“Hayır” demeyi öğrenmek

banner37

“Hayır” demeyi öğrenmek
banner90
banner99

Psikolog Ayla KAHRAMAN
 

Bazılarımız, “hayır” demekte zorlanırız ve bizden istenilenleri, “istemeden” yapmak zorunda kalırız.

Başkalarının isteklerine uymak; kişinin kendi sınırlarını belirlemesini ve kendine saygısını olumsuz etkiler.

Kişiler onlardan istenilenleri yapmadıklarında, “hayır” dediklerinde, ilişkileri bozan kişi olacaklarını düşünürler. Bir tarafta “hayır” diyememe; diğer tarafta ise “hayır” diyememenin yol açtığı stres ve moralsizlik.

“Hayır’ı” yerinde kullanmayı başarmak gerek. Bu kişinin kendini özgür hissetmesinin iyi bir yoludur. “Hayır” demek gerekirken, çok fazla “evet” demek; kişinin duygusal bütünlüğünü, sosyal ilişkilerini hatta beden sağlığını olumsuz etkiler. Hepimizin, ne zaman ve nasıl “hayır” dememiz gerektiğini öğrenmemiz gerek.

Pek çok insan; yakınlarına, iş arkadaşlarına, patronuna “hayır” demekte zorlanır. Elbette, “evet” demenin sonucunda, daha fazla sevileceğini, kabul göreceğini ve iş hayatında başarılı görüneceğini düşünmek de var. Gerçekten de “evet” dersek, tembel, umursamaz veya bencil görünmeyiz.

Ama bir gerçek var ki, insanlara “hayır” diyemeyen kişilerin sorumlulukları sürekli artar. Sorumlu hissetme, kişinin doğal bir yükü haline gelir. Kişinin durumdan vazife çıkarır hale gelmesi; ciddi bir kendini ihmal ve değersiz hissetmeyi beraberinde getirir.

Unutmamak gerekir ki, özellikle kadınlarda “hayır” diyememe daha sıklıkla görülmektedir. Dünyanın pek çok bölgesinde, kadınların itaatkâr olması beklenmektedir. Toplumsal baskı ve kadından beklenenler; kadının “hayır” demesini zorlaştırmaktadır.

banner134

“Hayır” özgür dışa vurumumuzu sağlayan muhteşem bir kelime. Buna rağmen, çoğumuz bir yerlerde “hayır” demeyi bırakıp itaatkâr kişiler oluyoruz. Gerçekten istemediğimiz halde, “evet” diyoruz. Arkadaşımız olmayan kişilerle zaman geçiriyoruz, bizim için bir anlam ifade etmeyen ortamlara konuk oluyoruz, ilişkilerimizin bozulmaması uğruna, bizden “rica” edenlerin taleplerini kabul ediyoruz. Planlarımızı bozacak olsa da “bir iyilik yapar mısın” anlamı taşıyan beklentilere “evet” diyoruz.

“Hayır” diyememenin nedenlerinden biri başkalarından onay almaya duyulan ihtiyaçtır. Geçmişte, -belki çocuklukta belki daha sonra- sadece kendimiz olarak sevilme ve değer görme ihtiyacımız baltalanmış olabilir. Birileri için bir şeyler yaparak sevilmeyi ve değer görmeyi öğrenmiş olabiliriz.Bizlerin, koşulsuz sevilmeye ve değer görmeye çok ihtiyacımız vardır. “Seni seviyorum çünkü…” diye başlayan cümleler, sevilme ve değer görmemizi bir koşula bağlayan zararlı cümlelerdir.

Mesele, gerçekten istediğimiz şeylere “evet” demektir. Bu kulvardaki “evet” değerlidir. Kendimize duyduğumuz güven ve sevgi ile ilgilidir. Öyle ki, olduğumuz gibi kabul göreceğimizi biliriz.

Başkalarını kırmamak, reddetmemek gerektiğine yönelik bir inançla “evet” diyorsak ve bunu sürekli yapıyorsak; yıpranır ve eksiliriz. Aslında “Hayır” diyemediği için “evet” diyen bir insanın bu davranışının altında tüketici bir fedakârlık yatmaktadır. Bu tip bir fedakârlık çok da iyi değildir çünkü kişiyi kendinden ihtiyaçlarından, hedeflerinden uzaklaştırır. Bu uzaklığın yarattığı boşluğu, stres, kaygı bozuklukları hatta depresyon doldurur.

Kişinin evetleri çoğaldıkça, kendine ayırdığı zaman azalacaktır. Bu da duygusal ve bedensel bütünlüğün zorlanmasına neden olan bir ihmaldir. Bu durumda ruhsal acılar dayanılmaz olacaktır.

Gerektiğinde “hayır” diyebilmek, “evet” in değerini artıracak ve kişinin kendini rahatsız ve kullanılmış hissetmesini engelleyecektir.

 

Güncelleme Tarihi: 24 Nisan 2021, 15:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75