Evlilikte yaşanan çatışmalar ayrılık nedeni değildir

banner37

Evlilikte yaşanan çatışmalar, sahiden çiftlerin karşılıklı doyumunu engeller ve mutluluğunu yok eder mi?

Evlilikte yaşanan çatışmalar ayrılık nedeni değildir
banner87

Ayla KAHRAMAN (Psikolog)

Çiftlerin ilişkileri ve birbirleri ile ilgili düşündükleri evliliklerinin geleceği ile ilgili ipuçları ile doludur.

Güven, aidiyet, uyum ve doyum gibi konularda, benzer beklentilere sahip olmak; evlilik denen zorlu yolculukta, fırtınaları daha kolay atlatabilmeyi sağlar.

İlişkilerinin başında olumlu sonuçlar elde etmeye başlayan iki insan “ben” ve “sen” çizgisinden “biz” olmaya geçmeyi daha çabuk başarır. Baştaki bu “iyilik” ve “biz” duygusu, gelecek yılların harcı olur; çünkü ne kadar iyi başlarsa başlasın, her evliliğin fırtınaları vardır. Bu nedenle baştaki iyiliğin, uzlaşımın, doygunluğun, huzurun, mutluluğun ve en önemlisi aidiyet duygusunun sonraki yıllarda yaşanacak fırtınaları kontrol etme gücü vardır.

Evliliklerin kaçınılmazı olan çatışmaları da bu açıdan almanın faydası vardır.

Çatışıyoruz, anlaşamıyoruz diye ayrılmaya kalkışmak; çoğu zaman sorunu yanlış çözme girişimidir. Çünkü, çatışmasız ilişki yoktur. Olmamalıdır da. Çift ilişkileri, köle- efendi ilişkisi değildir. Eşit ilişki konumundadır. Bu nedenle uyum ve doyum kanalları, çok değerli olan aidiyet duygusu, saklı cennet yaratma arzusu gibi pek çok ihtiyacın giderilmesi için çatışmalar gereklidir de.

Buradaki önemli nokta, çatışmanın ilişki karakteri olmamasına dikkat etmektir. Sürekli çatışan, “geçimsiz” denilen çiftlerin, ilişki dinamikleri bozulmuş ve çarpık yeni bir biçime oturmuştur.

Ayrılamazlar ama barış içinde de yaşayamazlar.

Birbirlerine saygı duymaya kalkışmazlar çünkü bu bir çeşit yenilgi olarak algılanır.

İlişki biçimleri, savaşmak üzerine kurulmuştur ve savaşçılık becerileri, tutkularının besin kaynağıdır. Yani, ayrılma tehditleri, hatta kısa uzun ayrılıklara rağmen, birbirlerine, tutkuya, savaşa dönme eğilimindedirler.

 Ne yazık, böyle bir çift ilişkisinde çatışmanın ötesinde bir durum vardır. Savaş. Savaşın oluşturduğu yaralar, ilişkinin doyumunu sağlar.

Sözünü ettiğimiz, bu ilişki biçimi değildir.

Çatışma anlamını uzlaşımda bulur. İşte çiftin ilişkisini besleyen nokta da budur.

Uzlaşım, itaat ile ilgili bir kavram değildir. Güç dengesizliğinden doğan avantaj veya dezavantaj da söz konusu değildir.

Uzlaşım; sorunu anlamak, çözmek ve çiftin her bir eşi için öncekinden daha gelişmiş bir ilişki geleceği vaat etme durumudur.

Çatışmak söz konusu olduğunda, çift çatışmalıdır. Böylece, evlilikte bulduklarını kaybetmeme hatta daha iyiye götürme şansları olur.

Çiftin ilişkilerine yönelik en önemli görevi, ilişkiye sahip çıkmak olmalıdır. Bu, karşılıklı güveni ve uzlaşmayı kolaylaştıracaktır.

Çatışmalar, ilişkilerin yaşam kaynağıdır.

Mesele, sorunu zamanında fark etmek, ilişki dinamiklerine sahip çıkarak çözmektir. Yolunda gitmeyen bir şeyler varsa, çiftin en azından bir eşi fark edecektir. Mesele, karşılıklı duyarlılık içinde davranmaktır.

Ortada hiçbir şey yok gibi davranmamak varsa anlamak, gereğini yapmak ve ilişkiyi güçlendirmek.

İşte çatışmanın çift ilişkisine yönelik kazandırdığı nokta da bu: daha güçlü bir beraberlik ve daha duyarlı ve daha doyum verici.
 

Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2018, 12:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER