Sağlıkta da, bazıları iş, bazıları da laf yapıyor…

   Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi Müdürü ve İki Toplumlu Sağlık Komitesi Eş Başkanı Cenk Soydan, TAK Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

   Cenk Soydan, şu an için siyasi bir görevde bulunsa da statü endişesiyle, oraya yapışıp kalma düşüncesi olmayan başarılı bir hekimimiz.

   Siyasilerin, söylediklerinin güvenilirliği sorgulanabilir.

   Bu süreçte ilk kez sağlık dünyasından bir isim, konuların etrafından gezinmeden soruları yanıtlayıp, geniş sayılacak açıklamalarda bulundu.

   Oldukça önemli bilgilendirme ve saptamalar var.

   Tablomuzu çok net bir şekilde ortaya koydu.

   Elbette farklı bir bakış açısıyla, yaklaşım ortaya koyanlar olabilir.

   Yapıcı ve katkı koyucu olunduğu sürece, her türlü farklı yaklaşım zenginliktir.

***

   Dikkatimi çeken bir soru. “Kırgınlık yaşadığınız oldu mu?”…

   İşte Dr. Cenk Soydan’ın yanıtı: “Evet, kırıldıklarım oldu. Göreve çağırdığımız hekimlerden bazıları rapor aldı ve hastaneye gelmedi, kriz anında telefonunu açmayanlar oldu ama nöbetten çıkıp bir telefonumuzla hastaneye dönen hekimler de vardı. Bunlar oluyor. Bunlar her camiada yaşanıyor. Asıl kırıldığım çok konuşanlar, sosyal medyada çok yazanlar ama göreve gelmeyenler…”

   Bu soruya verdiği yanıt çok mu önemli?

   Öneminin derecesi bir yana, önemsiz değil.

   Genelde toplumumuzda özelde sağlık sistemimizde de ciddi sorun kaynaklarından biri, ‘testiyi, dolu getirenlerle, boş getirenlerin, hatta boş getirirken kıranların eşit muamele görmesidir.’

   Kamuda görevli doktorlarla ilgili, sonucu olan verimlilik takibi yoktur.

   Eğer bir cerrah yılda örneğin 100 ameliyat yaparken, bir diğeri onun dörtte biri hatta daha az ameliyat gerçekleştirdiyse bu hiç mi sorgulanmamalı?

   Ya da poliklinik günlerinin yüzde yetmişinde izin kullanan ama özel kliniğinde neredeyse hiç boş günü olmayanları toplumun bilme hakkı yok mu?

***

   Nöbetten çıkıp daha evine ulaşmadan bir telefonla görevinin başına dönen hekimlerimizi isim isim bilip ayakta alkışlamak istiyor bu toplum.

   Dahası bu hekimlerimizin dosyalarına tarihe not düşer gibi bir yazı mutlaka bırakılmalı.

   Her insan gibi hekimler de hasta olabilir, onlar da rapor alabilir.

   Ancak, toplumun bilgilenmesi amaçlı bir açıklamanın içinde yer alacak kadar bu tür davranış örneği sergileyenlere de, bakanlığın, devletin ‘lades’ olmadığı da uygun bir üslupla aktarılmalı.

***

   Soydan da pandemi hastanesinden yana olduğunu gizlemiyor. Ancak, Ayaktan Tanı Merkezi’nin Koronavirüs’te olası ikinci dalga için 44 yoğun bakım yataklı olacak şekilde hazırlandığını söylemesi olumlu bir gelişme. Soydan’ın, solunum cihazı sayısının 36’dan 142’ye çıkarıldığını açıklayıp devamında söyledikleri de gerçekçi yaklaşım: “142 yeterli bir sayı. Daha fazlasına ihtiyaç yok. Zaten yoğun bakımda yüzlü rakamlara çıkarsak ülkede çok ciddi bir salgın var demektir, umarız olmayacak. Elbette yeni, modern bir pandemi hastanesinin yapımından yanayız ama bu düzenlemeler de sağlık için önemli.”

  

YORUM EKLE

banner75