Siz mi, başkaları mı?

  Gelecek konusunda konuşurken genelde umutsuzluk hâkimdir. Bir şeylerin olacağına inanan insan sayısı azdır. Bununla birlikte güzel şeyler ortaya çıkarmak için uğraşan da pek yoktur.
   Kime sorsanız, cevap belli; karamsarlık dolu yanıtlar…
   Peki, o zaman geleceğinize kim yön veriyor?
   Siz mi, başkaları mı?
   Yükseköğretime geçiş sıvalarını ele alsak…
   Kimse memnun değil…
   Herkese göre sistem hatalı…
   Bunlar doğru da sisteme de takılmamak lazım…
   Gelecek nerede? Üniversitede mi, yoksa hayatın tam da içinde mi?
   Popülerlikle akademik hayatın bir bağlantısı var mı?
   Kesinlikle yok…
   İnsan kendi hedefleri doğrultusunda hareket etmeli. Hareket ederken de geleceğin resmini çizmeli. Ona göre hareket tarzları ve stratejiler üretmeli.
   Öğrenci, bir meslek seçerken, kendini en iyi şekilde ifade etmesini sağlayacak, kişilik özelliklerine uygun, kendi karakter yapılarına uygun, kendini mutlu edecek bölümleri seçmeli…
   Kişi meslek hayatı boyunca ve yaptıklarıyla psikolojik ihtiyaçlarını karşılar…
   İnsan geleceğine yön verirken o mesleğin özelliklerini, getirisini ve kendi özellikleriyle uyumuna dikkat etmelidir...
   Babam annem istedi diye değil…
   Kendi isteğiyle var olmalıdır…
   Tabii ki insan çevresinden, öğretmenlerinden, anne ve babasından etkilenecektir…
   Onların görüşlerinden önerilerinden kendisine pay çıkaracaktır…
   Ama kendi kararlarını kendisi verecektir…
   Öğrenci ne istediğini iyi bilmeli…
   Her şeyden önce kendini iyi tanıyabilmelidir…
   Kendini tanıma okul yıllarında olması gereken bir durumken, meslek sahibi olduktan sonra birey kendini tanıma şansı buluyor…
   Bu da mesleğinin kendisine uygun olmadığını düşünen mutsuz bireylerin oluşmasına olanak sağlıyor…
   Meslekleri tanıtma konusunda öylesine geç kalıyoruz ki çoğu zaman iş işten geçmiş oluyor…
   Meslek seçimi konusunda, büyük hatalar yapan ve umduğunu bulamayan anne ve babalar…
   Kendi hayalleri ve başaramadıklarına çocukları aracılığıyla ulaşmak istiyor…
   Baskıcı oluyor…
   Bunlara gerek yok…
   Yardımcı olun, hayat tecrübelerinizi çocuklarınızla paylaşın…
   Ama karar verici olmayın…
   Bırakın meslek seçimini çocuğunuz yapsın…
   İzin verin mutlu olsun…
   Geleceğine siz değil, kendisi yön versin…

 

Farklı düşünme yetisi…
 

   Her insan farklıdır…
   Her insanın benzeri vardır da deseler…
   İnanmayın…
   İnsanları birbirine benzeten ve aynılaştıran eğitimdir aslında…
   Bu kadar benzeşmeye ve aynılaşmaya gerek yok…
   Aynı tip insanlar yaratarak, yaratıcılık beklemeyin…
   Her çocuğun birbirinden farklı düşünme yetkisi vardır…
   Ama bizler çocuklarımızın bizim gibi düşünmelerini istiyoruz…
   Bizim gibi düşünmediklerinde ve hareket etmediklerinde ayıplıyoruz…
   Anlattıklarımı özgürlük kavramıyla bağdaştırmayın…
   Ben farklılaşma diyorum…
   Koleji, sınavları, çok fazla verilen ödevleri durmadan tartışıyoruz…
   Bilen bilmeyen herkes bu konularda yazılar yazıyor…
   Peki, Dünya’daki eğitim sistemlerini incelediğimizde birbirinden ne farkları var?
   Farklı bireyler yetiştirmeyi hedefliyor mu, bu modern eğitim sistemleri?…
   Misyon ve vizyona ne olur bakmayın?…
   Siz uygulamaya bakın…
   Yaratıcılık, farklılaşma diye nutuklar atıyoruz…
   Sizce, aynı düşüncelere sahip olmayan bireylerin yetişmesini istiyor mu, Dünya liderleri?
   Bu sorunun cevabı Dünya’da eğitimin en fazla tartışılmasının sebebi aslında…
   Cevabını vermeye gerek…
   Eğitimde yapılması ve planlanması gerekenler bitmez…
   Eğitimde planladıklarının sonucunu almak da kolay değil…
   Aynılaşmanın bir çıktısını yaşıyoruz hep birlikte…
   Farklı yöntem ve metot yarattın mı, yetiştirdiğin nesil bunu kabul etmez…
   O herkes gibi davranmayı öğrenmiştir…
   Ve bunun doğru olduğu ona öğretilmiştir…
  

YORUM EKLE

banner75