Kadına yönelik şiddet toplumsal bilincin bir yansımasıdır

Kadına yönelik şiddetin içeriğinden çoğumuzun haberi yok

Kadına yönelik şiddet toplumsal bilincin bir yansımasıdır
  • 26 Kasım 2017, Pazar 12:13

Psikolog Ayla KAHRAMAN
 

Polisiye olaylar aracılığı ile tanık olduğumuz tecavüz, işkence hatta cinayet gibi son noktalar bizi dehşete düşürürken; evlerin içindeki cinsel, fiziksel, duygusal, ekonomik şiddet biçimlerini göremiyoruz.

Kadına yönelik şiddetin arkasında erkek var. Başka kadınlar var. Asırlardır süregelen, kadını yöneterek sindirtme, sınırlandırma çabası var.

Kadınlığın anneliğe, doğurganlığa indirgendiği ortaçağ algısının tarihte kaldığını söylemek ne yazık gerçekçi bir yaklaşım değil.

Erkek egemen algı; cezalandırıcıdır ve üstündür. Duruma, olana bu açıdan bakar. Kendinde, kadını yönetmek ayrıcalığını görür. Onunla evlendiyse veya beraber olduysa veya herhangi bir bağ kurduysa, "artık kadın "onundur". O izin vermedikçe gidemez, kendi başına karar veremez.

Bu algı, kadının aleyhine işleyen cinsiyet ayırımcılığının nedenlerinden sadece biridir.

Erkeğin kadına bakışını, bu algıya bağladığımızda, kadının birey olarak varoluşsal değer taşımadığını görürüz.

 Kadın; erkekle eşit ve eş değil, erkeğe bağlı, erkeğin bir uzantısı gibi algılanır.

Ailenin devamını sağlamak zorunda olan, annelik ve eşlik görevleriyle değerlendirilen, kadınlığı da buna endekslenen kadın; kendi bireysel istek ve ihtiyaçlarını uygulamaya giriştiğinde cezalandırılır.

Bireysel hak ve özgürlüklerin erkek egemen algıya indirildiği bu durumda, örneğin "namus" kavramı, kadının cezalandırılması için bir araç haline gelir. Kişiye, kültüre, duruma göre değişen bu kavram; her türlü amaca hizmet edebilecek cıvıklıktadır.

Her türlü şiddet ve şiddetin son noktası olan kadın cinayetleri;

kendini eşit olarak, eş olarak algılayan kadının verdiği özgür kararın, reddedilmesinin ağır cezasıdır.

Yani, ülkemizde son zamanlarda yaşanan bu cinayetler, münferit olaylar değildir. Aksine, perde arkasındaki fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddetin son halidir.

Bu ülkede birileri "kadın" olduğu için cezalandırılmakta, saldırıya uğramakta, ekonomik, cinsel ve duygusal istismara uğramakta hatta öldürülmektedir.

Yani toplusal bir cinsiyet ayırımcılığının sonucunda, birileri kadına yönelik şiddette, son noktayı koymaktadır.

Cinsiyet ayırımcılığı nereden mi çıktı? Eğer bu toplumda, birileri "acaba kadın ne yaptı da adam onu dövdü, öldürdü" diye sorarsa, işte bu kadının aleyhine olan cinsiyet ayırımcılığıdır.

Kadına yönelik şiddetin her türlüsü; bireysel hak ve özgürlükler konusunda toplumsal bilincimizin hangi safhada olduğunun göstergesidir.

Erkeğin malı görünen kadının, kendi özgür iradesine yönelik kararları; kendini otorite gören ve öfkesini cezalandırıcı cephaneye dönüştüren erkek tarafından kesilir.

 Kadını, kendi varoluşunun bir uzantısı olarak görmeye alışmış tarihi erkek algısına verilebilecek en güzel yanıt her zaman, önce adalet anlayışından geçecektir. Eşit ve eşdeğer kurallara dayalı yasaların, uzun sürede bile olsa, toplum bilincini değiştirebileceğini, dünya örnekleri göstermektedir.

Unutmayalım ki, şiddetin her türlüsü kendini efendi ve üstün gören ve kararlarının doğruluğundan emin olan zalimlerden çıkmaktadır.

Kadına yönelik şiddetin önüne nasıl geçilebilir?

Tek aklıma gelen, toplumsal bilincimizdeki değişimdir.

Bu değişimin sonucunda, erkek algısı da değişmek zorunda kalacaktır: Kadın ve erkek, eşittir, eş değerdedir. Kadından beklenilenleri, ona yüklenen görevleri bir kenara bırakarak, kadının kabul edilmesi gerekir.

 Kadını anlamak için, erkeğe bakmanız gerekiyorsa, bu ciddi bir çıkmazdır. Ne çıkmazı derseniz, ortaçağ çıkmazı, mağara dönemi çıkmazı, cahiliye dönemi çıkmazı, iktidar savaşı çıkmazı, mal-mülk sevdası çıkmazı, zorbalık çıkmazı ve daha nice çıkmazdan kurtularak bakmanız gerekir.

Ancak bu çıkmazlara düşmemeyi başarırsanız, doğrudan O’nu görebilirsiniz.

Sadece eşit değil, eşdeğer bir birey olarak..

Bu noktaya ulaştığınızda ve düşünmeye başladığınızda ise, ne yazık duyumsayacaklarınız yüzünüze bir gülümseme konduracak güçte olmayacaktır. Kızacaksınız, öfkeleneceksiniz. Annenizi, sevdiğiniz kadını, doğmamış bile olsa kızınızı düşünürken ise korkacaksınız.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık