Radyasyon, insan sağlığını olumsuz etkiliyor

banner37

Kıbrıs Türk Radyograferler Derneği Başkanı Songül Bahar, DNA hücrelerine zarar verdiği için radyasyona mümkün olduğunca maruz kalınmaması gerektiğini söyledi:

Radyasyon, insan sağlığını olumsuz etkiliyor
banner87

Ahmet KARAGÖZLÜ

Kıbrıs Türk Radyograferler Derneği Başkanı Songül Bahar, DNA hücrelerine zarar verdiği için radyasyona mümkün olduğunca maruz kalınmaması gerektiği uyarısında bulundu. Bahar, radyasyonun, insan sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi.

Tıbbi görüntüleme alanında yaşanan teknolojik gelişmeler ve buna bağlı olarak ortaya çıkan radyoteknolojik değişimler, ülkemizde bulunan radyoloji teknisyeni ve teknikerleri sayısında da artış yaşanmasına neden oldu.

Ülkemizde faaliyet gösteren radyoloji çalışanları da yaptıkları mesleğin önemini anlatmak, çalışma saatleri,  koşulları ve maddi imkanlarının iyileştirilmesi için mesleki olarak örgütlenmeye ihtiyaç duyarak, 2015 yılında Kıbrıs Türk Radyograferler Derneği’ni (KIB-RAD) kurdu.

KIBRIS’a konuşan KIB-RAD Başkanı Songül Bahar, derneğin, tıbbi görüntüleme alanında, son yıllarda görülen hızlı teknolojik gelişmeler ve buna bağlı olarak ortaya çıkan radyoteknolojik değişimlerin yanı sıra, KKTC’de son yıllarda radyoloji teknisyeni ve teknikeri sayısında artış gözlemlenmesiyle birlikte radyoloji çalışanlarının mesleki olarak örgütlenme ihtiyacı hissetmesinden dolayı oluştuğunu kaydetti.

Bahar, radyasyon çalışanlarının özlük haklarını ve aynı zamanda mesleki gelişimlerine katkı sağlamayı hedef edinerek 2015 yılında KIB-RAD’ı kurduklarını belirterek, dernek üyelerinin teknisyen ve tekniker olarak x ışınlarının yoğun bir şekilde kullanıldığı radyoterapi, nükleer tıp ve radyoloji birimlerinde yer alan görüntüleme departmanlarında çalıştığını ifade etti.

Bahar, dernek olarak mesleğin öneminin anlatılması, tanıtılması, çalışma saatleri ve koşullarının, maddi imkanlarının iyileştirilmesi, değişen dünya şartlarına uyum sağlanılması, birlik ve beraberliğin korunmasını amaçladıklarına vurgu yaptı.

“Radyasyon DNA hücrelerine zarar veriyor”

Radyasyonun, insan sağlığına ciddi anlamda olumsuz etki bıraktığını ve DNA hücrelerine zarar verdiğini belirten Songül Bahar, “Radyasyona yüksek dozlarda maruz kalınması durumunda, moleküler düzeyde DNA için, doku karşılığı olarak ise özellikle doku duyarlılığı fazla olan kemik iliği, üreme organları, deri, sindirim sistemi için fonksiyon bozukluklarına neden olur. Bu nedenle de radyasyona mümkün olduğunca maruz kalınmaması gerekiyor” dedi.

Dünyada medikal kaynaklı radyasyonun özellikle de son yıllarda yüzde 70 oranında arttığına dikkat çeken Bahar, cihaz modalitelerinin artması ile çalışanların mesleki ışınlanmalara maruz kalma oranlarında da artış yaşandığını dile getirdi.

Bahar, sağlık hizmeti olan hastalarda radyasyon riskinin, son yıllarda artan tetkik sayıları ile birlikte gittikçe arttığını söyleyerek, “Gereksiz yapılan tetkikler, radyasyona bağlı kanser riskini de arttırmaktadır. Radyasyonun etkisi anlık olmasa bile, yıllar geçtikçe ortaya çıkabilme olasılığı vardır. Toplum sağlığı açısından sağlık hizmeti alan hastalarda, radyasyona bağlı kanser riski, uygun ve gerektiği kadar radyoloji tetkik uygulanarak önlenebilir” ifadelerini kullandı.

“Radyasyon fizikçisi atama zorunluluğu getirilmeli”

Bahar, radyasyon kaynaklı cihazlarda artış yaşanmasının ardından da hem teknikerler ile teknisyenlerin iş yükünün arttığını, hem de daha fazla hastaya görüntüleme yapılmaya başlandığını belirterek, “Radyasyon güvenliği konusunda özellikle belli bir sayının üzerinde personel çalışan birimlerde, radyasyon fizikçisi atama zorunluluğunun getirilmesi, bunun gibi sorunların önüne geçilebilmesi açısından çok önemlidir” dedi.

Radyasyon fizikçilerinin, ortamda bulunan radyasyonu ölçen ve denetimli alanın ne kadar dozda çalışması gerektiğini belirleyen kişiler olduğuna vurgu yapan Bahar, ülkemizde radyasyon fizikçilerinin sadece onkoloji servislerinde bulunduğuna dikkat çekti.

Songül Bahar, radyasyonun, insan sağlığına olumsuz etkiler bıraktığına ilişkin yüzlerce bilimsel çalışmanın bulunduğunu dile getirerek, başta Uluslararası Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICRP) olmak üzere, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ve Avrupa Enerji Topluluğu (AURATOM) gibi birçok uluslararası kuruluşun, radyasyon kaynaklarıyla çalışanları, çalışma koşullarını ve standartlarını belirleyen yasalar ve denetim organları ile koruma altına aldığını söyledi.

“Ülkemizde radyasyonu denetleyecek denetçi bir merci yok”

Ülkemizde radyasyonun işyerlerinde kullanılmasını ve denetlenmesini yapabilecek herhangi bir denetçi kurumun bulunmadığını ifade eden Bahar, Türkiye’de radyasyonla ilgili denetçi kurumun Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) veya onun uygun gördüğü kuruluşlar tarafından düzenli olarak yapıldığını dile getirdi.

Bahar, ülkemizde bulunan tekniker ve teknisyenlerin son yıllarda iş yükünün gittikçe arttığının altını çizerek, radyasyonun ülkemizde de denetlenebilmesi için devletin acilen denetçi bir merci kurması gerektiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Ülkemizde radyasyon konusunda denetçi bir merciinin kurulabilmesi için çok yüksek meblağlara ihtiyaç duyuyoruz.

İş yükümüz arttıkça, almış olduğumuz radyasyona maruz kalma sınırı da aşılmaya başlıyor. Yani ülkemizde denetçi kurumun eksikliği aşikardır. Denetçi kurumun kurulmasını sadece bu nedenden dolayı değil, olası bir radyasyon tehlikesine karşı ne yapılabileceğiyle ilgili uyarıcı bir etken olması için de istiyoruz.

Radyasyon tehlikesine karşı acil durumlarda ne yapılabilir? Nasıl bir yol izlenebilir? Bunların hepsinin tartılıp gereğinin yapılması gerektiğini düşünüyorum.”

“Kamu özlük hakları konusunda daha istikrarlı”

Songül Bahar, radyasyonun insan sağlığına çok ciddi zararı olmasından ve çalışma ortamlarının güvenli olmayışından ötürü radyasyon personeli olarak günde beş saat çalışmaları gerektiğini, ancak kamuda personel yetersizliğinden dolayı saat aşımı yaşadıklarını, özel hastanelerdeki radyoloji çalışanlarının ise günde 8 ile 10 saat arasında çalıştırıldıklarını dile getirdi.

Kamunun özlük hakları konusunda, özel sektöre göre daha istikrarlı olduğunu belirten Bahar, özel-kamu ayrımı yapılmaksızın meslektaşlarının tümünün aynı özlük haklara sahip olması gerektiğine vurgu yaptı.

Radyasyon çalışanlarının yapmış oldukları meslekten dolayı “şua” adı verilen kazanılmış radyasyon izni hakları olduğunu ifade eden Bahar, “şua” izninin yılda 21 günlük bölünmeyen bir izin olduğunu, ancak söz konusu iznin sadece kamuda geçerli bir yasal mevzuat olduğunu kaydetti.

Özel sektörde çalışan radyasyon çalışanlarının “şua” iznini kullanamadıklarını belirten Bahar, derneğin kuruluşundan bu yana, kamu- özel ayrımı yapılmaksızın, özlük haklarının kazanılması gerektiğini dile getirdiğini söyledi.

Bahar, çalışan personelin radyasyona maruz kalmasını arttıran diğer faktörlerin de personel sayısının yetersizliği, ehliyetsiz ve eğitimsiz kişilerin radyasyon alanında çalıştırılması ve çalışma süresinin fazla olması olduğunu kaydetti.

“Radyasyon Güvenliği Birimi kuruluyor”

Sağlık Bakanlığı’nın şu anda Radyasyon Güvenliği Birimi’ni kurmaya başladığını belirten Songül Bahar, söz konusu birimin kurulmaya çalışılmasının çok güzel bir gelişme olduğunu anlattı.

Bahar, daha önceki yıllarda da Radyasyon Güvenliği Birimi’nin kurulması için çalışma yapıldığını, ancak yasal mevzuata geçirilmediği için yaptırım sağlanamadığını dile getirdi.

Söz konusu birimin kurulmasıyla, ülke genelinde bulunan cihazların kalibrasyonunun belli aralıklarla yapılabileceğini, ülkeye yeni bir cihaz alınacağında hangi standartlara uygun olacağına bakılabileceğini belirten Songül Bahar, kamu ve özel hastanelerde radyasyon güvenliği komitelerinin de oluşturulabileceğini kaydetti.

Ayrıca tüm bunların yanı sıra söz konusu birimin kurulmasıyla birlikte radyasyon çalışanlarının altı aylık periyodik muayenelerinin ve takiplerinin de yapılabileceğini düşündüklerini belirten Bahar, ancak Sağlık Bakanlığı tarafından henüz böyle bir açıklamanın yapılmadığına da işaret etti.

Radyasyon Güvenliği Birimi’nin başına, daha önce düzenledikleri seminerlere konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Doğan Bor’un getirileceğinin konuşulduğunu söyleyen Bahar, söz konusu birimin içerisinde, dernek olarak var olmak ve katkı koymak istedikleri için Sağlık Bakanlığı’na talepte bulunduklarını, ancak henüz kendilerine geri dönüşün yapılmadığını ifade etti.

“Mesleki farkındalık çok önemlidir”

Bahar, radyasyon çalışanlarının özlük haklarının gözetilmesi, hizmet içi eğitimlerinin artması ve yapmış olukları iş gereği hem kendilerinin, hem de hastaların korunmasına önem göstermek zorunda olduklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

“Radyasyonla çalışan kişilerin sağlığı için çalışma koşullarının iyileştirilmesi, personel sayısının artırılması, kişi başına düşen iş yüklerinin düşürülmesi, yasada belirtilen azami çalışma saatlerine uyulması ve koruyucu ekipmanların kullanılması çok önemlidir. Ayrıca bunların denetimi de çok dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.

Tüm bunların yanı sıra hizmet içi eğitim ile yıllık, düzenli sağlık kontrollerinin de aksatılmadan sürdürülmesi çok önemlidir. Biz ne kadar eğitimli ve donanımlı olursak, mesleki standartlarımız da o kadar yüksek olur. Bu sayede yapmış olduğumuz hizmetin de kalitesi artmış olur. Bu nedenle mesleki farkındalık bizim için çok önemlidir.”

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2019, 10:38
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER