Siyasi kaos yaşanırken dar gelirlilerin açlıkla imtihanı

   KKTC’ de özellikle Gıda ve Alkolsüz içecekler ana grubunu oluşturan ürünlerin ortalama yıllık hayat pahalılığı oranı yüzde 105.23’ ya  ulaşmış, halkın temel ihtiyaçları olan ilaç, akaryakıt, gaz, ve elektriğe yapılan okkalı zamlar vatandaşları perişan etmiş, hayatı günden güne pahalılaştırmıştır.
   Asgari ücret de, 4 kişilik bir ailenin gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırının oldukça altında kalmıştır.  KTAMS’a göre, 30 Nisan itibarı ile 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 7.939 TL’ ye yükselmiştir.Ülkemizde net asgari ücret ise, 6.090 TL’dir. Açlık sınırı, asgari ücretin 1849 TL üstündedir.
   Sosyal yardım ve engelli maaşı alanların hali daha da perişandır Özellikle, elektrik, akaryakıt ve gaz zamları, piyasadaki mal ve hizmet fiyatlarını devamlı arttırmakta, alım gücü günden güne eriyen vatandaşlar da, iyice fakirleşmektedir.
   Hükümet ise halkın açlık ve fakirleşme sürecine çözüm bulmak, satın alma gücünü koruyucu tedbirleri almak yerine, kendi içlerinde kavga etmekten fırsat bulamamaktadır.
   Son 2 ay içinde peşpeşe kurulan hükümetlerin istifası yaşanmıştır. Önceki hükümet, 59 gün sürmüş, son hükümet ise 5 günde dağılmıştır. Seçimlerden sonra geçen 3 ayı aşkın zamanda ülkede maalesef icraat yapılmamış, meclis verimli çalıştırılmamıştır. Son bir yıl içinde hükümetin icraat yapmadığını küçük ortaklar da açıklamıştır.
   Hükümet kurma görevinin, Hükümetin istifasından sonra, demokratik teamüller gereği Ana muhalefet partisine verilmesi gerekmekteydi. Üstelik, CTP yetkilileri mutabakat hükümeti kurabileceklerini açıklamışlardı. Ancak, böyle olmadı ve Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini UBP milletvekili Ünal Üstel’ e verdi.
   Hükümet kurma görevinin, UBP içinden genel başkan dışında bir vekile verilmesi, Anayasa gereği mümkün görülse de, demokratik teamüllere, kamu vicdanı ve etik değerlere göre doğru, haklı ve meşru görülmemektedir. Demokrasilerde, bir kararın, icraatın meşru olabilmesi için, sadece yasalara uygun olması yeterli değildir.
   Geçmişte UBP başkan ve genel sekreteri yaptıkları açıklamalarda bunun kabul edilmeyeceğini ifade etmişlerdi. Oysa, parti meclisi geçtiğimiz gün yaptığı toplantıda sayın Ünal Üstel’i hükümet kurma çalışmaları için görevlendirdi.
   Faiz bey’ de bunun üzerine yaptığı açıklamada, inat etmek, kavga etmek istemediğini, parti başkanlığının devam edeceğini, Ünal beyle yakın çalışacağını ifade etti. Genel başkan olarak, kendisini yarı yolda bırakan DP ve YDP ile hükümet kurulmasını nasıl içine sindirecek?
   Bu açıklamalar birçok insanı şaşırtmış olabilir ama bizi şaşırtmadı. Zira, UBP yetkililerinin buna benzer farklı ve zıt açıklamalarını geçmişte de görmüştük.
   1980’ li yıllarda yine UBP içinde genel başkan dışında bir milletvekiline, dönemin cumhurbaşkanı benzer bir görevlendirme yapmış, fakat parti yetkili kurulları bunu onaylamamıştı.
   Öte yandan, merakla beklenen bir konu da, DP ve YDP’nin 100 günlük deklerasyon belgesini sayın Ünal Üstel’ in önüne koyup, ısrarlı olacaklar mı? Koyarlarsa, UBP bunu kabul edecek mi? Etmezse, DP ve YDP hükümet kurmaktan vazgeçecek mi?
   Hatırlanacağı üzere, DP ve YDP, 5 günde dağılan hükümete önce girmeyi kabul etmiş, cumhurbaşkanı onaylamış, hükümet programı görüşmeleri mecliste tamamlanmış, güven oylaması öncesinde bu 100 günlük eylem planı imzalanmadığı için, hükümetten çekilmişlerdi.


   Halbuki, bu deklerasyonu hükümetin Cumhurbaşkanınca onaylanmasından önce gündeme getirseler ve UBP kabul edilmeyince  hükümete girmeseler, kamuoyu tarafından kabul görebilirlerdi. Hükümet kurulduktan ve süreçler tamamlandıktan sonra, biz yokuz derseniz, kimsenin de size inanmasını beklemeyin.
   Eğer, DP ve  YDP ayni 100 günlük eylem planını, yeni hükümetin kurulması için şart koşarsa ve Ünal bey’de imzalarsa, o zaman niye UBP yetkili organları Faiz beyin bu deklerasyonu imzalamasını engellemişlerdi?
   Zira, UBP yetkili organları bunu tehdit ve şantaj olarak görmüşler, kimse UBP yi esir alamaz demişler ve bu deklerasyonu imzalamamışlardı. Tüm bu soruların cevapları yakında netleşecektir diye düşünüyorum.
   Yazımın sonunda tekrar vurgulamak istiyorum. Dar gelirlilerin beklentisi açlık düzeyinden ve fakirleşmekten kurtulmaktır. Satın alma gücünün artmasını, borçlarının büyümemesini istemektedir.
   Asgari ücretliler, Haziran sonunda oluşacak hayat pahalılığı oranında, asgari ücretin artırılmasını beklemektedir. Son günlerde, Ülkede aç kalan insanların marketlerden hırsızlık yapmaya başladığı sıkça haberlere yansımaktadır.
   Özel sektördeki birçok işyerinde, asgari ücret artsa bile, asgari ücret üstündeki ücretlerde artış sağlanamamış ve asgari ücretle, diğer ücretler arasında çok az fark kalmıştır. Bu anomalinin de mutlaka düzeltilmesi gerekmektedir.
   Bazı aileler, ev kirasını ödeyemediği için, çocuklarıyla sokağa atılmaktadır. Yeni evlenen çok sayıda genç,  yeterli paraları olmadığı için ayrı eve çıkamamakta, anne ve babalarıyla yaşamaya devam etmektedirler.
   Bütün bu sorunları çözecek olan ve sosyal devletin gereklerini yerine getirecek olan da, ülke ve halk için çalışacak bir icraat hükümetinin oluşmasıdır.
   Şu anda kurulmasına çalışılan hükümetin, bu ülkeye bir şey vermeyeceği, geçmiş dönemlerden belli olmuştur. Kişisel kavgalar, makam, mevki didişmeleri bitmeyecektir. Bunu, Hükümet kurulup, yeni kabine açıklandıktan sonra da göreceğiz. Yaptıkları, yapacaklarının garantisidir. Ülkeyi ve halkı kurtaracak olan, süratle bir erken seçime gitmek olacaktır.
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110