Sigorta emeklilerine daha adil davranılamaz mı?..

13’üncü maaş toplumda çok tartışıldı. Verilecek mi, verilmeyecek mi, para var mı, yok mu gibisinden günlerce, haftalarca tartışma konusu oldu. En nihayet anavatan Türkiye, her zaman olduğu gibi, yine devreye girdi ve 13’üncü maaşla ilgili zihinlerde beliren soru işaretlerine son noktayı koydu. Hak sahiplerinin yüzü güldü, çarşı-pazar da canlandı ve nefes aldı.

Bu konuda biraz gerilere giderek, geçmişin gerçeklerini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Elli yıl önce 28 Aralık 1970 tarihli ‘Halkın Sesi’ gazetesinde yer alan bir yazıda özetle şöyle denilmekteydi:

“13 rakamı Makarios’un uğur sayısıdır derler. Rum memurlar da buna inanmış olacaklar ki, kendisinden 13’üncü maaş istiyorlar. Niye istemesinler? Yedi yıldır Makarios idaresi, dört bine yakın Türk memurun maaşını cebine atıyor. Bu yağmada Rum memurların hakkı yok mu? İşte onların da istedikleri bu… Türklerden kestiği paralarla, aldığı vergilerle, vurduğu vurgunlarla bütçe zenginleşmektedir. Bunu dikkate alan Rum kamu görevlileri, “Bize de payımızı ver” diyorlar.

Ancak yedi yıldır bu haktan mahrum olan Türk memurlar, hizmetlerine efendice devam etmişlerdir. Değil 13’üncü, tam maaş bile alamamaktadırlar. Ancak şikâyet etmemekte ve içinde bulundukları milli mücadeleye yaraşır bir ruhla hareket etmesini bilmektedirler.

Kıbrıs Türk yönetiminde de 13. maaşı vermek mümkün olsaydı veya bütçede fazla para olsaydı, bu 13’üncü maaş, büyük bir seferberlik ruhu içinde direnmesini bilen Türk memurlara da verilirdi.”

21 Aralık 1963’ten itibaren ‘Akritas Planı’ uyarınca silah zoruyla devletten atılan Türk kamu görevlileri yıllar boyu değil 13’üncü maaş, tam maaş bile alamazlardı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük ile birlikte tüm memurlar 30 lira alıyorlardı. Onu da Ankara gönderiyordu. Varoluş mücadelesi sürerken, maaşı düşünen mi vardı?

Ve gelelim bu güne. Sosyal Sigorta Emeklileri dün de yine çile doldurdu. Yıllar boyu Sosyal Sigortaya ödeme yapan emeklilerin ağzını bıçaklar açmazdı. Yaşını başını almış çoğu esnaf, nice sosyal sigorta emeklisi bankaların önünde saatlerce oturdu, sabırla ödenmeyi bekledi. Ama nafile! Öğleden sonraya kadar boyunları bükük kalakaldılar. Her sorduklarına aldıkları yanıt aynı: “Sosyal Sigorta Emeklileri için henüz para yatmadı.” Görevli odacı gelene soruyor: Devlet emeklisi misiniz, yoksa sosyal sigorta emeklisi mi? Devlet emeklisi olanlara sıra numarası veriyor, sosyal sigorta emeklisine ise sıra numarası da vermiyor, “Sizlerinki daha yatmadı” diyor.

Kısaca devlet emeklisi öz, sosyal sigorta emeklisi de üvey evlat muamelesi görüyor. Maaş ödemelerinde de bir ayrımcılıktır gidiyor. Bu işleri bir türlü düzene sokamadılar. Bu kadar basit bir sorunu çözememek, acizlik değil de nedir? “Biz sadece seçim hükümeti değil, icraat hükümeti de olacağız” iddiasında olan hükümetin bu hassas ve de ayrımcılık yaratan konuya bir an önce el atması ve sosyal sigorta emeklilerini banka kapıları önünde daha fazla bekletmemesi, mağduriyetlerine seyirci kalmaması gerektiği inancındayız.

Türkiye dahil, İngiltere ve dünyanın gelişmiş medeni tüm ülkelerinde maaş ödemelerinde önceliğin sosyal sigorta emeklilerinde olduğu bir gerçek iken, KKTC’nin de ona göre hareket etmesi ve yaşlı başlı sosyal sigorta emeklilerine hak ettikleri saygıyı göstermesi gerekmez mi?..

***

Emekli Polis Müdürü Cemal Akar,

Lefkoşa’da son yolculuğa uğurlandı

Bir süreden beri akciğer kanseri ile mücadele eden eski Polis Müdürü Cemal Akar dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Polis Gene Müdürlüğü yayınladığı mesajda, polis teşkilatında uzun süre başarılı görev yapmış olan Cemal Akar’a Allah’tan rahmet, ailesine ve polis teşkilatına başsağlığı dileğinde bulundu. Başbakan Ersin Tatar da, taziye mesajında, “Cemal Akar’ın vefatını derin bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Merhuma Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı dilerim” ifadelerini kullandı.

Herkes tarafından sevilen ve sayılan, değerli insan Cemal Akar’ın sevgili eşi Gülten Günay Akar, evlatları Erhan-Zehra Akar, Gökhan-Hatice Akar, torunları Aras, Aral, Suden ve Cemal, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duydurdular, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

Öte yandan Baysaloğlu ailesinin çınarı ve kıymetlisi, iyi insan Ayfer Baysaloğlu geçen Pazar günü yaşama veda etti. Evlatları, torunları ve torun çocuğu, derin üzüntü içerisinde olduklarını belirterek, “Acımız büyüktür. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulu. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun. Ruhuna Fatiha” dediler.

Bu arada Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsünün Güzelyurt bölgesinde inşa edilmesinde katkı ve desteğini esirgemeyen ve bu uğurda büyük bir özveri ile çalışan, Güzelyurt Belediye Meclisi kararıyla Fahri Hemşirelik ile onurlandırılan, iyi insan, ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar da Hakkın rahmetine kavuştu. Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Meclis Üyeleri ve Halkı adına yayınlanan taziye mesajında, merhuma Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı dileğinde bulunuldu. ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ denildi.

Diğer yandan Limasol Bankası Yönetim Kurulu ve Tüm Banka Çalışanları, Alsancak şube personeli Altay Aygın’ın kıymetli babası Salih Şaban Aygın’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dilerken, Güzelyurt Kurtuluş Lisesi Müdür, Müdür Muavinleri, Öğretmenleri, Çalışanları ve Öğrencileri adına yayınlanan taziye mesajında, okulun öğretmenlerinden Rasim Taş’ın kıymetli kayınvalidesi Gönül Metti’ye Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı ve sabır dileğinde bulunuldu.  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75