Şampiyon bir kaleci: Taner Ulutaş

banner37

Şampiyon bir kaleci: Taner Ulutaş
banner90
banner8

Levent TEZEL


Bu haftaki “Geçmişin Yıldızları” köşemizin konuğu ülkemizin yetiştirdiği en iyi kalecilerinden biri olan Taner Ulutaş. Oynadığı dönemin “süper” kalecilerinden biri olan ve ismi Yenicami ile özdeşleşmiş olan Taner Ulutaş, mükemmel refleksleri, takımının bir parçası olmanın yanı sıra her şeyi gören ve yönlendiren lider özellikleri ve kalecilik performansı ile döneminin en beğenilen isimlerinden biri oldu.

  Özellikle Yenicami’nin şampiyonluklara damga vurduğu dönemin kadrosunda yer alan Ulutaş, takımının  kazandığı şampiyonluklara yaptığı katkının yanı sıra Yenicami’nin en uzun süre kaptanlığını yapan isim olarak da futbol tarihimize geçti. Yetenekleri sayesinde yurt dışında oynama fırsatı yakalasa da o bunu kullanmadı. Şimdilerde “Galiba bu en büyük hatam oldu” diye düşünse de onun ülke futbolumuza ve siyah-beyaz Yenicami’ye kattıkları daha uzun yıllar unutulmayacaktır.

Hilal Spor’dan Yenicami’ye


Taner Ulutaş, futbol sevgisinin Lefkoşa’nın Tanzimat Mahallesi’nde, hisarın altında arkadaşları ile oynamaya başladığı dönemde geliştiğini ifade etti. Ulutaş, ilkokulda başladığı futbola şartlar gereği bölük maçları ile devam ettiğini Yenicami ile de bu sevginin doruğa ulaştığını vurguladı. Taner Ulutaş, küçük yaşlardan beri kaleye geçerek futbol oynadığı için kaleciliği tercih ettiğini, lisede de Beyzade hocasının teşvikleri sayesinde kaleciliğe devam ettiğini ekledi. Ulutaş, 14 yaşında mücahit olduğunu, 44. Bölük bölgesinde kurulan Hilal Spor’da ve lise takımında oynarken Genç Milli Takıma seçildiğini dile getirdi. Buradaki performansını izleyip çok beğenen ve transfer teklifinde bulunan Mehmet Salih abim dediği kişinin sayesinde Yenicami’ye transfer olduğunu anlattı.


 

Yenicami’nin tüm şampiyonluklarında vardım


Yenicami’de ki ilk döneminde hocalığını da yapan Mahir’in yedeği olarak onun yokluğunda kaleye geçtiğini kaydeden Ulutaş, kaleyi devraldığı 1969 yılından Yenicami’nin kendi dönemindeki son şampiyonluğu kazandığı 1984 yılına kadar da kaleyi koruduğunu belirtti. Ulutaş, 1985’te kendisinden sonra kaleye geçen Savaş’ın trafik kazası geçirmesi üzerine bir süre daha Yenicami kalesine geçtiğini de aktardı. Ulutaş, futbol hayatı boyunca sadece Yenicami forması giydiğini ve Yenicami’de 3 jenerasyon ile oynama şansını elde ettiğini de dile getirdi.

Beni zorla otobüse bindirdiler
 


Ulutaş, 1970-1971 sezonunda Yenicami’nin ilk şampiyon olduğu sezondan 1984 yılına kadarki 5 lig şampiyonluğu ve birçok kupa şampiyonluğunda kaleyi koruduğunu dile getirdi. Ulutaş, bu dönemdeki en önemli anısını 1982 yılında futbola veda etmeyi düşünüp ara verdiği süreçte yaşadığını aktardı. Ulutaş, o dönemde Yenicami’nin 2. Lige düştüğünü, bunun üzerine tüm takımın otobüs ile evinin önüne gelip kendisini zorla otobüse bindirdiğini, bir arkadaşının formasını, bir diğerinin ayakkabısını kendisine verdiğini, bu sayede futbola yeniden döndüğünü ifade etti. Ulutaş, bu olayın ertesinde 1982-1983 sezonunda Yenicami’nin 2. Lig şampiyonu olarak tekrar Süper Lig’e döndüğünü de dile getirdi.

banner134
 

Yenicami benim için çok şey ifade eder


Usta kaleci, yıllarca formasını giydiği Yenicami’nin hayatında çok önemli bir yer tuttuğunu da ifade etti. Ulutaş, hayatının bir parçası olan siyah-beyaz formayı yıllarca giymekten, Yenicami kalesini korumaktan, forma için ter dökmekten büyük mutluluk ve gurur duyduğunu da ekledi. Ulutaş, Yenicami forması ile birçok maça çıktığını, bunların her birinin kendisi için ayrı bir önemi olduğunu, özellikle gerçekleştirilen dostluk maçlarıyla Eskişehir, Kayseri, Tarsus İdmanyurdu, Mersin bölgesindeki birçok takıma karşı yüzlerce, binlerce seyirci önünde oynama şansı bulduğunu belirtti.

Kalecilik hata kabul etmez


Uzun yıllar üst düzey kalecilik yapan Taner Ulutaş, kaleciliğin hata kabul etmeyen bir mevki olduğunu vurguladı ve bir kalecinin maç esnasında her an bir şut atılacak gibi dikkatli olması gerektiğinin altını çizdi. İçeride oynayan arkadaşının hatasının kapatılabileceğini dile getiren usta kaleci, kalecinin hatasının telafisinin ise mümkün olmadığını ve büyük ihtimalle de golle sonuçlandığını belirtti. Ulutaş, 1969-1970 sezonunda tam olarak kaleyi devraldığını ve o sezon ikinci en az gol yiyen kaleci olduğunu da belirtti. Ulutaş, 1970’den 1977 yılına kadar tam 7 sezon üst üste en az gol yiyen kaleci olduğunu da ekledi. Her sezon ortalama 7 ile 11 arasında gol yediğinin altını çizen Taner Ulutaş, Yenicami’nin en uzun süre kaptanlık yapan futbolcusu olduğunu da ekledi. Kaleciliğinde çekindiği herhangi bir forvet oyuncusu olmadığını ifade eden Ulutaş, ancak Orhan (Çetinkaya), Erbay (Gönyeli), Erdoğan (Çetinkaya), Ali Çetin (Gönyeli), Derviş (BÜY) gibi oyunculara karşı maçlardan önce özel olarak motive olduğunu da vurguladı.

En büyük hatam


Ulutaş, futbolculuk dönemimde bizdeki maçları yöneten İngiliz hakemlerin tavsiyesi ile İngiltere’ye transferinin gündeme geldiğini hatta kendisinin de bunun için İngiltere’ye bile gittiğini ifade etti. Ulutaş, transfer işlemleri sürerken Londra’nın genel iklimi gereği günlerce yağan yağmur nedeniyle ani bir karar vererek uçağa binip Kıbrıs’a geri geldiğini ifade etti ve “Galiba bu da benim en büyük hatam oldu”. Şeklinde konuştu.


Futbolculuk dönemindeki yaşadığı milli heyecanları da unutamadığını ifade eden Ulutaş, bunların Türkiye Genç Milli Takımı’na, Türkiye Milli Takımı’na, Dünya Şampiyonluğu kazanan Amatör Milli Takım’a ve İngiliz Ordu Milli takımına karşı forma giydiği maçlar olduğunu dile getirdi. Ulutaş ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 50. yılı nedeniyle düzenlenen 50. Yıl Kupası’nda Afyon’da Eskişehir ile ve Kayseri’de Kayseri’ye karşı 35-40 bin kişinin önünde oynadığı maçların kendisi için güzel anılar olduğunu da vurguladı.

27 yıl aradan sonra kazanılan kupa


Futbolu bıraktıktan sonra teknik adamlık yaptığını ifade eden Ulutaş, Yenicami’de yardımcı antrenörlük yaptığını sonrasında Dağyolu ve Balıkesir ile 3. Lige terfi başarısı yakaladığını aktardı. Daha sonra K.Kaymaklı’da görev yaptığını, bu takımda Süper Kupa ve kupa finali heyecanı yaşadığını, ligi de 2. sırada bitirdiklerini belirten Ulutaş, görev yaptığı Türk Ocağı’nda ise lig üçüncülüğü başarısı elde ettiğini söyledi. Bunların yanı sıra Esentepe, Yeniboğaziçi, Ortaköy’de görev yaptığını belirten Taner Ulutaş, Yenicami’nin başında 27 yıl sonra kazanılan kupa şampiyonluğu sevincinin de kendisi için ayrı bir gurur olduğunu vurguladı.

Maddiyat ön plana çıktı


Usta kaleci, eskiden takım sayısının az olduğu için her bölge takımının adeta milli takım kalitesinde olduğunu, yıldız ve yaratıcı futbolcuların çok olduğunu, kişisel yetenekleri fazla olan futbolcuların sonuca daha kolay gittiğini anlattı. O dönemlerde takım ruhunun da çok güçlü olduğunu ve buna bağlı olarak seyir zevkinin de fazla olduğunu dile getirdi. Günümüzde ise işin biraz daha maddiyata dayandığını ve ruh kalmayınca da teknik özelliklerin fazla olmasına rağmen futbol ve kazanma aşkının günümüzde kalmadığını söyledi.

Önce kaleci, sonra teknik adam ve en sonunda da spor yazarı


Futbolla kaleci olarak tanışan Ulutaş, futbolu bıraktıktan sonra teknik adamlık da yaptı. Sonrasında ise uzun yıllar spor yazarlığı yapan tecrübeli isim bu konuda “Futbol oynamanın yanı sıra spor yazarlığı da çok önemli bir görevdir. Teknik Adamlıkta takımın yükü sizin omuzlarınızdadır. Hata kaldırmaz. Stresi yüksek ama keyiflidir. Ancak Spor Yazarlığı da bilgi ve deneyim aktardığınız için ayrı bir keyif verir. Üçünü birbirinden ayırmam mümkün değil.” Şeklinde sözlerini tamamladı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75