Enver Sedat Simavi

banner37

Kıbrıs futboluna ve Çetinkaya tarihine adını altın harflerle yazdıran önemli bir isim

Enver Sedat Simavi
banner90
banner8

Levent TEZEL


“Geçmişin Yıldızları” yazı dizimizin ilk konuğu bir dönem ülkemizin “gerçek 10 numaralarından” olan Enver Sedat Simavi. Kıbrıs futboluna ve efsane lakaplı Çetinkaya Kulübü tarihine ismini altın harflerle yazdıran Enver Sedat Simavi, 15 Kasım 1955 yılında Baf’a bağlı Mutallo’da dünyaya geldi. Simavi, futbola ilkokul okul takımında başladı. 16 yaşında Çetinkaya’da lisans çıkardı.
 


Ülke futbolumuza gerek futbolcu olarak, gerekse de teknik adam olarak yıllarca hizmet vermiş olan Enver Sedat Simavi, hem tekniği, hem oyun zekası ile döneminin en klas simlerinden biri olarak hafızalarda yer etti. Bir dönem antrenör futbolcu olarak da görev yapan Simavi, 1984 yılında başlayan teknik adamlık sürecinde çok önemli başarılara imza attı.

Simavi, “Genç takımda hiç oynamadan 16 yaşında Çetinkaya A Takım forması giydim”


“Bendeki futbol sevgisi Atatürk İlkokulu’nda okurken beni okul takımına alan Halil Kara öğretmenin sayesinde başladı. Ayrıca Yusuf Kaptan sahasında oynanan bölük maçları, gayrı federe maçları, kazalar arası karma maçları, Kıbrıs Türk Karması’nın yabancı ülkeler ile yaptığı resmi dostluk maçları, o dönemin yıldız futbolcularının varlığı benim futbolu çok sevmemin, futbola gönülden bağlanmamın nedenleri arasındadır.


banner134
Futbola “Kırmızı Şimşekler” takımında başladım. Bir dönem Göçmenköy’de de forma giydim. Resmi olarak lisansımı ise 15 Kasım 1970 tarihinde Çetinkaya'da çıkardım. Çetinkaya’da 14 yıl kesintisiz forma giydim. Genç takımda hiç oynamadan direk olarak A takımda başladım. Çetinkaya’dan sonra, Serdarlı, Değirmenlik ve Gençlik Gücü takımlarının da formasını giydim. Bunun dışında 1 kez KKTC Genç Milli takımı, sayısını unuttuğum kadar da KKTC A Milli Takımı’nda (Kıbrıs Karması adı altında) forma giydim.


Futbolculuk dönemimde Çetinkaya ile Kıbrıs Kupası ve Sulhi Garan Kupası, Serdarlı ile antrenör futbolcu olarak şampiyonluk yaşadım. Futbol hayatım boyunca orta sahada şimdilerin deyimiyle 10 numara pozisyonunda oynadım. Forvetleri gol yollarında etkili paslarla besleme gibi bir görevim olmasına rağmen gole de yakındım. Sayısını tam hatırlamasam da futbol oynadığım dönem içerisinde 60’ın üzerinde gol attım.

Başarılarla dolu bir teknik adamlık hayatı


“Futboldan sonra antrenörlük hayatım 14 sene sürdü. Sırası ile Serdarlı, Değirmenlik, Cihangir, Göçmenköy, Gençlik Gücü, Dumlupınar, Mağusa Türk Gücü, Çetinkaya, Doğan Türk Birliği, Tatlısu, Yenicami, Binatlı, K.Kaymaklı takımlarında görev yaptım. Ayrıca bir dönem KKTC A Milli Takımı’nda Teknik Direktörlük yaptım. Teknik adamlık hayatımda oyuncularımla birlikte ciddi başarılara imza attık. Binatlı’da lig ve kupa şampiyonluğu, yine Binatlı ile Belçika’da oynadığımız Barış Kupası Şampiyonluğu, K.Kaymaklı’da kupa şampiyonluğu, Serdarlı ve Tatlısu takımlarında şampiyon olarak bir üst lige çıkma sevinci yaşadım. Ayrıca Tatlısu ile kupa finaline çıktım.”

Jup Derwal’ın tavsiyeleri ile gelen kupa


“Çok uzun yıllar futbolun içinde oldum. Son 4 yıldan beri her şeyden elimi eteğimi çekip sadece izleyici olsam da geçmişe baktığımda birçok anı biriktirdiğimi görüyorum. Benim için hepsi önemli olsa da en mutlu olduklarımdan biri Binatlı’nın başında kazandığım lig şampiyonluğudur. Yenicami ile Lefkoşa Atatürk Stadı’nda adeta ligin finali gibi bir maça çıkmıştık. İlk devre sona erdiğinde 2-0 mağlup durumdaydık. Soyunma odasına gittiğimde gördüğüm manzara takımın bitmiş bir durumda olduğuydu. Aklıma bir anda İzmir’de antrenörlük seminerinde Jup Derwal’ın bizlere anlattıkları geldi. Hemen kendimi toparladım ve soyunma odasına mağlup takımın teknik direktörü değil, galip takımın teknik direktörü olarak girdim. Her zaman olduğu gibi ortamın sessizleşmesini beklerken gözüme Sabri Selden’in kardeşi Muzaffer’in ağladığını gördüm. Tam istediğim anı yakalamıştım. Hemen konuşmama başladım. Dedim ki; “Arkadaşlar sizleri çok üzgün görüyorum. Ne oldu? Siz bu maçı kazanacaksınız. Buna inanmayanlar hemen tribüne çıksınlar. Ağlamayanlar benimle birlikte sahaya çıksın. Bu maçı Polemitya ruhuyla kazanacağız. Bu taraftar yıllardır bu maçı bekliyor. Onları bugün burada onurlandıracağız” dedim ve hiç arkama bakmadan yalnız başıma, başım dik sahaya çıktım. Orada kimseye çaktırmadan soyunma odasını gözlemeye başladım. Birkaç dakika sonra futbolcular da çıkmaya başladı. Ama soyunma odasında moralsiz şekilde oturan o takım gitmiş, onun yerine bastığı yerden ses getiren, bu maçı çevireceğine inanan bir futbolcu grubu sahaya çıkmıştı. O gün oyuncularım beni ve Allah rahmet eylesin Jup Derwal’ı yanıltmadılar. Maçı ve şampiyonluğu ikinci yarıdaki süper oyunları ile kazandılar.”

“Ülke futbolumuzda kaliteden söz etmek zor”


“Günümüz ülke futbolu için söylenecek bir şey bulamıyorum. Eskiden gerçek bir amatörlük vardı. Her işin bir kıymeti, her işi yapanın bir keyfi, her seyircinin izlediği bir ekolü vardı. Futbol, izleyenler için köyde de olsa şehirde de olsa bir keyif verirdi. Şimdilerde futbolun içindekiler kendilerini tam profesyonel olarak görüyor ve o sistem içinde hareket ediyor. Oysa öyle mi? Futbolcuların da, hakemlerin de, teknik direktörlerin de, spor yazarlarının da, malzemecinin de, başka asli görevleri vardır. Hiçbir kimsenin asli görevi futbol değildir. Bu bağlamda büyük bir kaos yaşanmaktadır. Kalite derseniz; bugün ben 1970’lerin kadrolarındaki yıldızları tek tek sayabilirim. 2020’nin sayamam. Bilmem anlatabildim mi? Son olarak genç futbolculara bir nasihatim olacak. Diyeceğim şu ki; hedefiniz Türkiye liglerinde KKTC’yi temsil edecek kapasiteye ulaşmak olsun. Bunun için modern futbolun idman sistemlerini yürürlüğü koymak gerekir. Aksi takdirde ülkemiz dışındaki ülkelerde futbol oynayanların gücüne hiçbir zaman ulaşamazsınız.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75