Seçim tarihi tartışmaları ve Ad-Hoc komite

Memlekette, ekonomik sıkıntılar tavan yapmışken, işsizlik ve iflaslar günden güne artarken, seçim tarihinin belirlenmesinde yaşanan belirsizlik ve gereksiz yere gerginlik yaratmak halkımızı üzmektedir.  Hükümetin, esas odaklanması gereken ekonomi ve sağlık konuları iken, önceden belirlenmiş seçim tarihinin değişimiyle uğraşmaktadır.
Hükümetin önceden belirlediği ve koalisyon protokolüne de yazılan ekim ayında seçim yapılması tarihinden vazgeçmesi ve seçimi gelecek yıl nisan ayında yapılmasını önermesinin, Muhalefet partileri tarafından kabul edilmemesi ve muhalefetin, bu yıl ağustos ayı sonunda seçim yapılması önerisinin de, Hükümet tarafından kabul görmemesi süreci kilitlemiş durumdadır.
Öte yandan, söylenen seçim tarihleri ile ilgili tüm sözleri ve vaatleri halk bilmektedir. Bunlardan, tatmin edici olmayan gerekçelerle vazgeçmek, güven kaybına neden olmaktadır.
Sonuçta, Hükümet kanadı 3 Nisan 2022, muhalefet partileri ise, 29 Ağustos 2021 tarihinde erken seçim yapılması için, Meclis’e yasa önerisi sunmuşlardır. Konunun, Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde görüşülmesi ve orada bir karar verilmesi ve uzlaşı sağlanması gerekirken, yeni komite kurulması ortamı germektedir.
Önerilen seçim tarihlerine bakınca, Hükümetin istediği 3 Nisan 2022 yılında yapılması halinde, şubat başında seçim yasakları başlayacaktır. Haziran ayında da, Belediye seçimleri olacağı için, nisan ayından itibaren de, onun seçim yasakları başlayacağı için, haziran sonuna kadar seçim yasakları devam edecektir.
Ayrıca, yeni yılın devlet bütçesinin açılması, şubat ayında olacağı için, ülkenin seçim yasakları içinde olmasından dolayı, bütçe, temmuz ayına kadar işlevsiz kalacaktır. Bu durum da, ülke ekonomisinin ve özel sektörün devletten alacaklarının 6 aydan fazla duracağı anlamına gelmektedir. Yani, Nisan 2022’de genel seçim yapmak, birçok açıdan sakıncalı görülmektedir.
Genel seçimlerin 29 Ağustos 2021 tarihinde veya ekim ayında yapılması halinde ise, gelecek sene haziran ayındaki belediye seçimlerine kadar ülkede seçim olmayacağı için, Hükümetin az da olsa, icraat yapma imkanı olacak ve bütçe de normal takvimi içinde açılıp, çalışmaya başlayacaktır.
Öte yandan, eylül, ekim aylarında yapılacak seçim için, propaganda çalışmaları yaz aylarında, açık havada ve çok fazla virüs tehdidi yaratmadan gerçekleşecektir. Oysa, gelecek sene nisan ayında yapılacak olan seçimde, propaganda çalışmaları kışın göbeğinde ve kapalı alanlarda olacağı için, virüs tehdidi daha fazla riskli olabilecektir.
Seçim tarihini belirleyecek süreçle ilgili gelişmelere bakacak olursak, Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde yer alan seçim tarihi tasarılarının, orada hükümetin çoğunluğu olmaması ve istediği seçim tarihini belirleyemeyeceği için, mecliste yeni kurulan Ad-Hoc komiteye devredilmesine çalışılmaktadır.
Muhalefet partilerine göre, bunun gerçekleşmesi, ancak ilgili Hukuk komitesinin talebi ve yapılacak oylama ile onay vermesi halinde mümkün olabilmektedir. Muhalefet, böyle bir onay olmadığı ve seçim tarihini belirlemek için, geçici ve özel Ad-Hoc komite kurulması yönünde yapılan oylama ve bunun Hükümet oyları ile kabul edilmesini, Meclis iç tüzüğüne ve Anayasa’ya aykırı ve geçersiz bulmaktadır.
Hükümet ise, ülkede vaka sayıları arttığı için, seçim tarihini gelen sene nisan ayına ertelemek istemektedir. Oysa, şimdi vaka sayıları eskiye göre oldukça düşük seyretmektedir. Bu bağlamda da, vaka sayılarının düşük seyretmesi nedeniyle, birçok sektör açılmakta, pazar günlerinin açılmasına hazırlanılmakta, turizmin haziran ayında genel olarak açılması düşünülmekte ve Güney geçiş kapılarının 1-2 hafta içinde açılması konuşulmaktadır. Dolayısıyla, bu argüman pek geçerli değildir.
Bütün bu gelişmeler yaşanırken, muhalefet partileri de, yapılanların Meclis iç tüzüğüne ve Anayasa’ya aykırı olduğu için, bu komiteye temsilci göndermeyeceklerini de açıkladılar. Bu nedenle de, Ad-Hoc komitenin toplanmaması için, Mahkeme’ye başvurup, ara emri almaya ve yürütmeyi durdurmaya yönelik olarak istişare ve değerlendirmeler de bulunduklarını belirttiler.
Anayasa’ya göre, Komite çalışmaları ya da komitelerin kurulması, siyasi partilerin Meclis’te sahip oldukları milletvekili sayısının yansıdığı orana göre belirlenmekte olup, İç Tüzük’te de ayni görüşe yer verilmektedir.
Oysa ki, bahse konu Ad-Hoc komitede; Hükümet tarafından, UBP’nin 3, CTP’nin 2, HP, TDP, YDP ve DP’nin ise 1 milletvekili olmasının talep edildiği bilgisi gelmektedir. Burada bir haksızlık olduğu ve 6 milletvekili olan HP ile, 2 milletvekili olan YDP’ye 1 temsilci verilerek ayni oranda temsiliyet hakkı öngörüldüğü, muhalefetçe belirtilmektedir.
Muhalefet partileri ise, Hükümetin, Meclis’te temsil edilen, grubu olsun ya da olmasın tüm siyasi partilerden bir temsilcinin atanacağı, katılımcı demokrasiye uygun bir Ad-Hoc komite kurulması yönünde bir tavrının olması gerektiğini ifade etmektedirler.
Netice itibariyle, muhalefet partileri, Mahkeme’ye başvurur ve Mahkeme’den Ad-Hoc komite ile ilgili ara emri çıkarsa, Hükümet de, muhalefetle uzlaşmaya ve seçim tarihi konusunda bir orta yol bulmaya çalışmak zorunda kalacaktır.
Aslında, başından itibaren, Hükümet, azınlık hükümeti olması hasebiyle, komitelerde çoğunluğu olmadığı için, karar almak, yasa geçirmek için muhalefetle konuşma ve uzlaşma yolunu denemeliydi. Demokratik eğilim ve teamül de bunu gerektirmektedir. Boşu boşuna ülkeye zaman kaybettirilmektedir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104