Lösemide tedavi başarı oranı yüzde 75-80’i aştı

banner37

Uzmanlar, çocuklarda en sık görülen kanser vakası olan löseminin tedavi oranının yüksek olduğunu vurgulayarak, erken tanının öneminin altını çizdi:

Lösemide tedavi başarı oranı yüzde 75-80’i aştı
banner90

“LÖSEMİYİ ERKEN TANIMAK ÖNEMLİ”… Çocukluk yaş grubu kanserlerinin, erişkin yaş grubu kanserlerinden farklı olduğuna dikkat çeken Çocuk Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Kudret Çağlar, löseminin çocuklarda günlük takip yapılarak ve çocuktaki gelişimlerin doktor tarafından sürekli gözlenerek ortaya çıkarılabileceğini söyledi. Çağlar, çocuklarda en sık görülen kanser vakası olan löseminin günümüzde tedavi oranının çok yüksek olduğuna ve bunun da yüzde 75-80’i aştığına vurgu yaptı.

“SAĞLIKLI HER BİREY DONÖR OLMALI”… Her sağlıklı ve gönüllü kişinin Dünya İlik Bankası’na kayıt yaptırması gerektiğini ifade eden Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı Koordinatör Yardımcısı Servet Özeralp, kayıt yaptırmak için vakfa gidip sadece iç yanaktan alınan tükürükle örnek vermelerini rica etti. Özeralp, vakıfta kayıt yaptırmış bireyler arasında olan 10 kişinin sayesinde, farklı ülkelerdeki 10 hastaya umut olduklarını vurguladı.

Erol KANLIADA

Her yıl 2-8 Kasım tarihleri arasında Lösemili Çocuklar Haftası için farkındalık çalışmaları yapılıyor. Lösemi, şu anda dünyada ve ülkemizde en çok karşılaşılan kanser türü olma özelliğini de koruyor.

Uzmanlar ise bu hastalığın doğru ve erken tespit edilmesi durumunda doğru tedavi yöntemiyle iyileşme ihtimalinin çok yüksek olduğunu söylüyor.

Buna göre, lösemi olan bir çocuğun tedaviye olumlu yanıt verme olasılığı yüzde 75-80’leri geçmiş bulunuyor.

Çocuk Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Kudret Çağlar kanserin, bir tek hücrenin aşırı ve kontrolsüz üremesi olduğunu, yetişkinlerde ve çocuklarda iki farklı grupta bulunduğunu vurguladı.

Çağlar, kanser tedavisi konusunda çocuklarda daha başarılı sonuçlar alındığını, erişkinlerdeki başarı oranının, yüzde 55-60, çocuklarda ise bu oranın yüzde 75-80’leri aştığını söyledi.

Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı Koordinatör Yardımcısı Servet Özeralp ise, vakıf olarak her zaman lösemi hastalarının yanında olduklarını ve yanlarında olmaya devam edeceklerini belirtti.

Özeralp, her yıl bir donör gecesi yapıldığını, içinde bulunduğumuz 2019 yılında vakfın sayesinde 10 kemik iliği donörü bulunduğunu ve dünyanın çeşitli ülkelerindeki 10 hastaya umut olduklarını vurguladı.

Çağlar: Lösemi, iki türe ayrılıyor

Çocuk Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Kudret Çağlar, kanserin, bir tek hücrenin aşırı ve kontrolsüz üremesi olduğunu, yetişkinlerde ve çocuklarda iki farklı grupta bulunduğunu söyledi.

Çocukluk yaş grubu kanserlerinin, erişkin yaş grubu kanserlerinden farklı olduğuna dikkat çeken Çağlar, çocukluk yaş grubu kanserlerinin tedavi başarı oranlarının daha yüksek olduğunu vurguladı.

Çağlar, erişkinlerde daha fazla çevresel etkenler, çocuklarda ise daha fazla genetik etkenlerin kansere neden olduğunu belirtti.

Çağlar, kanser tedavisi konusunda çocuklarda daha başarılı sonuçlar alındığını, erişkinlerdeki başarı oranının, yüzde 55-60, çocuklarda ise bu oranın yüzde 75-80’leri aştığını söyledi.

Kanser oranının en yüksek olduğu türün kan kanseri diye bilinen Lösemi olduğuna dikkat çeken Çağlar, Lösemi için Hematoloji ve Onkoloji uzmanları tarafından teşhis koyulduğunu bildirdi.

Çağlar, “Lösemi, kemik iliğimizin, beyaz kürelerimizin, kırmızı kürelerimizin veya trombositler dediğimiz hücre olan trombositlerin bir kanseridir” dedi.

Löseminin, Lenfoblastik Lenf hücrelerinden köken alan ve Miyelosit denilen beyaz kürenin alt grubu olmak üzere iki türe ayrıldığını ifade eden Çağlar, özellikle kemik iliği kanserinin tedavi oranının yüksek olduğunu vurguladı.

Çağlar, sözlerine şöyle devam etti:

“Hastalığın görülmesi beklenen belirtileri, ateş, halsizlik, solukluk, güçsüzlük olabilir. Çocuk hekimleri, çocukta morluklar fark eder veya karaciğer ile dalak dediğimiz organlarda büyüme varsa, Lösemi ihtimalini göz önünde bulundurup bir uzmana yönlendirmesi gerekir. Bazı aileler çocukları için kan tetkiki ve film çektiriyorlar fakat bu çektikleri tetkik ve filmlerin geçerlilik süreleri çocuklarda kısıtlıdır. Kan tahlili ve filmler 3-4 gün sonra değişebilir. Bu yüzden sayısız tetkik yapan aileler de var, çok büyük yanlış yapıyorlar ve pireyi bulacaklar diye yorganı yakıyorlar.”

“Teşhis için günlük takip önemli”

Lösemi şüphesi konulan çocukların günlük takip edilmesi gerektiğine dikkat çeken Çocuk Onkoloji Uzmanı Çağlar, hastalığı erken tanıyabilmenin çok önemli olduğunu söyledi.

Lösemi şüphesiyle birlikte, Lösemi’nin tipini de ayırt etmenin önemli olduğuna vurgu yapan Çağlar, buna göre yapılacak tedavinin, verilecek ilacın önemli olduğunu, hastalıkla savaşırken doğru noktalara, doğru stratejinin izlenmesi gerektiğini belirtti.

Kemoterapinin ağır bir ilaç tedavisi olduğunu söyleyen Çağlar, iyi tanının kemoterapi öncesi yapılması gerektiğini, kemoterapi yapıldıktan sonra tanı koymanın çok zor olduğunu kaydetti.

Kemoterapinin, hızlı üreyen hücrelere etki ettiğini ve kanserli hücreyi öldürdüğünü dile getiren Çağlar, bununla birlikte ağız yarası yaptığını, üreme organı ve saçlara da etki ettiğinin altını çizdi.

Çağlar, ağız yarası, saçlarda etki ve üreme organına gelen etkinin geri dönüşümlü olduğunu, sadece çok yüksek dozlarda alınan kemoterapilerden sonra bazı kişilerde üreme organının zarar görebildiğini söyledi.

Çağlar, Lösemi hastalarının maskelerinin, başkalarını onlardan korumak değil, onların başkalarından kapabileceği mikroplardan uzak tutmak için takıldığının altını çizdi.

Çağlar, sözlerine şöyle devam etti:

“Lösemideki tedavi süresi 1,5 yıl ve 3 yıla kadar uzanıyor. Yüksek riskli olan hastaların süresi daha uzun, daha az risk taşıyan hastanın iyileşme süresi ise daha kısadır. Radyoterapinin, Lösemi’de genelde yeri yoktur, özellikle cerrahi müdahale neredeyse yok denecek kadar azdır. Özellikle bir Lösemi hastasının, Onkoloji-Hetamoloji uzmanlarından karar çıkmadıkça diş çektirmesi, aşı yaptırması vs. gibi işlemleri yapmaması gerekir. Eğer yapılacaksa da ne zaman yapılacağına biz karar veririz.”

“Kemoterapi olmazsa, kemik iliği nakli yapılır”

Lösemi hastası olan bir çocuğun yapılan kemoterapi sonrası belli aralıklarda takip edildiğini belirten Çağlar, bunun işe yaramaması halinde, kemik iliği naklinin yapılması olduğunu söyledi.

Kemik iliği naklinin amacının, kötü olan kemik iliğini değiştirmek olmadığını belirten Çağlar, kemik iliği naklinin yapılmasının amacını şöyle anlattı:

“Verilecek olan kemoterapinin dozunu çok daha yükseğe çıkarmak için, bu yüksek dozda verdiğimizde, kemik iliğindeki üreyen diğer iyi huylu mikropları öldürüp, hastanın yaşamda kalmada paydaşamayacak noktaya geldiği için, özel odaya alınır, virüslerden arındırılır, karaciğeri, böbrekleri çok yakın takip edilir.

Lösemi hastalarının kemik iliği de hasta olduğu için, dıştan birinden kemik iliğini koymak zorundayız. Aslında amaç kemik iliğini öldürmek değil, hastalıklıyı öldürmek ama yan tesir olarak kemik iliğini de öldüreceğimiz için savunmasız kalacak olan hastanın özel odaya alıp kemik iliği naklini yaparız. Kemik iliği genelde aileden olur, anne ve baba olur veya yakın akraba da olur, en kötü ihtimalle yabancı da olabilir. Kemik iliği naklinden sonra yapılacak tedavide ise başarı oranı daha da yükseliyor. Yalnız Lösemi olan her çocuğa yapılamaz çünkü gerek yoktur. Sadece riskli olan Lösemi hastalarına ve Lösemisi tekrarlayan hastalara yapılıyor.”

Özeralp: Elimizden geldiğince desteğe devam edeceğiz

Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı Koordinatör Yardımcısı Servet Özeralp, vakıf olarak her zaman Lösemi hastalarının yanında olduklarını ve maddi-manevi desteklerinin devam edeceğini söyledi.

Kemal Saraçoğlu’nun 2000’li yıllarda, 12 yaşında Lösemi tanısı koyulmuş bir çocuk olduğunu ifade eden Özeralp, yaşanan tedavi sürecinde ilik nakli bulma çalışmaları yapıldığını hatırlattı.

Hem Güney hem de Kuzey Kıbrıs’ın birlik olarak ilik nakli için binlerce kişinin örnek verdiği dünya donör bankasına kaydolduğunu ifade eden Özeralp, iki toplumun bu şekilde duyarlı davranmasının önemli olduğunu vurguladı.

Kemal Saraçoğlu’nun vefatının bir sene sonrasında kurulan vakfın kurulma amacının 4 ana başlık altında birleştiğini ifade eden Özeralp, bunların toplumu kanser konusunda bilinçlendirmek, ülkemizde kanser tanısı almış 0-21 yaş çocuklarını ve ailelerini hedef alan rehberlik hizmeti vermek, ülkemizde erken tanı ve tarama merkezi kurmak ve hem kendi ülkemiz hem de tüm dünyadaki hastalar için dünya ilik bankası için sürekli donör kaydı tutmak olduğunu söyledi.

Özeralp, kanserin uzun ve sabır gerektiren bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek, yapılacak olan yardımlarda genel olarak tüm aileyi de kapsayan yardımlar yapmaya özen gösterdiklerini de vurguladı.

Özeralp, çocuklarının Lösemi tedavisi için bazen Türkiye, bazen de 3. ülkelere giden aileler olduğunu, bu yüzden işlerini bırakmak zorunda kalan aileler olduğunu, bu sebeple maddi sıkıntılar yaşayan ailelere vakıfın maddi destek verdiğini söyledi.

Bazı ailelerin yurt dışında ev tutmak zorunda olduğundan ev kirası için vakıftan ailelere bin 200 TL yardım verildiğini belirten Özeralp, bunun yanı sıra çocukların Sağlık Bakanlığı sevkli gittiğini söyledi.

Bazı durumlarda beklemek gibi seçenek olmadığından özelde yapılan faturalandırılmış tetkiklerin de vakıf tarafından karşılandığını, her gidiş-geliş durumlarında da cep harçlığı denilebilecek ve ihtiyaçları giderebilecek tutarda yardım yapıldığının altını çizen Özeralp, tedavisini tamamlayan ve tekrardan normal yaşantısına dönecek olan çocuklar için, topluma tekrar kazandırılmaları bakımından desteklenmeye devam edildiğini vurguladı.

Özeralp sözlerine şöyle devam etti:

“Çocuklarımızın eğitimden, derslerinden ve yaştaşlarından geri kalmamaları için Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde Çocuk Onkoloji bölümünün 4. katında tedavi görürken, bakanlık tarafından görevlendirilen iki eğitim görevlisi sayesinde eğitim alıyorlar.

Çocukların sosyalleşmesi açısından ise aktiviteler yapıyoruz. Böylece çocuklarımız moral bulabiliyor, onların gülmesi ve moralli olması çok güzel bir şey.”

“Bağış yapan herkese teşekkür ediyor ve devamını bekliyoruz”

Toplumun yaptığı bağışlar sayesinde bu yardımları yapabildiklerini ifade eden Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı Koordinatör Yardımcısı Servet Özeralp, tüm bağışçılara teşekkür ederek, bağışların devam etmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Vakıf ürünlerinin de satın alınarak yardım yapılabileceğini belirten Özeralp, bardak, çanta, termos vs. gibi ürünlerin satın alınarak da yardım edilebileceğini ifade etti.

Özeralp, vakıf tarafından okullar için seminerler düzenlendiğini ve seminerlerde çocukların kansere olan farkındalığını artırdıklarını söyledi.

“Dünya İlik Bankası için donör olmak çok önemli”

Her sağlıklı ve gönüllü kişinin dünya İlik Bankası’na kayıt yaptırması gerektiğini ifade eden Özeralp, kayıt yaptırmak için vakfa gidip sadece iç yanaktan alınan tükürükle örnek vermelerini rica etti.

Sistemin 60 yaşındaki kişilere kadar listelendiğini belirten Özeralp, 60 yaşı ve üzerindeki kişilerin kayıtlardan otomatik olarak silindiğini söyledi.

Özeralp, her yıl bir donör gecesi yapıldığını, içinde bulunduğumuz 2019 yılında vakfa kayıt yaptıran kişiler sayesinde 10 kemik iliği donörü bulunduğunu ve dünyanın çeşitli ülkelerindeki 10 hastaya umut olduklarını vurguladı.

Özeralp, bu akşam Merit Royal Hotel’de düzenlenecek olan bir dayanışma yemeği olduğunu, yemekte elde edilecek tüm gelirin vakıfa kaynak olacağını söyledi.

Özeralp, ülkemiz ressamlarından Aşık Mene’nin vakıfa bir tablo hediye ettiğini ve bu tablonun yemekte satılıp, gelirinin vakıfa bağışlanacağını ifade etti.

Güncelleme Tarihi: 08 Kasım 2019, 09:57
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner108

banner107

banner88

banner96