Ses çıkarmamak; çıkaramamak neden?

   KKTC ekonomisi bugün bu hallerde ise üretimden kopması ya da koparılması sonucudur.
   Bunun politik nedenleri vardır.
   Üretilenin satılamaması en önemli sorundur.
   Yani pazar sorunu.
   Türkiye gibi dev bir ülke ve dev bir pazar yanı başımızdadır.
    KKTC’nin dünyaya kapalı olmasının nedenleri ortaktır.
   Uygulanan ambargoların olma sebepleri de ortaktır.
   Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Denizin Temmuz 2018’deki açıklamasında yer verdiği, bu sıkıntılara derman olmayı ve “Türkiye de mi bize ambargo uyguluyor?” yargısını da tarihe gömmeyi amaçlayan bir forum kuruldu.
   TC-KKTC Ticaret Odası Formu ilk konferansını 6 Temmuz’da gerçekleştirdi.
    TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı da katıldı.
   Türkiye Cumhuriyeti KKTC bir devlet olarak tanıdığı deklere etmiştir.
   Bu nedenle bu Konferansa 2 devletli, yani uluslararası demek yanlış olmaz.
    Konferansta Türkiye Cumhurbaşkanlığı düzeyinde temsil ediliyor.
   Ama ev sahibi ülkenin Cumhurbaşkanı konferansta yok.
   Konferans bu kadar hayati bir öneme sahipken yok.
   KKTC Cumhurbaşkanının katılamama nedeni belli.
    Bu nedenler KKTC halkı açısından hiçbir surette kabul edilebilir değil.
   Eğer KKTC bir devletse bunun izahı yok.
   Türkiye de eğer KKTC’yi tanıyorsa bunun da izahı yok.
   KKTC’de Cumhurbaşkanı o ülkeyi tümüyle temsil eden makamdır.
   Bu yüzden Cumhurbaşkanı siyaseten tam bağımsızdır, partili değildir.
   Bu makamda kim olursa olsun, Yüce Divan veya Yüksek mahkeme aksi karar almadıkça KKTC Cumhurbaşkanlığı KKTC halkını temsil eder.
   Sayın Denktaş, Sayın Talat, Sayın Eroğlu ve bugün Sayın Akıncı, belki seneye başkası.
   Kişiler değişir ama Cumhurbaşkanlığı kurumu oradadır.
   Bu kurum yıpratıldığında, bunun zararının en çok bu makamın temsil ettiği KKTC halkına dokunacağı açıktır.
   Kıbrıs coğrafyasının son yüzyılın en kritik süreçlerinden birine girdiği de bellidir.
   Türkiye’nin tüm dünya ile, hatta eski ve yeni müttefikleri ile bile bu coğrafyada husumetli bir mücadele verirken yaşananların sürece nasıl zarar vereceği de bellidir.
   Yarın KKTC’nin bağımsızlığından ve haklarından bahsederken, bunların sıkıntı yaratacağı da bellidir.
   Kıbrıs Türk toplumunun genelinin bunları kabul edilebilir bulmayacağı bellidir.
   Hatta toplumun yine “aşağılandığını” hissedeceği bellidir.
   Peki neden?
   Kıbrıs Türk toplumunu temsil eden kurumları “hiçe sayma” neden?
   Bu koltukları “oturulamayacak” hale getirme çabası neden?
   Bu ülkeyi, iyi kötü oluşturduğumuz bu düzeni, daha da “tuhaf” hallere sokmak neden?
   Zaten ülkede yer alan, tüm sorunların temel nedenlerinden biri olan, “toplumsal çatışmayı” körüklemek neden?
   Çift başlılık oluşturarak, ne kadar olduğu tartışılan iki ülkenin “uluslararası gücünü zayıflatmak” neden?
   Şaka yollu kimi çevrelerin “mandıra düzeni” dediği bu düzeni “mandıradan beter” hale getirme çabası neden?
   “Kendi kendini itibarsızlaştırıyorsan kimse sana itibar etmez” gerçeğini görmemek neden?
   Ülke ekonomisinin önünü açacak” bu değerli çalışmanın” bu şekliyle anılmasına sebep olmak neden?
   Buna tanık olup buna ses “çıkarmamak”, ya da “çıkaramamak” neden?
   Neden?
   Amatörlük mü?
   İmkansız…
   Dikkatten kaçan bir hata mı?
   Keşke..
   Diğer ihtimaller tüyler ürpertici…

 

YORUM EKLE