Sözünde durmalı

   Allah-u Teâlâ insanları tek başına değil, birlikte yaşamaları için yaratmıştır. Bir arada yaşamanın gereği olarak insanlar birbiriyle ticaret yapar, antlaşmalar, sözleşmeler yapar, borçlanır ve evlenir. Cenabı Hak da onlardan yaptıkları antlaşmaların, sözleşmelerin gereğini yerine getirmelerini ister. (Maide)

   Allah'a söz vermek anlamına gelen antlaşmalara, sözleşmelere ve ettikleri yeminlere sadık kalmalarını arzu eder. (Nahl) İnsanın verdiği sözden dolayı sorguya çekileceğini hatırlatır. (İsra)

Müminin özelliği; İnsanlarla yapılan her türlü antlaşma ve sözleşmelerin Allah'a söz vermek anlamına gelmesi Müslüman’ı düşündürmelidir. Şunu hiç unutmamalı: Sözünde durmak mü’minin, sözünden caymak münafığın özelliğidir. (Buhari)

   Mü’min münafığa benzemekten şiddetle kaçınmalı, verdiği sözü tutup ettiği vaadi mutlaka yerine getirmelidir. O zaman ödülü de büyük olacaktır. Çünkü sevgili Peygamberimiz şu altı konudaki tavsiyesini tutana cenneti garanti etmiştir. Bunlar: ‘Konuştuğu zaman yalan söylememek’ ‘vaadinden dönmemek’ ‘emanete hiyanet etmemek’ ‘gözünü, elini ve cinsel organını’ haramlardan korumak. (Hanbel/Müsned)

   Peygamberin verdiği söz; Peygamber Efendimiz, kendisinden bir şey istenildiği vakit, elinde varsa hemen verirdi, elinde yoksa ilk fırsatta vermek üzere vaatte bulunurdu. Birine söz verince de her ne pahasına olursa olsun yerine getirirdi. Hz. Ebubekir O’nun bu özelliğini çok iyi bilirdi, halife olduğu günlerde Bahreyn den çok mal gelince, Ashabı kiramı topladı ve onlara Hz. Peygamber içinizden birine ileride verilmek üzere vaatte bulunmuş muydu? Diye sordu. Bazılarına elime mal veya para geçerse sana yardım ederim dediğini öğrendi ve Allah'ın elçisinin onlara olan vaadini yerine getirdi.(Buhari)

Kamu yöneticilerinin vefasızlığı; Sözünü tutmayanlar, vaadini yerine getirmeyenler ahirette zor durumda kalacaktır. Peygamber Efendimizin haber verdiğine göre: Kıyamet günü sözünde durmayan kimsenin arkasına bir bayrak dikilecek, vefasızlığın derecesine göre o bayrak yükseltilecek ve “bu bayrak falan adamın gösterdiği vefasızlığın işaretidir!” diye ilan edilecek; ne yazık ki, en vefasız kimseler kamu yöneticileri arasından çıkacaktır. (Buhari)

   Allah-u Teâlâ’nın kıyamet günü kendilerine yakınlık göstermeyeceği üç grup insanlardan biri, “Vallahi, billahi” diye ant içtikten sonra sözünden cayanlardır. (Buhari)

   Kulun Rabb'i ile yaptığı antlaşma;

   İnsanın bir de Rabbi ile yaptığı antlaşma vardır. Bu antlaşma; Kainatın Rabbi’ni ilah olarak tanıyacağına, kendisinden başkasına asla Tanrı kabul etmeyeceğine, emirlerine uyup yasaklarından uzak duracağına dair verdiği sözdür. (Maide)

   Bir zamanlar Allah-u Teâlâ, insanlara “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuştu, onlarda “Evet Rabbimizsin, biz buna şahidiz” diye cevap vermişlerdi. (A’raf)

   Kâinatın Rabbi kullarına ayrıca şeytana tanıtmış ve: “Ona tapmayınız o sizin apaçık düşmanınızdır” diye uyarmıştır. Ardından da; “Sadece bana kulluk ediniz, doğru yol budur” diye emretmiştir. (Yasin)

   Allah-u Teâlâ kendisi ile yapılan antlaşmaya uyulmasını ve gereğinin yerine getirilmesini ister, anlaşmaya uyanların “Büyük bir mükâfat kazanacağını” anlaşmayı bozanların, “zararlı çıkacağını” haber verir. (Fetih)

   Hatta şöyle buyurur; “Bana verdiğiniz sözde durun. O zaman ben de size verdiğim sözü yerine getireyim.” (Bakara)

   Farz olan namaz, oruç, hac gibi ibadetler, “şu işim olursa şöyle yapacağım” diye yapılan adaklar da Allah'a verilen birer sözdür. Allah-u Teâlâ bunların yerine getirilmesini emreder. (Bakara)

   Kulun Allah üzerindeki hakkı; Bir gün Peygamber Efendimiz; Muaz İbni Cebel’e: “Söyle bakalım! Allah'ın kulları üzerinde, kulların da Allah'ın üzerinde hakkı vardır, bilir misin?” diye sordu, o da bir sahabi inceliğiyle “Allah ve Resulu daha iyi bilir” dedi.

   O zaman Allah'ın sevgili elçisi sorduğu soruyu şöyle cevapladı; “Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı; sadece ona kulluk edip ondan başkasını Tanrı yerine koymamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise, bir başka varlığı Tanrı yerine koymayan kullarına azap etmemesidir.” (Buhari)

   Elbette iyi bir mü’min hem Rabbi’ne hem de O’nun kullarına verdiği sözde durur; yaptığı antlaşmalara uyar, işte o zaman Cenabı Hakk'ın rızasını, insanların duasını kazanır.

YORUM EKLE

banner75