Uygulama askıya alındı

banner37

Tarımsal ürünlerin denetiminde bir süredir “yüzde 50 ölçüm belirsizliği” uygulandığının ortaya çıkması birçok kesimi alarma geçirdi. Konu, halkta ciddi tedirginlik yarattı.

Uygulama askıya alındı
banner8

Ceren ÖZBİL

Tarımsal ürünlerin denetiminde yaklaşık 6 aydır “yüzde 50 ölçüm belirsizliği” yönteminin uygulandığı iddiasıyla başlayan tartışmalar dün de devam etti.

Konu dün Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda da geniş yer buldu. Meclis’te söz alan Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, tarımsal ürünlerin denetiminde “yüzde 50 ölçüm belirsizliği” yönteminin uygulanması kararını askıya aldıklarını açıkladı.

Ayrıca öğle saatlerinde de Sağlık Bakanlığı’nda Sağlık Bakanlığı birimlerinden yetkililer, Veteriner Dairesi Müdürü, Tarım Bakanlığı Müsteşarı, Ziraat Mühendisleri Odası ile Gıda Mühendisleri Odası temsilcilerinin katıldığı bir toplantı düzenlendi.

Toplantıda “yüzde 50 limit belirsizliğinin ne olduğu” ele alındı ve bu uygulamanın Avrupa Birliği ile uyum yasaları doğrultusunda ortaya çıktığı anlatıldı.

Ünsal: Ocak ayından beri uygulanıyor

Tarım Dairesi Müdürü Mehmet Akif Ünsal, “Yüzde 50 ölçüm belirsizliği” nin yaklaşık 5 yıldır Avrupa Birliği ülkelerinin bütün laboratuarlarında ve 2 yıldır da Türkiye’deki bütün laboratuarlarda uygulanan bir yöntem olduğunu söyledi.

“Yüzde 50 ölçüm belirsizliği” uygulamasının bütün dünyadaki laboratuarlar arasındaki farklı uygulamalardan kaynaklanan neticelerin tekdüze hale getirilmesi amacıyla yapılan bir yöntem olduğundan söz eden Ünsal,  “binlerce laboratuar var ve bunların hepsi ayrı ayrı analiz yöntemleri kullanıyor. Çok farklı cihazlar var, çok farklı akredite kuruluşları var ve her bir laboratuarda da farklı uygulayıcılar var. Bütün bu farklı yöntemlerden, farklı cihazlardan, farklı kullanıcılardan kaynaklanabilen aynı ürün için yapılan analizlerden farklı sonuçlar alınabiliyor. Avrupa ve Türkiye’deki bazı laboratuarların güven aralığı çok yüksek olabiliyor. Güven aralığı yasal limitlerin içinde olmasına rağmen daha düşük olan laboratuarlar da mevcuttur. Bu laboratuarlar arasındaki farklı durumları, neticeleri tolere edebilmek amacıyla bütün Avrupa’da uygulanan bu ölçüm belirsizliği yöntemi Ocak ayından beridir ülkemizde de Devlet Laboratuarı tarafından uygulanıyor. Aslında laboratuar çalışmaları ile alakalı bir durumdur” dedi.

“Uygun gördük”

Ünsal, Devlet Laboratuarı’nın böyle bir uygulamaya geçmeden önce kendilerinden görüş istediğini ve kendilerinin de gerekli araştırmayı yaptıktan sonra uygun gördüklerini anlattı. Mehmet Akif Ünsal şu şekilde konuştu:

“Biz daire olarak, Sağlık Bakanlığı Devlet Laboratuarı’nın çıkarmış olduğu neticelere göre bizim aldığımız örneklerin akıbetini sorgulayabiliyoruz. Devlet Laboratuarı ‘kirlidir” derse kirlidir. Kendi içsel konularıyla

alakalı bir şey bu. Ama Tarımsal İlaçlar Denetim Kurulu olarak biz de tarafız. Devlet Laboratuarı bizden bu uygulamaya geçmek istediğini talep etti. Bu uygulamanın detayları ile ilgili bilgi istedi. Bizde kurul olarak araştırmamızı yaptık ve onlara tavsiye kararı aldık.”

“Analizler KKTC’de yapılıyor”

Ünsal, Devlet Laboratuarı analiz yapabildiği sürece biz Türkiye’den analiz istemediklerini kaydetti ve Devlet Laboratuarı’nın yanıp analiz yapılamadığı dönemde örneklerin Türkiye’ye gönderildiğini belirtti.

Mehmet Akif Ünsal “şu anda Devlet Laboratuarı çalıştığı için Türkiye’den analiz istemiyoruz” dedi.

Ercilasun: AB ile uyum şeklinde yapıldı

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Ercilasun, ülkedeki laboratuarda kullanılan limitlerin AB standartlarında olduğunu söyledi ve bunlarında sürekli güncellendiğini ifade etti. Avrupa’ya uyum konusunda bu şekilde bir çalışma yapıldığını kaydeden Ercilasun şu şekilde konuştu:

“Yapılan toplantıda, bizim laboratuarımızda bunun Mart ayından itibaren uygulandığı belirtildi. Karar 9 Ocak’ta alındı, ancak yangın nedeniyle Mart ayında uygulanabildi. Bu uygulama ile limitler yarıya düşmektedir. Ancak bu AB ile uyum şeklinde yapılmaktadır. Hassas bir konu olması nedeniyle şu an askıya alındı.”

“Kat etmemiz gereken çok fazla yol var”

banner134
Ercilasun, gıda güvenliği konusunda sürekli dile getirdikleri Hal Yasası’na dikkati çekti ve Hal Yasası’nın bir an önce meclisten geçmesi gereken en önemli konu olduğunu söyledi.

Özellikle tarımsal sebze üreten üreticilerin mutlaka kayıt altında olması ve defter tutma zorunluluğunun getirilmesi gerektiğini belirten Ercilasun şöyle konuştu:

“Bazı ürünlerde defter tutma zorunluluğu vardır ancak bunun genele yayılması gerekir. Tarımsal İlaçlar Denetleme Kurulu var. Bu kurulda devletin birçok temsilcisinden oluşmaktadır. Kurulda sivil toplumdan kimse yer almamaktadır. Bizim talebimiz de, Ziraat Mühendisleri Odası’nın da bu kurulda olmasıdır. Bu konuda da bakanlığa yazı yazmıştık, bunu tekrarlayacağız. Ayrıca devlette ziraat mühendisi eksikliği var. Neredeyse yüzde 50’nin altında ülkemizde ziraat mühendisi eksikliği var. Yasa 1988 yılında yapıldı. Şu anda yüzde 50’den az bir miktar ziraat mühendisi alındı. Son 10 yıldır da ziraat mühendisi alınmadı. Daha fazla ziraat mühendisi alınırsa daha çok sahaya çıkabilecek. Daha çok üreticiye eğitim verecekler. Gıda güvenliği konusunda daha iyi bir noktaya gelinecek.”

 

Angolemli: 6 aydır zehirlenmekteyiz

TDP Milletvekili Hüseyin Angolemli mecliste söz aldı ve sebze ve meyvelerdeki kalıntılarda limit değişikliği konusunda konuşma yaptı.
Devlet Laboratuarı’nın yandığını, vatandaşın günlerce denetlenmemiş gıdaları almak zorunda kaldığını ifade eden Angolemli, 9 Ocak 2017’de Tarımsal İlaçlar Komisyonu’nun karar alarak kriterleri değiştirdiğini belirtti ve ölçümlerin yüzde 50 belirsizliğe çekildiğini kaydetti.
“6 aydır zehirlenmekteyiz” diyen Angolemli, örnekler ileri sürdü ve hükümetten açıklama istedi.

Çavuşoğlu: Karar askıya alındı

Bunun üzerine yine mecliste söz alan Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, halk sağlığını en iyi noktaya getirebilmek adına çalışmalar yaptıklarını kaydetti.
Çavuşoğlu, Avrupa’da konuyla ilgili yürütülen denetim faaliyetlerini anlatarak, KKTC’deki denetimleri Avrupa standartlarına göre gerçekleştirdiklerini ve eğitim faaliyetleri sürdürdüklerini söyledi.
Sistemin tam oturması ve tartışmaların doğru zeminde olmayacağı endişesiyle Angolemli’nin bahsettiği kararı askıya aldıklarını ifade eden Bakan Çavuşoğlu, yeni laboratuarın akredite sürecinin devam ettiğini aktardı.

Hüdaoğlu: ‘Ya temizse’ diyerek hiçbir ürün piyasaya sürülemez

TDP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Dr. Suphi Hüdaoğlu, Tarım Dairesi’nin 9 Ocak 2017 tarihinde aldığı kararla birlikte, devlet laboratuarı tarafından bulunan ölçüm değerlerinin yarı yarıya düşük gösterilerek, ‘zehirli’ ürünlerin ‘temiz’ diye piyasaya sürülmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Böyle bir kararın toplumun sağlığını hiçe saymak anlamına geldiğini belirten Hüdaoğlu, söz konusu uygulamadan derhal vazgeçilmesi gerektiğini kaydetti.

Avrupa’da da benzeri uygulamanın olduğu yönündeki savunmaların da doğru olmadığını belirten Hüdaoğlu; “Yüksek zehir oranı çıkan bir ürün Avrupa’da pazarlanamaz, tüketici ile buluşturulamaz” dedi.

Hüdaoğlu; Kuzey Kıbrıs’tan değişik tarihlerde Avrupa’ya gönderilmeye çalışılan bazı ürünlerin yüksek zehir oranı diye geri gönderildiğini, bu ürünlerin sonradan iç piyasaya sürüldüğünün ortaya çıktığını anımsattı.

Tarım Dairesi’nin bu kararı uygulamaya koymasıyla birlikte, piyasadaki gıda ürünlerine karşı genel bir kuşku oluşması nedeniyle doğru, bilinçli ve kontrollü üretim yapan üreticilerin de zarar gördüğüne dikkat çeken Hüdaoğlu, vatandaşların alışveriş için Güney’e yönlendiğini, gıda ürünlerinin yanı sıra diğer ürünlerin de oradan alınmasına olanak sağlandığını kaydetti. Uygulamanın yalnızca sağlığa değil, aynı zamanda ekonomiye de ciddi şekilde zarar verdiğini belirten Hüdaoğlu, toplumun, doğru ve temiz üretim yapan üreticilerin, tüccarın, esnafın ve sivil toplum örgütlerinin bu uygulamaya ciddi şekilde tepki göstermesi gerektiğini ifade etti. Dr. Suphi Hüdaoğlu şöyle konuştu:

“Hükümet yüzde 50 ölçüm belirsizliği adı altında bir şüphesi varsa ihtiyatlı davranarak zehirli görülen ürünleri kesinlikle piyasaya sürmemelidir. Tahlilde yüksek çıktı ama temiz de olabilir’ denemez, denmemeli. Tam tersine ihtiyatlı davranarak piyasaya sürülmemeli, hatta yüzde 50 hata payı varsa (ki biz olmadığına inanıyoruz. Laboratuar çalışanlarının tecrübeli olduklarını, eğitimlerinin iyi olduğunu ve titiz çalıştıklarını biliyoruz) o zaman düşük değerler bile sorgulanmalıdır. Ya temizse diyerek hiçbir ürün piyasaya sürülmemeli. Böylesi hassas bir konuda ihtiyatlı davranmak öncelik olmalıdır.”

“Organik Tarım şart”

TDP MYK üyesi Dr. Suphi Hüdaoğlu, Kuzey Kıbrıs’ta toplumun yıllardır özellikle, kanser, kalp, şeker, tiroit ve hormon gibi birçok hastalıkla boğuştuğunu, bunun en önemli nedenlerinin başında da gıdalarda kullanılan zehirlerin geldiğine dikkat çekti.

Güvenli gıda için etiketlendirme sistemi ile organik tarıma geçilmesinin şart olduğunu vurgulayan Hüdaoğlu, sıfır risk taşıyan Organik Tarım’a geçilinceye dek ise, tarladan sofraya her basamağın kontrol edilmesi, etiketlendirme yapılması gerektiğini kaydetti.

 

 

Güncelleme Tarihi: 20 Haziran 2017, 11:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75