Şiddet evde başlar

banner37

Şiddet evde başlar
banner8

Psk. Ayla Kahraman

banner134

Şiddet, faturası çok ağır olan bir yok edicidir.

Şiddetin hiçbir türünün evin içinde olmaması gerekir.

Çocuğun, gencin sağlıklı gelişimi söz konusu olduğunda; eğitim imkânlarından bile çok önemli olan etken, ebeveynin çocuğa yaklaşma biçimidir. 

Anne babaların iki dudağının arasında olan bir söz, parmaklarının ucunda dans eden bir öfke, gözlerden akan bir saldırganlık çocuğun kendini değerlendirme sürecinde etkili olur.

Ebeveynin çocuğuna yönelik hatalı yaklaşımları, ‘kaş yapayım derken çıkarılan göz’ misalidir. Geri dönmeniz ve hatanızı tamir etmeniz ya çok zordur ya da mümkün değildir.

“Ben yaptım oldu”, “biz babamızdan böyle gördük” gibi kalkanlar, belki vicdanınızı bir süreliğine susturur ama çocuğunuzu koruyamaz.

Çünkü o sizin babanızın çocuğu değildir. Kendi bireysel farklılıkları ile dünyada örneği olmayan bir eşsizdir. Sadece sizin verebileceğiniz çok ciddi ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlarını giderebilmeniz için onu, yapısını, sizden ve beklentilerinizden farklı taraflarını öğrenmeniz gerekir.

Bu da yetmez. Ebeveyn olarak, anneliğinizi, babalığınızı gözden geçirmelisiniz.

Böylece huzur, sevgi, dayanışma, değer gibi duygusal doyum kanallarını işlevselleştirme şansınız olur.

Çocuklarda ve ergenlerde görülen davranışsal- duygusal sorunları araladığınızda, art alanda şiddeti görme olasılığınız yüksektir. Şiddet saklı ya da ortada durmaktadır. İşin ilginç tarafı, “ben buradayım” dediği zaman bile, uygulayıcısının onu tanımama olasılığı vardır. Ebeveynin çocuğa yönelik tutumlarını değerlendirme becerisi gelişmedikçe de şiddet içeren davranışlarını ve yaklaşımlarını engellemesi, ayırt etmesi zordur.

Çocuğu için dünyayı bir şekerci dükkânı haline getiren ebeveynleri düşününüz. Bir çocuğa sadece “alıyorsanız” ortada bir ihmal vardır. Ebeveyn-çocuk ilişkisi para ile alınan “şeylere” indiğinde, değer duygusunu da buna bağlamak zorunda kalırsınız: ebeveyn, “alırsam yapmalısın, yaparsan alırım” derken; çocuk, “alıyorlarsa, yapıyorlarsa seviyorlardır, alıyorlarsa, bana değer veriyorlardır”
diye düşünür. Ödül ve rüşvetin anlamının karıştığı, zorunlu veya değil her ihtiyacın aynı çanakta eritildiği bu durum, çocuğun değer duygusunu hastalandıran bir şiddet özelliği taşır. Oysaki göreceli olan zorunlu ihtiyaçlar listesi, aynı zamanda ebeveynin sorgulamadan yerine getirmesi beklenen görevler listesidir de. Bunlar ne ödüldür ne de rüşvet. Çocuğu idare etmek, söz dinletmek için de kullanılmamalıdır. Rüşvet ise hiçbir şekilde, çocuk yetiştirme düzeninin içinde olmamalıdır. Başarının varlığının, ödül olarak algılanması sağlanmalıdır.

İhmal her zaman, tek başına şiddet olma özelliği taşır. İçeriği de şiddetin türü hakkında bilgi verir. Fiziksel, ekonomik, duygusal, kültürel….

Sevmemek, onaylamamak, küsmek, yokmuş gibi davranmak duygusal şiddete girer ve çocuklarımızın ömür boyu taşıyacağı sorunları oluşturur. Hep eleştirilen çocuğun kafası karışır. Kendine güven duymaz. Neyi yapmayacağına koşullanır ama yerine bir şey koyamaz. Doğru duyuşlarının, yaptıklarının, söylediklerinin onayını alan çocuk ise, yolunu daha güvenle çizer. Kendini daha değerli duyumsar. Yuvadan ayrılma zamanı geldiğinde, hata yapmaya da, düzeltmeye de hazır olur. Kendi varoluşu için doğru yolu anlamayı, bulmayı bilir. Yok edici yolların kurbanı olmaz.

Duygusal ve fiziksel şiddetin egemen olduğu evler vardır. Ebeveyn ve çocuk, karı-koca, kardeş ilişkileri şiddet ağırlıklı yaşanmaktadır. Sorun çözücü de şiddettir. Dayak, hakaret, dışlama, aç bırakma, okula yollamama gibi cezaların sorunu çözmesi beklenir. Bu evler yanlış disiplin uygulamalarının kurbanlarını günü gelince evin dışına atar. Bu kişiler, genetik bir aktarma gibi, kendi şiddet imparatorluklarını inşa etmeyi başarırlar. Toplumun içinde, evde her yerde kendilerine bir mekân bulurlar. Ya zulmün sözcüsü ya da zulmün kurbanı rollerinden başka bir şey tanımazlar. Okul, eğitim onlara ulaşamaz. “Çocuğunu-kızını dövmeyen dizini döver” diye bir yanlış inancın kurbanları, zalimleri birbirine karışır.

Bir çocuğun kendini değersiz, güvensiz, yetersiz ve hatta sevilmiyor hissetmesi evin içinde başlar. Zalimler, mazlumlar evin içine doğar.


 

Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2021, 13:58
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75