2 5
10 ESENTEPE KKSK 4 1 1 2 -5 4
11 GİRNE HALK EVİ 4 1 0 3 1 3
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 0 3 -2 3
13 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 1 0 3 -3 3
14 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 0 3 1 -3 3
15 BİNATLI YSK 4 1 0 3 -6 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 0 1 3 -9 1
yukarı çık