Yas ve çocuk

Sevilen kişinin kaybı, yaşamın dengesini bozan bir deneyimdir

Yas ve çocuk
  • 15 Temmuz 2018, Pazar 13:19

Ayla KAHRAMAN (Psikolog)

Ana ya da babamızı yitirmekle çocukluğumuz biter. Çocuğumuzdan uzun yaşamak ise, geleceğimizi noktalar.

Ölümü doğal karşılarız, tıpkı yaşamak gibi. Ancak, ölüm çıkageldiğinde, hep hazırlıksız oluruz ve biliriz ki, bütün ölümler her zaman erken gelir.

Ölümün karşısındaki çaresizliğimiz, yas ile baş etme konusundaki mücadelemize destek olur. Her birimizin yas süreci ve içeriği farklıdır.

Kimimiz acıyı içimize gömerek reddetmeye, kaybı unutmaya çalışırız.

Kimimiz kaybımızın getirdiği yoksunluğu, geleceğimize kılavuz yaparız. Yaralarımızla ve eksiklerimizle yürümeye çalışırız.

Tepkimiz nasıl olursa olsun, yastan çıkmayı başaramadığımızda, yaşamımızda yıkımlar başlar.

Sona erdirilemeyen yas, sürekli dikiz aynasına bakarak araba kullanmaya benzer. Bir noktada kaza kaçınılmazdır. Arabada kim varsa, kaza kurbanı olmaya adaydır.

Yani bitirilemeyen yas, dönülemeyen yaşam; tek kişilik değildir. Acıyı yaşayan kişi, onu sevenleri ve yaşayan sevdiklerini de yas sürecinin içine alır.

Özellikle de çocuklarımız, yası yaşama biçimimizden ve süresinden etkilenmeye adaydırlar.

Ölümün yarattığı yastan, acıdan, şoktan korumaya çalışsak da yas sürecimizden en çok etkilenen çocuklarımızdır. En akılcı, doğru önlemleri alarak, onları ölümün soğuk ıstırabından uzaklaştırmaya çalışırken, çocuklarımız bizi izler. Bizim yas tutmaya yüklediğimiz davranışsal ifadeleri gözlerler.

Ortamda, davranışta oluşan farklılıklara çok duyarlı olan çocuklarımız; bu farklılıklara verdikleri anlam ve tepki ile biz yetişkinlerden ayrılırlar.

Yani yasın devam ettiği, bitemediği ortamlar çocukları bir şekilde etkiler. Biz onların unuttuklarını, bir şey anlamadıklarını, canlarının acımadığını yanılgısını yaşarken; onlar gelişimsel düzeylerine göre yas ortamından, sevilen kişinin kaybından etkilenirler.

Yani farklı yaşlardaki çocukların ölüm ve yas sürecine yönelik etkilenmeleri farklılık taşır.

Yaşamın ilk iki, üç yılında çocuklarda ölümle ilgili herhangi bir algı yoktur.

Üç beş yaşlarındaki çocukların ise, ölüm konusundaki kavrayışları farklılık gösterir: “Tamam, anladım. Annem öldü, ama artık geri gelsin, onu özledim.”

Yakınını kaybeden çocuk, terkedilmişlik duygusunu yaşar ve güvensizliğin ilk tohumları da atılır.

On yaşlarına kadar ölüm kavramının çocuktaki algısı, yetişkinlere göre anlamlı farklılıklar taşır. Ölen yakınları için kendilerini suçlayabilirler, ölenin onları cezalandırdığını düşünebilirler. Ölüm artık bilinmeyene duyulan bir korku halini almıştır ve dönüşü olmayan bir yolculuktur. Ölümün konuk olduğu evlerde yaşayan çocuklar, yas döneminde aldıkları yaraları, yaşamlarının ileriki dönemlerine aktarabilirler.

Bunu engellemek için öncelikle en yakınlara bazı görevler düşer.

Çocuğa yaklaşım biçimini belirleyecek en önemli etken kuşkusuz çocuğun yaşıdır. Bunun yanında ölenin çocuğa olan yakınlığı çok önemlidir. Anne, baba ya da kardeş kaybı, aileyi darmadağın edebilecek felaketlerdir. Bundan dolayı, her şeye rağmen aileyi ve çocuğu korumak adına ciddi önlemler alınmalıdır.

Ailenin kayıplarının yarattığı acıyı “birlikte” yaşamaları çok önemlidir. Çocuk dışlanmadan bu acıya ortak olmalı, bunun yanında şiddetli dışavurumlardan ve hezeyanlarından uzak tutulmalıdır.

Acısını ve düşüncelerini yansıtması için olanak tanınmalı, önleyici yapay yollara başvurulmamalıdır. Sakinleştirici ilaçlar, ölümü gizemli bir ülkeye yapılan ilginç seyahat gibi gösteren özendirici masallar ya da yas ritüelleri bitene kadar çocuğu başka bir yere gönderme gibi yanlışlıklardan kaçınılmalıdır.

Herhangi bir kararsızlık anında mutlaka bir psikoloğa danışılmalıdır.

Ölümle ilgili gerçek çok geciktirilmeden ve en yakın kişi tarafından çocuğa bildirilmelidir. Çocuğun en yakını, acı duyduğunu saklamadan ama çocuğu korkutmadan ve alıştırarak acı haberi vermelidir.

Çocuğun tepkisi beklediğinizden çok farklı olabilir. Çocuk, her şey yolundaymış gibi davranabilir. Size bencilce gelen sözler sarf edebilir.

Yargı yapmaktan kaçının ve çocuğun dışa yansıtmasına imkân verin. Çocuklar da tıpkı bizim gibi, sevip bağlandıkları ölçüde acı çekerler ve yas tutarlar. Onların ifadesi farklı olabilir ve yardımımıza daha çok ihtiyaçları vardır.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 BAF ÜLKÜ YURDU 5 3 1 1 6 10
3 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 5 3 1 1 5 10
4 CİHANGİR GSK 5 3 1 1 2 10
5 GÖNYELİ SK 5 3 0 2 4 9
6 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
7 ÇETİNKAYA TSK 5 2 2 1 0 8
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 5 2 0 3 4 6
9 GİRNE HALK EVİ 5 2 0 3 4 6
10 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 5 2 0 3 2 6
11 LEFKE TSK 5 1 3 1 0 6
12 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 5 1 2 2 -3 5
13 ESENTEPE KKSK 5 1 1 3 -10 4
14 BİNATLI YSK 5 1 0 4 -8 3
15 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 5 0 3 2 -9 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 5 0 2 3 -9 2
yukarı çık