Her hastalığın kendine özgü bir beslenme şekli var

banner37

Diyetisyen Tünay Tuğcan, sağlıkta olduğu kadar hastalıkta da beslenmenin önemli olduğunu belirtti ve önemli bir noktanın altını çizdi:

banner87
Her hastalığın kendine özgü bir beslenme şekli var
banner99

Erol KANLIADA

Diyetisyen Tünay Tuğcan, sağlıkta olduğu kadar hastalıkta da beslenmenin çok önemli olduğunu belirterek, her hastalığın kendine özgü bir beslenme şekli olduğunu söyledi.

İnsanların yaşayabileceği çeşitli hastalıkların sonucunda nasıl beslenmesi gerektiğine dair öneriler sunan Diyetisyen Tünay Tuğcan, önerilerini KIBRIS ile paylaştı.

Diyetisyen Tünay Tuğcan’ın çeşitli sağlık sorunlarıyla ilgili beslenme önerileri şu şekilde:

Saç dökülmesi ve tırnak kırılması

Her hastalık için ayrı bir beslenme önerisi sunan Tuğcan, saç dökülmesi ve tırnak kırılmasına neden olan beslenmeyle ilişkili olan nedenlerin; vitamin ve mineral eksiklikleri olduğunu vurguladı.

Her gün 1 adet haşlanmış yumurta veya suda pişirilmiş şekilde tüketilmesini öneren Tuğcan, “saç ve tırnak dökülmesinde ortak bir sorun ise aynı zamanda demir eksikliği anemisidir (kansızlık), çinko mineraliyle birlikte sorun ortaya çıkıyor” dedi.

“Demirin kaynakları zaten çinkoyla ortaktır, bakliyatlar ve kırmızı etler ikisinin ortak noktalarıdır, ayrıca kuruyemişler için ise çinkonun kaynağıdır” diyen Tuğcan, “bunları birlikte tükettiğinizde haftada 2-3 kez bakliyatlar, 2-3 kez kırmızı et ve her gün 8 adet badem veya 2 adet ceviz veya 6 adet fındık ile tamamlarsak, bunları uzun süre de birlikte tüketirsek faydasını görürüz” dedi.

Tuğcan; “fakat bu mineralleri idrarla atılmamasını istiyoruz, bu nedenle idrar söktürücü çaylardan ve diüretik ilaçlardan uzak durmalıyız ama ilaçları kesmek mümkün değilse ve ilaç kullanmak gerekiyorsa bu mineralleri doktorunuzla konuşup dışarıdan almanız gerekmektedir” dedi.

Cilt kuruluğunu önlemek için ne yapmalı?

Özellikle B vitamini eksikliğinde cilt kuruluğu olduğunu söyleyen Tuğcan, “doğal besinlerle takviye etmekte fayda vardır, B vitaminleri, tahıllarda, bulgurda, süt ve süt ürünlerinde, et de ve yeşil yapraklı besinlerde bulunmaktadır” dedi.

Bu nedenle beslenmede besin çeşitliliğinin çok önemli olduğunun altını çizen Tuğcan, “bunları yeterli ve dengeli bir şekilde her gün kullanırsak, ayrıca tabii ki su tüketimi de çok önemlidir, yetişkinlerde 2-2,5 litre çocuklarda 1-1,5 litre su tüketimi önemlidir” dedi.
   Başka bir konuya daha dikkat çeken Tuğcan, hylaunarik asitin çok önemli olduğunu, yoğun nemlendiriciler kullanılabileceğini ve bu besin desteği için doktorunuza başvurabileceğinizi belirterek, cilt doktoruna danışarak nemlendirici hakkında da bilgi alabileceği tavsiyesini verdi.

Hipertansiyonu önlemek için nasıl beslenilmelidir?

Bol miktarda su tüketiminin çok önemli olduğunu vurgulayan Tuğcan, idrarla fazla tuzun atılmasına yardımcı olduğunu ve sofrada tuz bulundurulmaması gerektiğini söyledi.

Ekmeklerin tuzsuz tercih edilmesi gerektiğini belirten Tuğcan, yemeklere tuz eklenmemesi gerektiğini, turşu, şalgam suyu, maden suyu, soda, et suyu ve tavuk suyu tabletler, bulyonlar, hazır çorbalar ve karışım özel baharatların kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

“Alkol ve tuzlu kuruyemişler, cipsler, atıştırmalıklar sodyum açısından yani tuz açısından yüksektir” diyen Tuğcan, “yüksek doz ve kafein tansiyonu yükseltiyor” diye konuştu.

Özellikle stresten uzak durmanın önemli olduğunu vurgulayan Tuğcan, düzenli egzersiz yapmanın gerekli olduğunu belirtti.

Tuğcan, “kilo verildiğinde de tansiyonu hem yüksek hem de küçük (sistolik ve diastolik) tansiyonun düşebildiği verilerle kanıtlanmıştır ve çok hızlı kilo kaybı önerilmiyor, 3 aylık bir süreçte 10 kilo verilmesi tansiyonu düşürmede oldukça etkilidir” dedi.

Kemik ve eklem rahatsızlıklarını önlemek için nasıl beslenmelidir?

Kemik ile ilgili hastalıkların çeşitlilik gösterdiğini ifade eden Tuğcan, “konu kemik erimesi ise kalsiyum her gün düzenli tüketilmelidir, kaynakları, süt, süt ürünleri ve peynirdir” dedi.

Peynirin kalsiyumu yüksek ama tuz oranının da çok yüksek olduğunun bilgisini veren Tuğcan, yüksek tansiyonu olanların buna dikkat etmesi gerektiğini söyledi.
   Kalsiyumun kemiğe geçiş oranının çocukluk çağında yüksek olduğunu söyleyen, Tuğcan, “alınan kalsiyumun yarısı kemiğe geçebilir ve 30’lu yaşlara gelindiğinde ise kalsiyumun yaklaşık %30’u kemiğe geçmektedir” dedi.

Menopoz ve antropoz dönemlerinde ise bu seviyelerin daha da aşağıya doğru indiğini belirten Tuğcan, “yaş ilerlerken insanlar daha fazla çay ve kahve gibi kafein içerikli içecekleri tüketmeye eğilimlidirler, fazla kafein tüketimi de idrarla kalsiyum kaybına neden olmaktadır” dedi.

Kadınlarda özel günlerinde ve doğum sonrasında ise kemiklerde ciddi seviyelerde kayıplar meydana gelmekte olduğunu söyleyen Tuğcan, “hayat boyu kalsiyum kaynaklarını düzenli tüketmek ve alışkanlığa oturtmak çok önemlidir” diye konuştu.

Bunların yanı sıra yaz aylarında güneşin çok dik olmadığı, güvenli saatlerde 15 dakika güneş koruyucusuz güneşlenmemizi öneren Tuğcan, “güneş koruyucusu derinin üst tabakasını kapladığı için gerekli ışınların deriye geçişini çok fazla izin vermiyor, böylelikle deri altında D vitamini oluşamıyor” dedi.

“Güvenli saatlerde deri altında D vitamini oluşmasına izin verirsek, kalsiyumun ve D vitaminin yardımıyla kemik ve eklem sağlığınız çok daha iyi seviyeye gelecektir” diyen Tuğcan, “yaş ilerlerken eklem sıvıları azalacaktır” görüşünü dile getirdi.

Tuğcan; “düzenli egzersiz sayesinde kemik kırılmalarının önüne geçmek mümkündür ama tabi ki uzun yıllar düzenli egzersiz alışkanlığıyla bu sonuç başarılı olacaktır” dedi.

Ödem atmak ve ödem oluşumunu önlemek için nasıl beslenilmelidir?

Ödemin nedeninin yetersiz su tüketimi olduğunu, çünkü vücudun attığı suyu yerine koymak istediğini ifade eden Tuğcan, “su içmesek bile idrara çıkarız, eğer bu su tekrardan yerine koyulmazsa hücreler arası boşlukta su olmaya başlar ve bu savunma mekanizmasıdır, ‘kurumak, ölmek üzereyim, her damla suyu saklamak zorundayım’ mantığı vardır” dedi.

Bunun dışında fazla tuz içeren yiyeceklerin tüketilmesi, maden suyu, soda gibi gizli tuz kaynaklarının yine ödeme neden olduğunu belirten Tuğcan, “bir takım hormonal dengesizlikler ve ilaç kullanımları, hareketsizlik, uykusuzluk ödeme neden olabilir ve çözümü günlük 3 litreye kadar su tüketimini çıkarıp günlük yarım demete yakın maydanoz tüketimi önerebilirim” diye konuştu.

Maydanozun diüretik etkili bir sebze olduğunu belirten Tuğcan, “bunun çok uzun sürede yapılması tabii ki mümkün değil, çünkü bu kez vücut suyunun giderek azalması yine vücut için iyi değildir. Ne çok fazla ne çok az boşaltacağız. Suyun dengede olmasını istiyoruz” dedi.

Tuğcan; “Çok fazla boşaltan faktörler ise kafein kaynaklarıdır. Çay, kahve, yeşil çay ve siyah çay gibi içecekler, kola, çikolata, mate çayı, mısır püskülü gibi idrar dökücü destekleri piyasada çok yaygın görüyoruz. Hâlbuki çok fazla miktarda su boşaltırsak vücudun savunma sisteminden dolayı yine ödem ortaya çıkacaktır” dedi.

Birtakım tansiyon ilaçlarının da idrar sökücü olabileceğine dikkat çeken Tuğcan, “kadınlarda adet düzenleyici ilaçlar yine ödeme neden olabilir, bunun önüne geçilmesi için düzenli su içilmesi gerekiyor, günlük 2-2,5 litre su tüketimi yerine 3 litreye kadar suyumuzu çıkarmayı unutmamalıyız” diye konuştu.

Grip ve boğaz enfeksiyonuna karşı nasıl beslenilmelidir?

Grip ve boğaz enfeksiyonlarının kış hastalıklarının başında gelmekte olduğuna dikkat çeken Tuğcan, “C vitamini bu hastalıklarda çok önemlidir, çok miktarda portakal, mandalina yiyerek önlemeye çalışıyoruz ama kilo problemi ve insülin direnci olan kişilerde meyvelerden gelen porsiyonların aşırı miktarda alınması tabii ki çok yanlıştır” dedi.

Tuğcan; “Grip ve boğaz enfeksiyonu varsa ihtiyacımız olan C vitaminini karşılamak için neredeyse kasalar dolusu kadar portakal, mandalina, kivi gibi C vitamini içeren meyveler tüketmek gerekeceği için ve tabi ki bu da mümkün olmayacağından dolayı doktorunuzun önereceği ilaçların yanında C vitamini takviyelerini almak daha mantıklı olacaktır” diye konuştu.

Ayrıca enfeksiyon hastalıklarında toksik atıkların ve ilaç kalıntılarının uzaklaştırılması için de suya ihtiyaç olduğunu dile getiren Tuğcan, “bu nedenle su ihtiyacı da artmaktadır, C vitaminin kaynaklarına gelecek olursak özellikle kivi, limon, portakal, mandalina, nar, taze salatalar, özellikle 1 orta boy ayva tükettiğinizde günlük alınacak C vitaminin 3 katını almış oluyorsunuz. Protein ihtiyacı da vücutta artıyor. Yalnız iştahsızlık da bu konuda söz konusudur, bu nedenle size önerim, yeşil mercimek, sebzeli ve içerisinde kıyma bulunan zengin bir karışımı düdüklü tencerede pişirip blenderden geçirdikten sonra üzerine bol limon sıkarak öğle ve akşam içmenizi ve aralarda da C vitamininden zengin meyveleri 1’er porsiyon olacak şekilde tüketmenizi öneririm. Ayrıca öğle ve akşam protein açısından zengin olan yoğurdu da unutmamak gerekiyor ve böylelikle hem C vitamini hem de proteini dengeli bir şekilde almış oluyorsunuz” dedi.

Tiroid hastalarında beslenmede nelere dikkat edilmelidir?

“Tiroid bezi vücudumuzda metabolizmadan sorumlu organdır ve yavaş çalıştığı durumlarda iyot mineraline ihtiyaç artmaktadır” diyen Tuğcan, iyot kaynaklarının, deniz ürünleri ve balık, ayrıca iyot eklenmiş tuzlardır. Yalnız iyot ısıya dayanıksız olduğundan dolayı yemekleri tuzsuz pişirip üzerine iyotlu tuz eklenmesi gerekmektedir” diyen Tuğcan bu konuda şunları söyledi:

“Ayrıca guatrajen besin grupları olan, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, kuru baklagiller iyot emilimini engelleyeceğinden dolayı bu besinleri çok fazla tüketmemek gerekiyor. Balık tüketimi ise haftada 3 veya eğer çok seviliyorsa haftada 4’e kadar çıkılabilir. Tiroid bezinin çok hızlı çalıştığı durumlar yani hipertiroid hastalarda ise hipotiroidin tam tersi, iyot mineraline daha az ihtiyaç olacağından dolayı iyotsuz tuz, deniz ürünlerinin daha kısıtlı ve balığın haftada 1 veya 2 haftada 1 kez tüketilmesi gerekmektedir ve yalnız her iki durumda ilerlemiş tiroid hastalarında eğer ilaç takviyesi yapılıyorsa dışarıdan ilaçla birlikte iyot takviyesi yapılacağından dolayı tüm iyot içeren besinlerin daha kontrollü daha az alınması gerekmektedir.”

Kalp ve damar hastalıklarını önlemek için beslenmede nelere dikkat edilmelidir?

Kalp ve damar hastalıkları konusunda, tuz tüketiminin yine ön plana çıktığını kaydeden Tuğcan’ın bu konudaki önerileri de şu şekilde:

“Çünkü beraberinde yüksek tansiyon ortaya çıkabileceğinden, tuz kaynakları azaltmalı ve su tüketiminin artırılması gerekiyor. Kan yağlarının yüksekliğinin tedavisinde ise düzenli yapılan egzersiz çok önemlidir. Haftada 3-4 kez 30-60 dakika aralığında yapılan egzersiz kan yağlarını azaltmada ciddi önem taşımaktadır.

Kalp ve damar hastalıklarında beslenme önerilerinde ise özellikle doymuş yağlar yani katı yağlar, tereyağlar, kuyruk yağları, margarin gibi yağları eskiden %10’a kadar alabiliyorken şimdi enerjinin %15’ine kadar alınabiliyor ama tabii ki yine kişiye göre bir beslenme programıyla günlük alınması gereken doymuş yağ, doymamış yağ miktarı nedir gibi özel bir beslenme programıyla alacağınız yağ miktarlarını harcadığınız enerjiye göre diyetisyeninizden yardım alabilirsiniz.”

Sebze ve bakliyatların çok önemli olduğunu her gün mutlaka 8 yemek kaşığı kadar sebze yemeğinin öğle ve akşam tamamlanması gerektiğini ifade eden Tuğcan, ızgara et veya balığın yanına mutlaka bol yeşillikli bir salatanın eklenmesi gerektiğini söyledi.

Tuğcan, “çok az zeytinyağı da salatalarda tabii ki kullanılabilir ve düzenli tüketilen ceviz sadece kalp hastalıklarında değil alzheimerı da önlemeye yardımcıdır, Bol miktarda su ve egzersizi unutmayalım” dedi.

Çikolata mutsuzluğu önler mi?

“Bir sorun veya problem olduğu zaman kendimizi mutsuz hissedebiliyoruz. İşte bu sırada mutlu olmamızı sağlayan besine yani çikolataya sarılabiliyoruz” diyen Tuğcan, tabii ki çok fazla tüketiminin sağlık sorunlarına yol açacağından çok sık çikolata tüketilmesini istemediklerini dile getirdi.

Tuğcan; “davranış bilimcileri bir araştırma yaptı, kişi alışverişe gittiğinde canı çikolata çektiği zaman çikolata reyonundan başka bir reyona sapması veya kahvenin yanına gelen çikolatayı önce çikolatayı uzaklaştırıp sadece kahvesini içme alışkanlığının kazandırılması hakkında. Kişide 6 kez tekrarlanan bu davranışta, ilk 5 tekrarda kişide çok fazla acı çekmeye neden olurken, 6. tekrarda artık kişinin kendini daha iyi hissedeceğini açıklamışlar ve bu davranışların ilk 6 ay boyunca tekrarlandığında kişinin hiç sigara içmediğini ve sigara paketinin dolu bir şekilde önünde durmasına rağmen onu içmek istemeyen kişiyi düşünün işte o an gibi çikolata önünüzde dursa bile onu yemek istemeyeceğinizi araştırma sonucunda söylüyorlar. Çikolata ilk başta sizi mutlu yapsa da aslında sonrasında kilo problemlerine yol açıp, sağlık sorunlarına da neden olacağından dolayı kişiyi mutsuz edecek. En doğrusu mutluluğu başka bir yiyecekle veya bir hobiyle ikame etmek gerekiyor” dedi.

Kahve strese iyi gelir mi?

Kahvenin etken maddesi olan kafeinin kalp ritmini hızlandırmakta olduğunu ifade eden Tuğcan, “ellerde ve ayaklarda hiperaktivite artırmaktadır, beraberinde ise sinir sistemini uyarılmaktadır” dedi.

Tuğcan, “Merkezi sinir sistemini uyardığında tahammülsüzlük, strese dayanıksızlık ortaya çıkar bunu bir kahvede hissetmeyebiliriz ve sadece sıradan bir enerji, dinamizm veya odaklanmada iyi bir performans yakalayabiliriz. Günde 3 bardaktan fazla kafein kaynağı tüketilmesi stres katsayınızı artırabilir. Bu 2-3 kahve tüketiminin de saat aralığı uzun olmalıdır, çok geç saatlere de bırakılmamalıdır, çünkü uykusuzluğa neden olabilir” diye konuştu.

Uykusuzluğu önlemek için nasıl beslenilmelidir?

Uykusuzluğu beslenmeyle ilişkilendirdiğimizde kafein içerikli içeceklerin, nescafe, Türk kahvesi, çay, yeşil çay gibi içecekleri öğleden sonra saat 4’ten itibaren tüketilmesinin gece uykusuzluğa neden olabileceğini belirten Tuğcan, “birde sakinleştirici rahatlatıcı çaylar vardır tabii ki dozunu çok fazla miktarda aşmamak gerekiyor. Sarı kantaron, melisa çayı gibi bitki çaylarının sakinleştirici özellikleri vardır. Yoğurt veya süt uykuya dalmamıza yardımcı olan bir besindir, saat 12 gibi uykuya dalıyorsanız saat 9 gibi sıvı tüketimini kesmekte fayda var. Çünkü uyku sırasında sık idrara çıkmanın da uykusuzluğa neden olacağını unutmamak gerekiyor” diye uyarıda bulundu.

Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2018, 10:57
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96