Pişmanlık

banner37

​​​​​​​“Keşke” diye başlayan cümlelerin içindedir, pişmanlık. Bir şeyleri değiştirmek için geç kalındığını anlatır. Çözümsüz yakarışlardır. Sessiz çığlıklardır. Yapacak bir şey kalmamıştır

Pişmanlık
banner90
banner8

Ayla KAHRAMAN (Psikolog)

Belki bu nedenle, bazıları sözlükteki gereksiz bir kelime olarak görür, “keşke”yi. Öyle ya, her “keşke” içinde bir pişmanlık taşımıyor mu? Bir yürek acısı?

“Keşke, gençlik aşkımı terk etmeseydim, sürebildiği kadar aşk dolu bir yaşama kucak açsaydım”

“Keşke, çocuklarımla daha çok ilgilenseydim, onlara bu kadar yabancı düşmezdim”

“Keşke, uçak korkum olmasaydı. Dolaşırdım dünyayı”

“Keşke evliliğimdeki sorunları görmezden gelmeseydim”

“Keşke, içimden geldiği gibi davranabilseydim”

“Keşke mesleğimi seçerken, para faktörüne bu kadar önem vermeseydim” ve daha nice “keşke”, çığlığını gök kubbeye duyursa bir şeyler değişir mi acaba?

Gündelik yaşamımıza sıklıkla dalan “keşkeler” olmasaydı, pişmanlıklarımızı nasıl dillendirebilirdik ki? Kırılan kalpleri, onarabilir miydik? Benliğimize yönelik ihmal keşkelerini idrak etmeseydik; yolda yürümeye devam edebilir miydik?

Arkada bıraktıklarımıza bakarak yapılan bir yürüyüşün içinde “keşke” yoktur. Daha fazla tökezleten bir ezber vardır. Bu ezber içinde, anı yaşamak mümkün değildir çünkü anı işgal eden geçmişteki ruhsal acılardır. Anın getirdiklerine yer kalmamıştır.

banner134
Önemli olan “keşkelerimizi” konuşturmayı başarmaktır. Böylelikle pişmanlıklarımızla yüzleşme cesaretini bulmuş oluruz. Geçmişe takılıp kalmayız.

Son nefesimizi vermemişsek henüz, keşkeler yol gösterebilirler bize. Keşkeler geçmişle ilgilidir ama, geleceğe de yön verir. Pişman olduğumuz her karar; karar verme özgürlüğümüz ve olgunluğumuzla ilgilidir. Pişmanlığımızla ilgili idrakimiz bizi biraz daha geliştiren, olgunlaştıran bir arınma gibidir.

Bu nedenle severim pişmanlıklarımı dile getiren keşkeleri. Ufkumu açtığı, gözden kaçanı gösterdiği için.

Yapacak bir şey kalmadığında bile severim. Kendimle hesaplaşmış olurum çünkü.

Pişmanlıkların olmadığı bir dünya yok. Keşkelere sığınmayan bir insan yok. Yaptıklarımız ve yapmadıklarımız diz boyu sıralanır ve yüreğin sesi, pişmanlığın ıstırabını seslendirir.

Pişmanlık, aslında bir tercih meselesi gibi görünüyor. Tercihler; tercih edilmeyenleri olası bir pişmanlık şemsiyesinin altına saklar. Doğru karar için ne kadar çabalasak da karar verildikten, uygulandıktan sonra, doğruluğuna kanaat getirilebilir. Tercihler uygulama tornasına girmeden, doğrulukları anlaşılmaz. Bu nedenle dağarcığında “pişmanlık” taşımayan fazla insan yoktur. Varsa da çok şanslıdır veya kendinden çok memnundur.

Şans faktörü, kişi tarafından verilen kararların; kişinin dışındaki değişkenlerden olumlu etkilenmesi durumudur ki, sonuçta hayal kırıklığı değil, arzulanan kazanç vardır.

Kendinden memnun insanlara gelince, bu kişiler, pişmanlık duygusuna geçit vermezler. Elde edilene bakarlar. Onlar hep doğrudurlar. Bir yanlış varsa, dışarıdadır, onlarla ilgili değildir. Soğuk bir espri gibiler, değil mi? Pişmanlığın içindeki samimiyetten yoksunlar.

Pişman olduğumuz kararımız ne ise, o kararın sorumluluğunu üzerimize almış oluruz. “Keşke” sözcüğü, hatayı düzeltmeye yönelik duyduğumuz arzuyu dışa vurur. Bu insancıl girişim, sonuçta geçmişi değiştirmiyor ama, içten gelen her “keşke” geleceğe etki ediyor.

Kendimizi küçümsemeyelim, pişmanlıklarımızla yüzleştirmek, bizi iyileştirir, yaşanacak anlara, bizim için doğru olan biçimi verir.
 

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2021, 16:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75