Seven erkek böyle mi yapar?

Bir kadınla erkek birbirini seviyor, aşık oluyor ve evleniyor.

Kadın, mutlu bir evlilik yaptığını düşünürken, kocasının bir süre sonra onu başka bir kadınla aldattığını öğreniyor. Kadın bu durumu kaldıramıyor, boşanmak istiyor.

Ancak adam, yalvarıyor, yakarıyor ve ikinci bir şans istiyor.

Kadın adama ikinci bir şans da veriyor ama sorunlar son bulmuyor.

Adam eşini aldatmaya devam ediyor ve bunu öğrenen kadın, bu duruma sessiz kalamayıp, tepki gösteriyor, bu kez kesin boşanma kararı alıyor.

İşte ne oluyorsa, bundan sonra oluyor, kadının boşanma isteği kabusa dönüşüyor.

Adam, kadının boşanma isteğine tepki gösteriyor.

Kontrolden çıkan adam, oğlunun önünde kadının boğazını sıkıyor.

Kadın, evden kaçarak hayatını kurtarabiliyor, kaçmasa adam onu orada öldürebilirdi.

İki oğlu olan kadın, çocukları için hayatta kalması gerektiğini düşünüyor.

Kadının açtığı boşanma davasının sonuçlanması uzun sürüyor.

Bu sürede de adamın tehditleri sürüyor.

Mahkeme boşanma kararından önce adama eşinden uzak durma yani “uzaklaştırma” cezası veriyor. Fakat adam, mahkeme emrine uymuyor, eşine tehditler yağdırmaya, ona hayatı dar etmeye devam ediyor.

Kadın, eşinin mahkeme emrine uymadığını polise bildirse de polis eşinden sadece ifade alıyor, adama herhangi bir ceza uygulanmıyor.

Kadın, gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddetten kurtulmak istediği için, boşanma süresinde eşinin neredeyse tüm taleplerini kabul ediyor. Adam, boşanmak için kadından arabasını istiyor, nafakayı ödemeye 3 yıl sonra başlamayı talep ediyor. Kadın şiddetten kurtulmak için tüm istekleri kabul ediyor.

Kadının tek istediği, bir an önce eşinden boşanmak ve bu şiddetten kurtulmak olduğu için gelen her talebe olumlu yanıt veriyor.

Kadın eşinden boşanıyor ama adamın kendisine uyguladığı şiddetten yine de kurtulamıyor.

Çocukları almaya geldiği günlerde adam tehditlerine devam ediyor.

Kadın boşanıyor ama tehditler devam ettiği için korkuyor, evden çıkmaya bile çekiniyor.

İşe gidip, gelmek dışında kadın evden dışarıya çıkamıyor, çünkü bir yerde karşısına çıkabilecek olan adamın kendisini öldürmesinden korkuyor.

Çift boşanınca, adama uzaklaştırma emri de ortadan kalkıyor.

Kadın polise gittiğini ama kendisiyle yeterince ilgilenmediklerini söylüyor.

Bu uygulamanın yanlış olduğunu, tehlikenin boşandıktan sonra da devam ettiğini belirten kadın, “Şu anda da benim can güvenliğin yok” diyor. 

Kadın, eşinden gördüğü bu şiddet karşısında ise en büyük şansının ailesinin kendisine destek olması ve ekmek parasını kazandığı bir işinin bulunması olduğunu söylüyor.

3 yıl boyunca eşinden nafaka alamayacak olan kadın, çocuklarına kendi kazandığı ve ayrıca ailesinden aldığı para ile bakabiliyor.

Bu nasıl bir aşktır, seven erkek böyle mi yapar? Bu nasıl bir sevgidir böyle, bu nasıl bir aşk? İnsan sevdiğini aldatır mı? İnsan sevdiğine şiddet uygular mı?

Yukarıda sizlere özetlediğimiz yaşanmış acı olayı gazetemizde muhabirimiz Ceren Özbil’in kaleminden okudunuz zaten. Muhabirimizin, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” dolaysıyla yaptığı röportaj, ülkemizdeki kadına şiddet olayına bir örnektir.

İsmini vermeden ve yüzünü göstermeden muhabirimize konuşan kadının yaşadıkları tam bir dramdır. Benzer durumda olan birçok kadın vardır.

Boşandığı eşinin, ayrıldığı sevgilisinin peşini bırakmayan, cinayete vardıracak kadar işi ileri taşıyan bu hastalıklı ruh halinin artık bir son bulması gerekiyor.

Devlet bazı tedbirler alıyor, daire kuruldu, birimler oluşturuldu, yeni yasa yapılıyor ama kadınların peşini bırakmayan ve şiddet uygulayan bu gibi kişilere daha ciddi ve caydırıcı cezalar verilmelidir.

Değil kadına gidip şiddet uygulamak, bunu o adamın aklından geçirmeye çekineceği bir ceza sistemini oturtmak lazım. Hiçbir kadın şiddeti hak etmiyor.

YORUM EKLE