Siyahi öğrencilerin şikayeti

Haspolat–Taşkent anayolu üzerindeki TMT 50. Yıl Anı Ormanı’nın girişinde geçen cuma sabahı feci şekilde dövülerek ve boğularak öldürülmüş halde bulunan siyahi genç, 25 yaşındaki Nijerya uyruklu Walshak Augustine Ngok’la ilgili sır perdesi aralandı ama tartışmalar sürüyor.

Gencin kimin tarafından öldürüldüğü belli değilken, bir gazetemiz üniversitelerdeki siyahi gençlerle röportaj yaptı, gençler devletten, polisten ve Kıbrıs Türk halkından şikayetçi oldu.

Siyahi gençlere göre, bir Nijeryalı yerine bir Kıbrıslı Türk cinayete kurban gitseydi, çok daha büyük gürültü çıkardı. Gençler, Nijeryalı gencin katil veya katillerinin bulunması için polisin çok şevkle çalışmadığını, toplumun da bu yönde baskı yapmadığını iddia etti.

Bu yönde sivil toplum örgütlerinin eleştirel açıklamalar yapmadığını da iddia ediyor siyahi öğrenciler.

Aslında yanılıyorlar, polis bu cinayetle ilgili çok sıkı bir çalışma yaptı ve kısa sürede olayla ilgili kişileri yakaladı, mahkemeye 12 zanlı çıkardı. Polis bu cinayeti diğer cinayetlerden ayırmadan operasyon yaptı.

Medya olaya büyük yer verdi, olayın olduğu günden beridir hemen her gün cinayet gazetelerde yer buldu, hatta hep ön sayfalardan yayınlandı.

Siyahi gençlerin zannettiği gibi toplum bu olaya kayıtsız değildir. Tam tersine cinayet, ülkede infial yarattı.

Olaydan sonra, açıklama yapan sivil toplum örgütleri oldu, konu köşe yazılarında, televizyon programlarında işlendi.

Nijeryalı Walshak Augustine Ngok’un öldürülmesi olayı, siyahi gençlerin zannettiğinin aksine önemsendi bu ülkede…

Bu serzenişleri haklı değildir ama esas sorun, onlara bunu söyleten, onları böyle düşünmeye yönelten nedir, ona bakmak lazım.

Yabancı öğrencilere, özellikle de siyahi gençlere, “önemsenmedikleri” hissini verdiren nedir? Neden devletten, polisten, üniversitelerden, Kıbrıslı Türklerden şikayet ediyorlar? Çünkü geçmişte yaşadıkları bazı başka olaylarda önemsenmediklerini, hor görüldüklerini, ötekileştirildiklerini, ırkçılığa maruz kaldıklarını söylüyorlar.

Polisin bile kendilerini ciddiye almadığını, sorunlarıyla ilgilenmediğini iddia eden siyahi öğrenciler, “Kendimizi tehdit altında hissettiğimizde bile korunmak veya yardım istemek amacıyla sığınacağımız bir polis yok” diyorlar. Bunlar gerçekten ciddi iddialar ve dikkate alınmalıdır.

Devlet, polis, toplum olarak bizler, ülkemize eğitim almaya gelen, bu ülkeye para bırakan bu gençlerin huzurunu sağlayamıyor, kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olamıyor, bilerek veya bilmeyerek ırkçılık yapıyorsak, kendimize çekidüzen vermeliyiz.

Cinayetle ilgili serzenişleri haklı olmasa da genel olarak haklı oldukları konular var. Ülkemizde çalışan ve eğitim gören kişilerin yoğun olarak suç olaylarına karışması, tüm yabancılara karşı önyargılı olmamıza neden oluyor ki bu tehlikeli bir durumdur. Bakın, siyahi öğrencilere bunu hissettirmişiz ki şikayet ediyorlar.

Biz yabancılardan korktuğumuzu söyleyip “güvende değiliz” diyoruz ama bakın yabancılar da kendilerini “güvende hissetmediğini” söylüyor. Demek ki iç güvenlik bakımından genel bir şikayet var ve bunun üzerinde durulmalı.

Tabii ki başta siyahiler olmak üzere yabancılara karşı ırkçılık yapılmaması, bu insanların ötekileştirilmemesi için de tedbir alınmalı, toplum çeşitli eğitimlerle bilinçlendirilmelidir. Siyahi öğrencilerin şikayetleri ciddiye alınmalı ve gerekli tedbirler hemen alınmalıdır…

YORUM EKLE