Soya mucizesi

Çok uzak diyarlardan yemeklerimizin içine girip bize kendini sevdiren Soya, anayurdu olan Çin'de ve Japonya'da yıllardan beri besin malzemesi olarak kullanılmakta. Çin'de 'yaşam hazinesi' olarak adlandırılan Soya, dünyanın çeşitli yerlerine yayılması 20.yüzyılın ortalarına doğrudur. Fasulye bezelye ve nohut gibi baklagiller familyasından bir tarım bitkisidir. Protein ve yağ bakımından zengin oluşu ve et fiyatlarının giderek tüm dünyada artması soya tüketimini artıran faktörlerdir. Anayurdu Uzakdoğu olsa da ABD en çok soya üreten ülke olmakla birlikte Brezilya ve Çin onu izleyen diğer ülkelerdir. 2 metreye kadar boylanabilen, dik bir bitki olan soyanın sık dallı gövdesinde tüylü ve üç parçalı bileşik yapraklar bulunur. Gövde boyunca salkımlar halinde açan çiçekleri, beyaz veya mor renktedir. Soya fasulyesinin taneleri % 63 kadar proteinli katı madde, % 17 kadar da yağ içerir. Çeşitli toprak tiplerine kolaylıkla uyum sağlayabilen soya fasulyesi en çok ılıman iklimleri sever. Ürün, yapraklar iyice döküldükten sonra ya da taneler olgunlaşıp kuruduktan sonra elle veya makineyle toplanır. Soya filizi, soya yağı, soya unu; Soya fasulyesinin tohumlarından sıvı yağ ve margarin halinde kullanılan yemeklik yağ çıkartılır. Bu margarini çıkartmak için soya tohumundan bileşimi inek sütüne benzeyen soya sütü üretilir. Geriye kalan katı artıklar öğütülerek un elde edilir. Bu un sosis ve ekmek yapımında kullanılır. Soya unu eğer iyi öğütülerek yapılmışsa protein bakımından çok çok zengin ve besleyici bir undur. Yeşil soya ise Çin mutfağında taze sürgünleri püre ve çorba yapımında kullanılan ve tohumları yağsız olan bir böğrülce türüdür. Salatalarımızda severek kullandığımız soya sosu ise mayalanmış soya tohumlarından yapılır. Soya diğer yeşil sebzelere oranla çok yağlı bir bitkidir. Pek çok sebze gibi süt şekeri içermiyor ve bu maddeye alerjisi olanların kanlarındaki insülini dengeliyor. Bu bakımdan diabet hastalarının da rahatlıkla tüketebileceği bir besin olma özelliğine sahiptir. Şuan dünya gündeminde olan obozite hastalığı giderek yaygınlaşmakta olup, bizim ülkemizde de oboziteye karşı önlem alma çalışmaları yapılmaktadır. Obozite hastalığının sağlıksız beslenmeden geldiği kanıtlanmıştır. Bunun içindir ki soyayı da sağlıklı beslenme adına tüketmeliyiz. Kalsiyum, fosfor ve kükürt açısından da oldukça zengindir. Soya filizinde ise vitaminler özellikle C vitamini en yüksek seviyede bulunuyor. Ekşimsi bit tada sahip, narin yapılı, şeffaf gövdeli olan soya filizi karışık salatalara ayrı bir lezzet kattığı gibi ızgara etlerin yanında da servis edilebilir. Limon ve yağla veya sadece mayonezle karıştırılarak salata olarak da yenilebilir. Soya filizi vejeteryan mutfağında da büyük bir yere sahiptir. Japonlar koyu soya suyunu pişirdikleri yemeklerde, açık renk olanını ise genellikle çiğ yemeklerinde servis sırasında yemeğin üzerine dökerek kullanır. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 250 milyon ton soya fasulyesi üretiliyor. Çin'de ise soya sosu sulu yemeklerde ve marinetlerde daha sık görülür. Bu kadar yararlı olan soya ile hâlâ tanışmamışsanız geç değil. Hemen deneyin, mutfağınızın vazgeçilmezi olsun.
 

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108