banner6

HPV aşıları, hayat kurtarır

banner37

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kudret Çağlar, Human Papilloma Virüs aşılarına karşı hassasiyetin artması gerektiği uyarısında bulundu.

HPV aşıları, hayat kurtarır
banner151 banner143

Aylin ÖZKÖK

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Çocuk Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Kudret Çağlar, çocukluk yaş grubu aşıları gündeme geldiğinde, toplumumuzda büyük hassasiyet ve özenin var olduğunu belirterek Human Papilloma Virüs (HPV) aşıları söz konusu olduğunda geri duruşun başladığını belirtti.

HPV aşılarının Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere Türkiye ve dünyada önde gelen birçok kurum tarafından önerildiğini ifade eden Çağlar, “Çağımızın en büyük buluşlarından biri olan aşılar, çocuklarımızın hastalıklara karşı direncini artırmakta, ağır ve ölümcül olabilen bir çok hastalığın ya hiç belirti vermeden veya az bir şikayetle atlatılmasına olanak sağlamaktadırlar” dedi.

Çağlar, aşıların ya hastalık etkeninin tüm cismini ölü veya zayıflatılmış olarak içerdiğini ya da hastalık etkenini temsil edebilecek bir bölümün, etkin madde olarak kullanılarak hazırlandığını söyledi.

Çağlar, ülkemizde kontrolsüz süratle yaşanan gece hayatının varlığı dikkate alındığında gelecek neslin korunmasının öneminin bir kat daha fazla olduğu vurgusu yaptı.

“Aşıların kısırlık, kanser veya otizmle ilişkileri yok”

Ender olsa da aşı yapılan yerde kızarıklık, şişlik veya ağır olmayan ateş gelişebileceğini fakat ciddi bir hastalık gelişmediğini belirten Çağlar, “Aşıların kısırlık, kanser veya otizm gibi ciddi hastalıklar ile ilişkileri yoktur” dedi.

Çağlar, literatürde yıllar önce (70’li yıllar) tamamen düzme ve kurgu olduğu ortaya çıkarılan bir yazıda otizm gelişmesinde aşılarla bir ilişki olabileceğinin söylendiğini ifade ederek yıllar içinde yapılan birçok çalışmada böyle bir neden-sonuç ilişkisinin olmadığı defalarca gösterildiğini vurguladı.

Çağlar, söz konusu yazının da tıp literatüründen çıkarıldığının altını çizdi.

“HPV virüsü, rahim ağzı kanseri gelişmesinde yüksek risk yaratıyor”

HPV aşılarının kanser yapıcı etkileri olmadığını ve hiçbir çalışmada böyle bir ilişki gösterilmediğini söyleyen Çağlar, HPV aşılarının rahim ağzı kanserinin etkeni olan HPV virüsüne karşı savunma sistemini düzenleyerek kanser gelişimini engellemekte olup bir anlamda hayat kurtardığını belirtti.

Çağlar, cinsel yolla bulaşan HPV virüsünün özellikle 16-18 yaşlarında rahim ağzı kanseri gelişmesinde yüksek risk yarattığının ispatlandığını anımsatarak “Rahim ağzı kanserinin hayatı tehdit edebilen bir kanser türü olduğu bilinmekte ve kadınlarda sıklıkla görülmektedir. Tüm dünyada rahim ağzı kanseri, kadınlarda görülen ikinci en yaygın kanserdir. Dünyada her 2 dakikada bir kadın, rahim ağzı kanseri nedeniyle ölmektedir” dedi.

Rahim ağzı kanserinin, HPV yani insan siğil virüsünün uzun süreli enfeksiyonu sonucu ortaya çıktığını ifade eden Kudret Çağlar, şöyle devam etti:

“Bu virüse genellikle ilk cinsel ilişkiyi takip eden birkaç yıl içerisinde yakalanılır. Kadınların çoğu HPV virüsünü temastan sonraki 12-24 ayda vücuttan tamamen atarlar. Ancak bazılarında virüs vücuttan atılmaz ve takip eden yıllarda rahim ağzı kanseri riski oluşturur.

HPV cinsel yoldan bulaşır; virüs taşıyan biriyle sadece bir kez genital temas ile bu virüsün bulaşması sağlanabilir.”

“HPV’nin 100’den fazla tipi var”

Kudret Çağlar, HPV’nin bulaşıcı, yaygın ve belirti göstermeyen bir virüs olduğunu söyledi.

HPV'nin 100'den fazla tipi olduğuna işaret eden Çağlar, bunların çoğunun, örneğin ellerde ve ayaklarda görülen yaygın siğiller olduğunu, göreceli olarak zararsız olduklarını belirtti.

Çağlar, yaklaşık 30 HPV tipinin genital bölgeyi etkilediğine dikkat çekerek HPV bulaşan erkek bireylerde yıllar boyu cinsel organda sessiz kalabileceğinin gösterildiğini söyledi.

Evlilik öncesi tecrübe edinme arzusuyla gerçekleşen şüpheli ilişkiden bulaşılan HPV virüsünün, yıllar sonra evlenilen eşe aktarılabildiğini, misafir bünyede bir sorun yaratmayıp, cinsel yolla eşine bulaşabileceği ve hastalık meydana getirebileceği ifade eden Çağlar, şöyle devam etti:

“Ülkemizde kontrolsüz süratle yaşanan gece hayatının varlığı dikkate alındığında gelecek neslin korunmasının önemi bir kat daha ortaya çıkmaktadır.

Birçok ülkede erkek çocuklara da aşının yapılmasına başlanmış veya başlanması tartışılan bir noktadayken, ülkemizde bu aşıya karşı bir tutukluk ve çekiniklik göze çarpmaktadır.

Aşıdan en yüksek bağışıklık kazanılması iki durumda mümkündür. Aşının ilk cinsel birliktelik öncesi ve 11-12 yaşlarda uygulanması. İki adet aşının altı ay aralar ile yapılması önerilmektedir.

14 yaşından geç yapılmaya başlanması halinde 3 adet aşı olarak düzenlenmek gerekmektedir. Aşının yüksek maliyeti sebebi ile bir doz daha fazla aşı yapılması zorunluluğu dikkat edilmesi gerekli bir unsurdur.

İdeal olanı aşının ilk cinsel ilişki öncesi yapılmasıdır. İlk cinsel ilişki yaşı sosyo-ekonomik ve kültürel şartlara bağlı olarak değişebileceğinden aşı için en iyi yaş aralığı 12-14 yaş civarı olarak tespit edilmiştir.

Ancak cinsel ilişki sonrasında aşının yapılmasında herhangi mahsur yoktur ve koruyuculuğu vardır. Son araştırmalar aşının 55 yaşa kadar koruyuculuğu olduğunu göstermektedir. Daha önce virüs enfeksiyonu tespit edilmiş olan kadınlarda da virüs yeterli bağışıklık bırakmadığından aşı yapılması tavsiye edilir.”

 

Güncelleme Tarihi: 04 Eylül 2017, 12:09
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104