Salgınla mücadele ve herkesin sorumluluğu

Ülke tam kapanmaya giderken, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu ile Bakanlar Kurulu’nun almış olduğu yeni önlemler dün akşamdan itibaren yürürlüğe girdi. On gün sürecek olan tam kapanmanın vakaların düşmesine neden olabileceği düşünülüyor. Yeter ki tedbirlere uyulsun, yeter ki gevşeme olmasın! Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin eski Başhekimi Dr. Bülent Dizdarlı’nın dediği gibi, artık herkes kendisinden sorumludur. Daha dikkatli olmalıyız. İnsanlar gerekmedikçe sokağa çıkmasınlar.


Organizasyon bozukluğu, eksikliğini kabul ediyoruz. Ancak bazı vatandaşlar da kararların dikine gitmekte, sanki de ortalık güllük gülistanlık imiş gibi kendilerini koy vermekteler. Geçen gün PCR testi için Lefkoşa Fuar Alanı’ndaki yığılmalar bunun bir göstergesi değil miydi? Bu denli yığılmaya, kalabalığa gerek var mıydı? Devlete bu konuda yardımcı olabilmek için eczacıların da talepleri var. Sağlık Üst Kurulu’nda bir de eczacının temsil edilmesi yanında, ücretsiz PCR testi yapabileceklerine ilişkin önerileri yerinde değil midir?


Vaka arttı mı, karşılıklı suçlamalar da artıyor. O güne kadar iyi olanlar, o günden sonra kötü olabiliyor. Sosyal medyada her türlü yorumlar, değerlendirmeler… Birinin beğendiğini diğeri beğenmiyor. İlla ki kendisinin istediği şekilde olsun. Yine bireysellik, bencillik ön plana çıkıyor. Öyle bir toplum olduk ki, sanki herkes her konuda uzman. Bilinçli davrananları tenzih ederiz. Ancak gördüğümüz kadarıyla öyle ‘uzmanlaşmış’ insanlar var ki, ellerinden gelse Amerika’yı yönetecekler. ‘İyi polis-kötü polis’ rolünü çok iyi beceriyorlar. Mesela vaka sayıları az olduğunda, tedirgin olmadığında Sağlık Bakanı Ali Pilli iyi biri, vakalar arttı mı da kötü biri… Bu şekilde bir değerlendirme dünyanın neresinde görüldü?


Maarif Nazırı “Şu okullar da olmasa maarifi ne güzel idare ederdim” demişti. Gel gör ki, Sağlık Bakanı Ali Pilli, “Şu Korona olmasa sağlığı ne güzel idare ederim” diyemez. Çünkü sağlık, sadece 2020’nin icadı Koronavirüs’le (Covid-19) ilintili değildir. Sağlık yüzyıllar öncesinden var olup, insanlığın en önemli konusu olmaya devam etmektedir. Örneğin hâlâ kanserle, veba ile başa çıkılabilmiş değildir. Sektörde yeni buluşlar olmasına rağmen, bazı konularda çalışmalar devam etmektedir. Çok derin bir konu olan sağlıkta ve bu sistemde eksiklik-aksaklık oldu mu, affetmek mümkün değildir. Sağlıkta hataya tahammül yoktur.


Bu gerçekler ışığında nerde olduğumuzu bilmek bakımından ve sağlıkçıların işlerini kolaylaştırmaya yönelik hareket etmemiz, adımlar atmamız gerekir diye düşünüyoruz. Çünkü hazımsızlığın, beğenmezliğin, olumsuzluğun girdabında çırpınmakla kimseye yararlı olamayacağımızı, boşa kürek çektiğimizi anlamalıyız. Covid-19’la boğuşurken, üstüne üstlük bir de doğal afetlerin yaşanması tedirginliği tırmandırabilir. Ancak yaraların sarılmasına ilişkin uğraşlar devam ederken, bu kritik süreçte herkesin de kendi sorumlulukları bulunduğu unutulmasın.


Kıbrıs Türk halkı bu günlere gökten zembille inerek gelmedi. Ne de piknik yaparak! Geçmişte bu denli tehlikeli olmasa da, nice hastalıklarla boğuştu, Doktor ve hemşirelerin, sağlık çalışanlarının parmakla sayılabilecek kadar az olduğu varoluş mücadelesi yıllarında öyle özverilerde bulunuldu ki, o dönemin fedakârlıkları ile bu günlere gelinebildi. Bunun kıymetini bilmek ve ona göre hareket etmek gerek. Ancak o şekilde başarabiliriz ve başarmalıyız!





  ***

Ulu bir çınar, vatansever insan Eşref Günerman, bu topluma çok kıymetli futbolcular yetiştirmişti


Eşref Günerman 1934 doğumlu bir çınardı. Gerçek bir vatansever ve mücahitti. Ülke futboluna birçok futbolcu kazandırmış, Çetin Spor Kurucu Başkanlığını yapmış değerli bir kişiydi. Önceki gün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Eşi Ayşe hanımı daha önce kaybetmişti.


Daha sonraki eşi Havva hanım ile evlatları Cemaliye-Mehmet Kendir, Sülün-Selim Günerman, Hülya-Cüneyt Koparan ve Salih Ünan, torunları Burçak-Barış Galip, Ayşe-Çağın Özılgaz, Eşref Günerman, Cansu Koparan, torun çocuğu Bora Galip, “Acımız sonsuzdur. Üzüntü ile tüm dost, akraba ve sevenlerine duyurulur. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun” dediler.


Bizim nesil, Eşref Günerman’ı iyi tanır. Surlar içinde, şimdilerde Turizm Bakanlığı olan eski Lefkoşa Türk Lisesi’nin köşesinde bir dükkânı çalıştırırdı. Tost, sandviçin yanı sıra, o dönemin ünlü film yıldızlarının posterlerini satardı. Elizabeth Taylor’dan Sophia Loren’e, Brigitte Bardot’tan James Dean, Clark Gable’a, Rock Hudson’a, Robert Taylor’a ve daha nice ünlülere varıncaya kadar çeşitli boy fotoğraflarını satardı. Liseli gençler başlıca müşterileriydi. Daha sonra oradan Girne Kapısı’nda Vakıflar İş Hanı’nda iş yeri açmış ve orayı çalıştırmıştı. Oğlu Selim’le birlikte kafeteryayı çalıştırıyorlardı. Eşref Usta daha sonra da Anibal Lokantası yanındaki Yıldızlar Restoran’da bir süre daha mesleğini sürdürmüş ve emekli olmuştu. Son birkaç yıldan beri rahatsız olduğunu işitmiştim.


Öte yandan Beyarmudu’nda Özkadılar ailesinin değerli büyüğü, iyi insan Mehmet Özkadılar dün kendi köyünde son yolculuğa uğurlandı. Sevgili eşi Güzide hanım, evlatları Emine-Osman Özkadılar, Hatice-Mehmet Vaiz, Zehra-Ahmet Yenağralı ve torunları, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını temenni ettiler.


Bu arada Ünal ailesinin değerli büyüğü, iyiliksever insan Oğuz Ünal da dün Lefkoşa’da defnedildi. Sevgili eşi Sevilay hanım, çocukları Levent-Senem Ünal, Efe-Esim Ünal, torunu Mira Ünal, annesi Mesadet Ünal, kardeşleri Metin ve Nazan Özbarlas Ünal, büyük bir acı içerisinde olduklarını belirttiler, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyururken, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.


Aslen Kandu’lu olup, Mevlevi’de ikamet eden Deniz ailesinin değerli büyüğü, ailenin kıymetlisi Sahure Deniz, önceki gün sonsuzluğa uğurlandı. Sevgili eşi Hasan Kemal Deniz, çocukları Kemal-Cemaliye Deniz, Yusuf Deniz, Arife Gündüz, Celal-Çimen Deniz, Ümit-Aliye Deniz, Arif-Sema Deniz, torunları Sahure, Fezile, Gülay, Hasan, Sahure, Bahire, Afet, Zehra, Sıdıka, Sahure ve Vedia, “Yeri doldurulamayacak müstesna insan, sen hep kalbimizde kalacaksın. Seni çok seviyoruz, unutmayacağız. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” ifadelerini kullandılar.

YORUM EKLE

banner111

banner75