banner6

İlişkilerde rutine bağlanmanın ağırlığı

banner37

Çiftlerin ilişkilerinden aldıkları veya alamadıkları, yaşamlarının her alanını etkileme gücü taşır. Eşle kurulan dengeli ve uyumlu bir ilişki, yaşamın diğer alanlarını da etkiler. Evde her şey yolundaysa, dışarıda da yoluna girer.

İlişkilerde rutine bağlanmanın ağırlığı
banner150 banner151 banner143

Psilolog Ayla KAHRAMAN

 Kendimizi ait, değerli, huzurlu ve güvenli hissettiğimiz bir ilişki; bizim için doğru olan ilişkidir. Bir türlü bütünleşemediğimiz, ihmal ve huzursuzluk duyumsadığımız bir ilişki ise, hastalık habercisidir. Biz; ruhumuzdaki bütün elbiseleri çıkardıktan sonra da kabul göreceğimiz ve kendimizi saklamak zorunda kalmadığımız ilişkilere ihtiyaç duyarız. Çıplak ruhumuzdaki kusurlar göründüğünde; sevilmeye devam edelim. Yargılanmayalım, damgalanmayalım.

Nasıl ki bir çocuk; eğlenceli saatler geçirirken bile zamanı geldiğinde evini arar, biz yetişkinler de, doyurucu ve sürekli ilişkilerin arayışında oluruz. Ömür boyu sürmesi arzusu ile ilişkilerimize adım atarız. Çift olabilme yolunda çok şeyler yaşarız ve öğreniriz. Pek çok fırtına atlatırız. Nihayetinde, her şeyin yoluna girdiğini düşünürüz: Çatışma yok, gerilim yok. Her şey kendiliğinden gidiyor. Aslında ilişkilerin böyle bir özelliği yoktur. Gelinen, sadece sessiz fakat tehlikeli bir noktadır: Rutinin kandırıcı rahatlığı

İlişkinin durağan bir noktaya takılıp kalması, geminin kayalıklara çarpması gibidir. İlişki, alışkanlıkların rotasına girer ve çiftin yaşam kaynağı olan tutku, samimiyet ve içtenlik batmaya başlar. Bu; çiftin duygu ve düşüncelerini ifade etmesini engelleyen ve birbirlerinden uzaklaşmalarına neden olan bir noktadır. Böylelikle çift, süregelenden medet umar.

Alışkanlıklara yatırım yapmak, ilişki açısından bir çıkmazdır. Çarkın işlemesi için gerekli olan dinamikler, ödül kılığına bürünerek gelmeye başladığında ise çift, kolaylıkla tuzağa düşer. Oysaki olması gerekenler, ödül değildir. Sevgi, paylaşma, sadakat, uzlaşma, uyum gibi pek çok dinamik, çift ilişkisinin gerekleridir.

Alışkanlıklar, birbirine yabancılaşmanın da işareti olabilir. Yaşamak an be an değişmektir ve alışkanlıkların rutinine kapıldığımızda değişimin farkında olmayabiliriz. Değişimin sonucunda eldekilerle yetinmeyebiliriz. Bunu fark etmediğimizde ya da umursamadığımızda en iyi ilişkilerde bile, bir çıkmaza gireriz. Beklentilerimiz ve ilişkiye katabileceklerimiz anlamını yitirir çünkü biz ilişkimiz, kendimiz ve eşimiz hakkında düşünmeyi bırakmışızdır. Ezberden okur gibi ezberden yaşamaya kalkıştığımızda, kendimizi ve eşimizi tanıyamayacağımız o karanlık noktaya hızla gideriz.

Çiftin her bir eşinin diğeri ile bir bütün olduğunu hissetmesi çift ilişkisi açısından çok değerlidir. Bununla beraber, bu bütünleşmenin içinde kendin olarak kalabilme becerisi de vardır. Bu, değişen, gelişen beklentilerimizi karşılıklı olarak anlamak için gereklidir. Kendini tanıyan ve ifade edebilmeyi başaran eşler; rutine yatırım yapmaz. Alışkanlığın rahat ama sıkıcı kollarında zaman öldürmez. Eldekine kazanılmış hak; gelinen noktaya ise nihai durak gözüyle bakmaz. İlişkinin değişen ihtiyaçlarına duyarlı olur. Zamana karşı, ilişkinin kazanmasını amaçlar ve sorunun üstünü asla örtmez. Çift; karşılaştığı her sorunu ve çatışmayı ilişkinin lehine döndürme becerisini taze tutar. Bunun için gereken bütün dinamiklerin işlerliğini sıklıkla kontrol eder.

Yaşam ne sunarsa sunsun; çift, karşılamaya ve yola devama hazır olur.

Güncelleme Tarihi: 11 Haziran 2017, 12:57
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110