Sosyal medya politikacının görüşlerini etkiliyor mu?

   Bazen insanlar kendi iş bilmezliklerini başkalarına mal etmeye çalışırlar veya yapılmayan işler üzerinden kendilerine çıkarımlar elde etmek isterler. Ülkemizin en önemli gerçeklerinden biridir icraata değil söyleme dayalı, zamana yayılmış icraat politikası.
   Belki de ülkemizde hedefe ulaşamamanın veya istendik icraatları ortaya koyamamanın en önemli nedeni budur. Sosyal medya siyasetinin kol gezdiği günümüzde sadece şimdi değil bundan önceki hükümete de yön veren veya aldığı kararları bir günde değiştirmesine neden olan sosyal medya oldu.
   Sosyal medyanın bir toplumun siyasetinde bu derece etkili olması doğru mudur? Eğer ülkeyi sosyal medya yönetecekse siyasetçiye neden ihtiyaç duyalım?
   Aslından bu sorulara cevap ararken bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum. Siyasetçi toplumun nabzını tutmak zorundadır; tutmalıdır da!
   Sonuçta siyasetçiyi de o makamlara taşıyan ve ülkeyi yönetmesini isteyen halktır. Yalnız sosyal medyanın nabzını tutmak ile ülkenin önünü açmak arasındaki farkı iyi algılamak gerekir.
   Siyaset, kişisel çıkar ve gelecek beklentisi üzerine kurgulanırsa; yukarıda bahsettiğim döngü sosyal medyanın nabzını tutmaktan çıkar; sosyal medyanın esiri haline gelen siyasetçi modeline bürünür.
   Dünyanın hiçbir yerinde sosyal medya, alınan kararlar üzerinde bu derece etkili olmamıştır. Burada tabii ki sorgulanması gereken alınan kararların doğruluğu ve altının ne kadar dolu olduğudur?
   Tüm bunlar alt alta yazıldığında bu konuda sıkıntılarımızın olduğu gerçektir. Nitelikli siyaset nitelikli seçmenle bir bütün olduğunda bazı istendik icraatların hayat bulacağı gerçeğini kafalara kazımak gerekiyor.
  

Başkanlık sistemi niye gerekli?
 

   Sadece bugüne takılmadan ülkemizdeki yönetim şeklini iyi değerlendirip analiz yapmak zorundayız. Sürekli değişen, kırılgan, toplumsal değil kişiye dayalı siyaset yapısı bizi boğuyor. Bakan olma yarışı içerisinde birbiriyle yıkıcı rekabet içerisindeki vekiller yasa ve tüzüklere değil beklentilerine odaklanıyor. Bireye odaklı kişisel bir sistemin yaratıcıları olduk.
   Birey merkezli seçim sonrasında belirli bir sermayenin kendisine yakın gördüklerini bir yerlere getirmeye çalışan düzenin kurgulayıcıları olduk. Bu merkezi yapının bir çıktısı olan bakanlıklar ve meclis ortaya koyduklarıyla halkı mutlu edememiştir. Üretmek, bir şey ortaya koymak isteyen vekil ve bakanlar ise bürokrasi veya birilerinin çıkar odaklarına dokunduğu için gerçekleştirmek istediklerini gerçekleştirememiştir.
   Kurumsal denge, istikrar ve kişisel çıkarların önüne geçecek toplumsal menfaat ve ülkemizin geleceği için iyi kurgulanmış, çalışılmış başkanlık sistemini tartışmak yerine hayata geçirmenin zamanının geldiğini vurgulamak istiyorum.

 

Pandeminin gölgesi altında geçirilen günler…
 

   Uçuşlar başladı, başlıyor; gelenler bizleri bulaştıracak tartışmaları içerisinde geçen günlerde gerildikçe gerildik. Bazı doktorlar girişe tamamen karşıyken, bir kısım sağlıkçı da yaz aylarında bulaşın gerçekleşmesinin daha mantıklı olacağının altını çiziyor.
   Dünyadan tedriç edilen bir ada ülkesinin uzun süre ayakta kalamayacağı gerçeğinden yola çıkmalıyız. Pandemi hastanesinden daha çok yoğun bakım ünitesine, doktor ve hemşireye ihtiyacımız olduğu gerçeğiyle hareket etmemiz gerekmektedir.
   Halkın sağlığını tehdit etmemek için; yoğun bakım ünitesi inşa edip gerekli ekipmanlarla donatmalıyız. Doktor, hemşire istihdamı gerçekleştirerek tecrübeli hemşireleri daha doğru alanlarda kullanmalıyız. Bu hazırlıklar ve yatırımlar yapılmadıkça birçok yatırımcı zor duruma düşüp işsizlik oranı artacaktır. İflaslar toplumsal huzursuzluklara yol açıp travmatik olaylarla karşı karşıya kalacağız.

 

YORUM EKLE

banner75