Sivil itaatsizlik ve samimiyetsizlik

Gençlerin öncülüğünde, sosyal medyada örgütlenen “Yol Yoksa Seyrüsefer de Yok” hareketinin bugün düzenleyeceği eylem herkesin ilgi odağı oldu. “Yol Yoksa Seyrüsefer de Yok”, sivil itaatsizliği çağıran bir harekettir. Elbette ki vatandaşların sivil itaatsizlik yapma isteği anlaşılabilirdir.

Evet hatırlıyoruz, başta seyrüsefer olmak üzere harçlara dörtlü hükümet zamanında yüzde 30’a varan bir zam yapılmıştı. UBP-HP Hükümeti dönemi, bu yıl yüzde 8 ile yüzde 10 arası bir zam geldi. Arada önemli bir fark var. Ancak halk yine de halklıdır, “Neden tepki gösteriyorsunuz?” denilemez. 2018 ve 2019 yılları ekonomik krizlerle geçti, döviz hep yüksek seyretti, halk krizlerin etkisini üzerinden atamadı ve yüzdelik ne olursa olsun, hiçbir zammı kaldırabilecek durumda değil…

Evet hükümetin durumu da belli. Ciddi kaynak sıkıntısı var, Türkiye’den kaynak akışında aksamalar oldu, yeni ekonomik protokol de imzalanamadı. Ancak bunların hiçbiri vatandaşın zorda olduğu gerçeğini değiştirmiyor ve bu zor şartlarda halka neden “sivil itaatsizlik yapıyorsun?” da diyemezsiniz.

Sivil itaatsizlik, vatandaşların yasaların özüne uyarak, yasalara riayet etmeme, karşı koyma anlamına gelmektedir. Yasaların ya da hükümet politikasının değiştirilmesini hedefleyen, kamuoyu önünde icra edilen, şiddete dayanmayan, vicdani ancak yasal olmayan politik bir eylemdir. Bireysel bir tutum şeklinde olabileceği gibi zamanla toplumsal karakter de gösterebilir.

Son dönemlerde dünyanın dört bir tarafında sivil itaatsizlik eylemleri gerçekleşmektedir. Hong Kong, Endonezya, Şili’den tutun da Fransa, Lübnan, Ekvador, Cezayir, Katolonya’ya kadar birçok ülkede ve bölgede eylemler var, hatta bu durum küresel eylemlere de dönüştü.

Küresel eylemler, vatandaşlarımız için de bir ilham kaynağı olabilir ama burada önemli olan, sivil itaatsizlik eylemi, halkın eylemi olmalıdır. Hiçbir siyasi parti, sendika veya diğer sivil toplum örgütleri bu eylemde yer almamalıdır.

Şimdilerde görüyoruz; normalde hiçbir etkisi, etkinliği olmayan, ismi var kendisi yok bazı örgütler, bugünkü eyleme destek veriyor. Biraz yüz bulsalar, çıkıp buralarda konuşma yapmak, slogan atmak isteyecekler. Eylemi düzenleyenler, buna fırsat vermemelidir.

Toplumun sorunlarının dile getirildiği, seyrüsefer eylemi gibi harçların protesto edildiği, sosyal medyadan doğan bu eylem, halkın eylemi olmalı, örgütleri tatmin yerine dönmemeli. Yıllardır bu halk siyasileri de, sendikaları da, diğer sivil toplum örgütlerini de gördü. Evet, hak arayışında oldular ama tümü de bir şekilde bunu kendi menfaatine çekmek istedi. Şimdi sıra halkta, halk aracısız olarak hakkını savunmalı, hakkını aramalı, kimseye de kendini kullandırmamalı.

Bu arada, CTP – HP – TDP - DP dörtlü hükümetinin bugün muhalefette olan partileri ve bu partilerin kurmayları bu yıl belirlenen harçları eleştiriyor. Mesela CTP, bugünkü eyleme destek veriyor. CTP, bugünkü eylemi “toplumsal seferberlik” olarak görüp, övgü yapıyor.

Elbette destek vermek de övgü yapmak da herkesin hakkıdır ama biraz özeleştiri yapmak, biraz geriye bakmak gerekir. Lütfen samimi olun. CTP’nin kurmayları, kendileri iktidardayken harçlara yüzde 30’lara varan zamlar yaptıklarını unuttu mu? Siz yüzde 30’larda zam yaparken iyiydi de şimdiki hükümet yüzde 8, yüzde 10 zam yaptı diye mi kötü oldu?

Başta CTP olmak üzere, dörtlü hükümetin bugün muhalefette olan hiçbir partisinin konuşma hakkı, harçları eleştirme hakkı yoktur. İnsanlar hafızasını yitirmiş değildir. Lütfen biraz durun; sizi saygıya ve samimiyete davet ediyoruz.

YORUM EKLE

banner75