Şiddet, endişe verici boyutlarda

“Şiddet”, ülkemizde hayatın her alanına girmiş durumda.

Artarda gelen şiddet olayları, gerçekten de endişe vericidir.

Gazetelerdeki polisiye haberlere baktığınız zaman, hemen her gün şiddetle ilgili haberlere rastlamak mümkündür.

İnsanlar hem tahammülünü yitirmiş, en ufak olaylarda sinirlenip şiddete başvuruyor, hem de polisin, mahkemenin bakacağı meseleleri kendisi şiddetle çözmeye çalışıyor.

Kişiler kendilerine yapılanının cezasını kendisi şiddetle çözmeye çalışıyorsa, tahsil edemediği alacağı için şiddete başvuruyorsa, ülkede bir şeyler doğru gitmiyor demektir.

Kişiler her istediğinin kapısına dayanıp, şiddet tehdidinde bulunma, hatta şiddet uygulama cesaretini göstermemelidir.

Her gün birbirine benzer çok sayıda olay oluyor.

Hem günlük ilişkilerde, hem aile içinde hızla tırmanan şiddet, artış göstererek, “Ne oluyoruz?” dedirtiyor.

Kişiler polisin taraf tuttuğunu düşünüyor, yargının çok ağır çalışmasından şikayet ediyor ve bunun için kendi işini şiddet kullanarak çözmeye çalışıyorsa, bunun için bazı tedbirler alınması şarttır.

İnsanların şiddete başvurmaması için devlet otoritesini hissedebilmelidir.

Birilerinin kapısına dayanan, onu tehdit ya da darp eden, bu yaptığının cezasız kalmayacağını bilmelidir.

Verilen cezalar caydırıcı olmalıdır.

Eğer bazı konular için cezalar yetersiz kalıyorsa, yasalarda düzenlemeler yapılmalıdır, yargının sorunları çözülmelidir.

Kişi, şiddete başvurduğu halde, bunun kendisine ciddi bir ceza getireceğine inanmıyorsa, tabii eylemine devam eder.

Alacak- verecek meseleleri sürekli olarak “şiddete” dönüşüyor.

Kişiler işini zor kullanarak, çözmeye çalışıyor.

Yargının daha çabuk çalışması, meseleleri daha erken çözmesi, “çare üreten” olması gerekmektedir.

Kişi; “Ben bu sorunun çözümü için birkaç yıl beklemek istemem” deyip işe koyuluyor.

Bu nedenle meselelerin erken çözüm bulması şarttır.

Bu arada eğitim de çok önemlidir.

İnsan ilişkilerinde, aile içi konularda, kişiler nasıl davranacağını bilmelidir.

Şiddetin hiçbir zaman çare olmadığını, olamayacağını ta küçük yaşlardan öğretmek gerekiyor.

Sabırsızlık ve tahammülsüzlük çok sayıda şiddet olayına neden oluyor.

Kişiler gerekirse psikolog desteği almalı, öfkelerinden, tahammülsüzlüğünden arınmalıdır.

Ülkemize gelen yabancılar da bilmelidir ki ne kendi aralarında sorun yaşamalıdırlar, ne de yerli halka bulaşmalıdırlar.

Yabancılar, geldikleri ülkede hangi şartlar olursa olsun, Kuzey Kıbrıs’a ayak bastıkları anda bu ülkenin şartlarına uymaları gerektiğini bilmelidirler.

Yerli ya da yabancı, kimsenin şiddete yönelmemesi gerekir.

Bunu sağlayacak olan da devlettir.

Yeni hükümetin, “şiddet olayları” için ciddi tedbirler alması gerekmektedir.

YORUM EKLE