Sosyal medyanın zararları ve 'Bilişim Yasası'

Tüm dünyada sosyal medyanın ve akıllı telefonların insanlar üzerindeki olumsuz etkisi tartışılıyor.

Ülkeler bunlar için tedbirler almaya çalışıyor, halka uyarılar yapılıyor.

Tabii şu ana kadar dünyanın hiçbir yerinde tam olarak başarılı tedbir alınabilmiş değil.

Teknoloji öyle bir şey ki onu kontrol altına alabilmenin pek kolay olmadığı görülebiliyor.

Bazı ülkeler, sosyal medya ile ilgili birimler, daireler, hatta bakanlık bile oluşturdular.

Birçok ülke sosyal medyanın bireyler üzerindeki etkisini çok önemsiyor, bu konuda elden geldiğince tedbir alınmaya çalışılıyor.

Sosyal medyanın insanlar üzerindeki olumsuz etkisi bir yana, bu yolla suçlar da işleniyor… Bir taraftan insanlar dolandırılıyor, diğer taraftan sosyal medya aracılığıyla nefret suçları işleniyor.

Ülkemiz, dünyadaki gelişmelerden daha çok zararlı olanları alıyor.

Yani dünyanın şikayet ettiği sosyal medya ile ilgili olumsuzlukların neredeyse tümünü yaşıyoruz.

Uzmanlar bu konuda sıkça açıklama yapıyor ancak, pek dinleyen yok görebildiğimiz kadarıyla.

Sosyal medyanın aşırı kullanımından ötürü, artık gittiğimiz ortamlarda birbirimizin yüzüne bakmaktansa telefonlarımıza bakıyoruz. Gerçekte yaşamaktansa sanalda yaşamayı tercih ediyoruz.

Sözel diyalogların, göz temasının azaldığı ve sosyal medya paylaşımlarının arttığı inkar edilemez bir noktaya geldi. Bazıları günlük hayatta yaptığı her şeyi sosyal medyada paylaşmadan yaşayamayacağını sanıyor.

Sosyal medyanın, elbette hayatımızı kolaylaştıran yanları var, ancak bizi bir o kadar da hayattan soyutluyor. Uzmanlar, sosyal medya araçlarının aşırı kullanımının insanlar üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu vurguluyor.

KIBRIS’a konuşan Klinik Psikolog Eşmen Tatlıcalı, sosyal medyanın günümüzde kullanım amacının ‘göz önünde olmak’ ve ‘paylaşımlarımız ne kadar fazla beğeni alırsa o kadar tatmin olmak’ olduğunu ifade ederek, bunun sonuçta insanlarda büyük bir boşluk duygusu oluşturduğunu ve bu hissi doldurabilmek için gerçek olmayan eylemlerde bulunulduğunu ifade etti.

Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Abidin Akbirgün, ise sosyal medyanın günümüzde aşırı kullanılmasının sebebinin, bireylerin onay arayışının bu yolla çok kolay ve zahmetsiz bir şekilde doyurulabilmesinden kaynaklandığını belirterek, devamlı olarak sosyal medyada olmanın özellikle göz kontağı becerisinin hiç gelişmemesine veya yetersiz kalmasına sebep olduğunu ifade etti. Akbirgün, en büyük tehlikenin bireylerin empati becerisinin körelmesinin gün geçtikçe daha otistik yaşamlara sebep olabileceğinin altını çizerek, önümüzdeki yıllarda bunun yakın ikili ilişkilerle evliliklerde krizin artarak devam edeceğinin göstergesi olduğunu vurguladı.

Bilgi Teknolojileri Uzmanı Fuat Fırıncıoğluları da, insanların artık düşünceleri ve yaptığı eylemleri bu tür kanallarla ifade etmeye başladığını vurgulayarak, ‘sözel iletişim’ yeteneğinin rafa kaldırılarak, yerini ‘yazılı (elektronik) iletişim’in almaya başladığını kaydetti.

Gördüğünüz gibi sosyal medya o kadar da masum bir şey değildir. Kendimizi kaptırmamamız gerekiyor. Yukarıdakilere benzer uyarılar dünya medyasında da sıkça yer alıyor. Örneğin İngiliz medyası, neredeyse sosyal medyaya savaş açmış durumda.

Sosyal medyada güvenlik açığına dikkat çekilerek, kişilerin birçok tehlike ile karşı karşıya olduğu sıkça gündeme getiriliyor. Ülkemizde bu işin pek ciddiye alındığını göremiyoruz.

İnternet ve sosyal medya üzerinden suçlar ülkemizde de işleniyor ama bizim henüz bir “Bilişim Yasamız” bile yok.

Nedense yıllardır ülkeyi yönetenler “Bilişim Yasası” yapamıyor, çekinceleri nedir, neden korkuyorlar anlayabilmiş değiliz. Bir “Bilişim Yasası”nın zamanı çoktan geldi, daha fazla beklemeye gerek yok.

 

YORUM EKLE