banner6

Sağlıkta revizyon şart

banner37

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin yeni Başkanı Dr. Kenan Arifoğlu, KIBRIS’a konuştu ve ülkemizdeki sağlık sisteminin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekerek, bunun değiştirilmemesi halinde ilerisinin kaos olacağını söyledi.

Sağlıkta revizyon şart
banner151 banner143

Ali CANSU

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin yeni başkanı Dr. Kenan Arifoğlu, ülkemizdeki sağlık sisteminin ciddi revizyona ihtiyacı olduğunu söyledi.

KIBRIS’a konuşan Dr. Kenan Arifoğlu, sağlıktaki gidişin tamamen çöken bir sisteme doğru olduğunu, vatandaşların devletten düzgün sağlık hizmeti alamaması halinde üç gün daha fazla yaşamak için ceplerindeki veya bankalarında tüm parasını özele verme noktasına geleceğini belirtti.

Şartların çok değiştiğini anlatan Arifoğlu, geçmişte tüm tedavilerin devlet hastanesinde yapıldığını, zaman içerisinde özel hastanelerin açılmasıyla sağlıkta bir değişimin yaşandığını ifade ederek, “Devlet hastanesi ilk nokta olmak bir yana, son nokta olmaktan da çıkıyor” dedi.

Düzenlemeler şart

Vatandaşlar yoğun bakım gerektirecek ciddi tedavilerini ilk zamanlarda devlet hastanelerinde alırken, şu anda özel üniversite ve hastanelerde almaya başladığına dikkat çeken Arifoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın üzerindeki yükler ile koşulların değiştiğini söyledi. Eskiden dışa sevk varken, şimdi içe sevklerin de oluştuğunu anlatan Arifoğlu, burada bir takım düzenlemelerin yapılmasının şart olduğunu belirtti.

Ülkedeki vatandaşların tüm özel sağlık yatırımlarından faydalanması gerektiğini anlatan Arifoğlu, ülkede genel bir sağlık sigorta sistemi kurularak hastaların istedikleri hastane ve hekimlere gidebilmeleri gerektiğini söyledi.

Sıkıntılı hastalıklarda hastaların sürekli bir arayış içerisinde olduklarını ve bir yerde gerekli tedaviyi alamaması durumunda başka bir yere gittiğini kaydeden Arifoğlu, değişen koşullarda hasta hakları açısından istediği doktoru seçmesinin sağlanması gerektiğini, bu yüzden genel sağlık sigortasının burada öne çıktığını belirtti.

Hasta, kendi hekimini kendisi seçebilmeli

Şu anda bir hastanın parası olmaması durumunda sadece devlet hastanesine gidebileceğini ifade eden Arifoğlu, hekimlerin bu hastayı sevk etmesi halinde başka bir yere gidebileceğini, sevk vermemesi halinde gidemeyeceğine, çünkü parasının yetmediğine de dikkat çekerek, “Ülke içerisinde hekim seçme özgürlüğü yoktur” dedi.

Son yıllarda düşen hekim maaşları ile birlikte hekimlerin devlette çok çalışmak istemediğini anlatan Arifoğlu, yurt dışından gelen hekimlerin mecburi hizmet yaptıktan sonra hastanede kalmayıp, ya özele, ya da tekrar yurt dışına gittiğini söyledi. Bunun devletteki hekim sayısını azalttığına dikkat çeken Arifoğlu, şöyle devam etti:

“Böylece iş yükü diğer hekimlerin üzerine kalıyor. Hastanede ciddi bir doktor sıkıntısı yaşanıyor. Böylece diğer hastanelere sevkler artıyor. Sevkler artınca Sağlık Bakanlığı bütçesine mali yük biniyor. Yoğun bakım ünitesine sevk edilirse çok pahalı bir tedavi almak zorunda kalıyorsun.”

Nasıl bir sistem kurulacağına karar vermemiz gerekiyor

Öncelikle ülkede nasıl bir sağlık sistemi kuracağımıza karar vermemiz gerektiğine işaret eden Arifoğlu, ülkede hiçbir değişiklik yapılmaması durumunda ise belli bir süre sonra hastaların mecburen kendi özel sigortalarını yapmak zorunda kalacağını söyledi.

Sağlığın eğitime benzemediğini de anlatan Arifoğlu, insanların eğitimde çocuklarını özel okullara götürebildiğini ancak sağlık sisteminin çökmesi halinde baş edilemeyecek bir noktaya ulaşacağını belirtti. Uzun tedavilerde sağlığı satın almanın her babayiğidin harcı olmadığını ifade eden Arifoğlu, “Sistemin bir an önce revize edilmesi kaçınılmazdır. Bir tarafta genel sağlık sigortası kurulur, diğer tarafta hekimlerin maaşlarında da belli bir düzenleme veya ek mesai verilebilir. Devlet ile özel arasında rekabet de olursa, bu kaliteyi de artırır” dedi.

Sağlıkta revizyon şart

Sağlıkta ciddi bir revizyonun olması gerektiğini, bunun tüm sağlık paydaşları ile birlikte planlı ve programlı yapılması gerektiğini söyleyen Arifoğlu, “Eğer planlı ve ciddi bir şekilde çalışırsak bizi bir yere götürür. 112’nin kuruluşunda ben de rol aldım ve bu sistemi her perşembe saat ikinden altıya toplanarak bir yılda kurduk” şeklinde konuştu.

Dr. Arifoğlu, sistemin kurulmaması halinde ilerisinin kaos olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti:

“İnsanları kendi cebinin insafına bırakırsan sistem kesinlikle çöker. Şu anda gerçekten bir şeyler yapılması lazımdır. Hekimlerin düşük maaşlarla çalışmak istememesi bizim ülkemize has değildir. AB genelinde düşük maaşlı Romanya gibi ülkelerden hekimler yüksek maaşlı ülkelere göç ediyor. Sağlıktan hekimin maaşını düşürerek tasarruf yapmaya çalışırsanız size bu daha pahalıya patlar. Çünkü sevkler ve komplikasyonlar artar.”

Hastanede doktora olan güvensizliğin sistemsizliğin bir sonucu olduğunu anlatan Arifoğlu, sağlıkla ilgili konuların sunumunun da önemli olduğuna işaret ederek, “Hastalarda önyargı artar ise hastalar şaşkın bir şekilde sadece devletten kaçıp özele gitmekle kalmayıp, yurt dışına da kaçıyor. Bu da sistem olmadığı için hastaya maddi külfet getiriyor. Sistemsizlik hastanın mağduriyetini artırarak cebinden daha fazla para çıkmasına neden oluyor. Çok pahalı tedavileri alamayan hasta, yine devlet hastanesine geri dönmek zorunda kalıyor. Hasta devletten memnun olmadığı için kaçmıştır, gidip özelde parasını tükettiği için tekrardan devlete geri dönmek zorunda kalmıştır. Bu hastanın psikolojisini düşünün” ifadelerini kullandı.

Hekimin sisteminde patronun varlığı, hekime hata yaptırır

Hekimlik mesleğinin özgür bir meslek olduğunu, hekimin kafasının özgür olmaması halinde hata yapma oranının yüksek olduğunu anlatan Arifoğlu, “Hekimlik sisteminde bir patronun varlığı, ona hata yaptırır” dedi.

Patronun “Sen, az tahlil veya az ameliyat yaptın. Bu hastane nasıl dönecek?” gibi laflar ile hekimin sorgulanmasının hekimin üzerinde olumsuz etki yarattığına dikkat çeken Arifoğlu, hekimin baskı altında olduğu zaman gereksiz tahlil veya gereksiz ameliyat yapma gibi bir olumsuz etki yaratmasına neden olduğunu, bundan da hasta ve hekimin zarar göreceğini söyledi.

Hekimlerin üzerinden doktor olmayan patronların patronaj sisteminin kaldırılması gerektiğini, bunun ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Arifoğlu, “Patron, hastanenin nasıl kazanıp ilerleyeceğini düşünürken, hekimin düşündüğü o değildir” dedi.

Ülkemizde yatırım yapamayacak olanları da kapsayacak şekilde bir sağlık sisteminin getirilmesi gerektiğini anlatan Arifoğlu, böyle olması halinde sistemin adaletli bir şekilde geri dönerek rekabeti artırarak doktor üzerindeki baskıyı da artıracağını belirtti.

Sağlık Bakanlığı’nın Temel Sağlık Sigortası’nı ciddi bir şekilde geçirmeye çalıştığını anlatan Arifoğlu, performansta temel maaşın temel bir seviyede olmasının şart olduğunu da kaydetti.

Yasaların geçmesinin önemli olduğunu ancak sağlıklı ve düzgün bir şekilde geçmesi bir yana, ülkemizde en fazla eksiğin denetim olduğunu belirten Arifoğlu, “Bizde denetim ayıptır. Bir denetleme mekanizmamız yok. Kimse kimseyi denetleyemiyor. Denetleme, kurumsal anlamda yapılmalı, şahıslara indirgenmemeli” dedi.

Onkoloji Hastanesi’nin açılması çok iyi oldu

Arifoğlu, yeni yapılacak hastanenin çok iyi olacağını kaydederek, açılışı yapılan Onkoloji Hastanesi’nin yaratılması ile kanser hastaları için çok güzel bir ortam yaratıldığına dikkat çekti.

Dr. Burhan Nalbantoğlu’nun alt yapısının yeteriz olduğu için hastanede yeterince elektrik fişinin de bulunmadığına dikkat çeken Arifoğlu, halen hastanede koğuş sisteminin yer aldığını söyledi. Sadece bina yapmanın işi çözmeyeceğini anlatan Arifoğlu, binanın da bunun önemli ayağı olduğunu, yeni hastanelerin yapılmasına da karşı olmadıklarını da belirtti.

Sağlık Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu’nun çok çalıştığını, iyi iş yapanı desteklemenin amaçları arasında olduğunu anlatan Arifoğlu, Tabipler Birliği’nin hekimleri temsil eden belli bir fikir birikimi olan bir kuruluş olduğunu söyledi.

Ülkede uzman hekim çok, pratisyen hekim çok az

Arifoğlu, özellikle İngiltere’de var olan mahalle doktorlarının ülkemizde yapılmayacağını, çünkü ülkede doktorlar için belli bir planlama yapılmadığı için birçok doktorun uzman olarak ülkemize bulunmasına rağmen pratisyen hekimin çok az olduğunu belirtti.

“Türkiye’nin Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) genel dâhil olsaydık bu kadar uzmanımız olmayacaktı. Çünkü, herkes kazanıp uzmanlık yapamayacaktı ve pratisyen hekimimiz çok olacaktı” diyen Arifoğlu, ülkede plansızlığın da çok olduğunu, acil hekim de bulunmadığını söyledi.

Hastanede acil hekimin sadece bir olduğunu anlatan Arifoğlu, “Biz, Türkiye’ye, ihtiyacımız bunlardır, bize bu kontenjanları verin dememiz gerekirdi. Bu da olmadığı için geldiğimiz noktada İngiltere’deki sitemi uygulayamıyoruz” dedi.

Ülkemizde sıklıkla sağlık turizminden bahsedildiğini ancak bunun gerçekleştirebilmek için iyi bir sistemin olması gerektiğini anlatan Arifoğlu, “Senin ün salman gerekir ki çok iyi tedavi edesin. Ancak, biz şu anda o seviyede değiliz. Biz daha kendi sistemimizi kendi içimizde dahi çözmedik. Reklam yapmak ile sağlık turizmini canlandıramazsınız. Reklam değil hastaların bunu dışarıda reklam yapması gerekir ” şeklinde konuştu.

Tabipler Birliği’nin Paris’te tıp derneklerinin kurduğu bir federasyonun 2014’den itibaren asli üyesi olduğunu hatırlatan Arifoğlu, “Bu, bize başka kapıları da açar. Dünya Sağlık Örgütü’ne de girebiliriz. Bu derneklere üye olduğunuz zaman, bu derneklerin yaptıkları takipler sizi istatistiğe zorlar. Bizim en büyük eksikliğimizin düzenli bir istatistiğimizin olmamasıdır” dedi.

 

Güncelleme Tarihi: 03 Kasım 2016, 09:33
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104