banner6

Seçime giderken üç duygu:Umut,korku ve öfke

banner37

Seçime giderken üç duygu:Umut,korku ve öfke
banner99

KKTC Cumhuriyet Meclisi’ndeki 50 milletvekilini belirlemek için yapılacak erken genel seçime sayılı günler kaldı.

Kıbrıs Türk halkı aylardır seçimle yatıp seçimle kalkar oldu.

Eskilerin deyimi ile artıkseçim sathı mealine girilmiş bulunuyor.

23 Ocakgünüseçmenyeniden sandık başına gidecek.

KKTC Anayasası milletvekili seçimlerinin beş yılda biryapılmasını öngörür.

Pek çok hükümet üzerine aldığı yönetim sorumluluğunu anayasada öngörülen beş yıllık süreye kadar taşıyamadı.

Son yapılan seçimde seçim dizgesinin karmaşıklığın nedeniyle çok miktarda oygeçersiz sayıldı.

Hükümetlerin halkın sorunlarına çözüm üretemeyişi, hangi siyasi parti hükümet ortağı olursa olsun, hiçbir siyasi partininyaşanılan olumsuz gidişatıdurduramayacağıinancı, geçmişte yaşandığı gibiseçmenin yine sandığa gitmeyerek tepkisini ortaya koyacağını gösteriyor.

Son 16 yılda gerçekleşen seçimlerde en az katılım son yapılan 2018 Milletvekili Erken Genel Seçimleri’nde yaşandı.

2018 seçimlerinde kayıtlı 190 bin 544 seçmenden 64 bin 653 sandığa gitmedi. Katılım oranı yüzde 66,07 olurken geçersiz oy pusulası oranı yüzde 11,7 oldu.

23 Ocak günü yapılacak seçimde; sekiz siyasi partiye bağlı 400 adayla birlikte üç bağımsız aday yarışacak.

1974 Barış Harekâtı’ndangünümüze

Kıbrıs Türk halkı 1974 Barış Harekâtı’ndanbugüne;

-1976 ve 1981 yıllarında iki kez KTFD Ulusal Konsey üyelerinin seçimi,

-1985, 1990, 1993, 1998, 2003, 2005, 2009, 2013 ve 2018 yıllarında dokuz kez KKTC Cumhuriyeti Meclisi milletvekili genel seçimi,

-1991, 2006 ve 2010 yıllarında ise üç kez KKTC Cumhuriyeti Meclisi milletvekili ara seçimi

içinsandık başına gitti.

Demokrasi

Demokrasi; Antik Yunan dilinde demos yani halk ilekratos yani erk-yetke sözcüklerinin bir araya gelmesinden oluşan bir tanımdır.

Bu tanım, halkın kendi kendisini yönetmesi, başka bir deyişle halka ait olan egemenliğin yine halk tarafından,  halk için kullanılması anlamına gelir.

Halk kaynağı kendisinde olan yönetim yetkisini,uygulamada yaratacağı güçlükler nedeniyle doğrudan kullanmak yerine, çoğunlukla, kendi seçtiği vekendisine karşı sorumlu olan temsilcileriaracılığıylakullanır.

Siyaset bilimindebuna temsilî demokrasi denir.

Temsili demokrasi;

- Bir ayağıyla; çoğulcu, serbest ve dürüst seçim,

-Diğerayağıyla;temelhak ve özgürlükler

dizgesiüzerinde durur.

Temsili demokrasinin karşıtıdoğrudan demokrasidir.

Doğrudan demokrasi; halkın egemenliğini temsilciye gerek olmaksızın ve doğrudan kendisinin kullandığı demokrasi biçimidir.

Doğrudan demokrasi, halkın halk tarafından yönetilmesini öngörmektedir.

Dolayısıyla doğrudan demokrasi dizgesi, demokrasinin ülküsel anlamına en yakın davranıştır.

Doğrudan demokrasi siyasi kararların; çoğunluk ilkesinedayalı olarak, yurttaşların oy çokluğu ve doğrudanülke halkı tarafından alındığı yönetim türüdür.

Günümüzde yalnızca İsviçre’nin üç küçük dağ yerleşim biriminde uygulanır.

Temsili demokrasilerde halk, temsilcilerini belirlemek yönündeki istencini, çoğulcu bir ortamda, serbest seçimlerle ortaya koyar.

Çoğunluğu sağlayan görüş, halk adına yönetme yetkisini kullanır.

Temsili demokrasilerde yönetme yetkisi;

-Halk için vehalkın temsilcileri tarafından,

-Azınlığın haklarını da kollayacak ve

- Azınlığın daha sonraki seçimlerde çoğunluk olabilme yollarını kapatmayacak biçimde

kullanılır.

Temsili demokrasilerde yönetsel erk, halkın oylarıyla gerçekleşir.

Halkın istencini yansıtan dürüst ve serbest seçimle de yasallık kazanır.

Demokrasilerde bireylerözgür istenciyle yönetimin oluşumuna ve siyasal kararların alınmasına katkıda bulunan siyasal bir öznedir.

Seçim ise seçmenlerin kendilerine sunulan değişik seçenekler karşısında seçimini belirleme olgusudur.

Üç duygu

Seçmen, sandığa üç duygu ile gider.

-Umut,

- Korku,

- Öfke.

KKTC’nin siyasi ve sosyal iklimibaşka hiç bir ülkede olmayacak kadar değişkendir.

Bu nedenle de seçmenin sandığa hangi duygu içinde gideceğini önceden kestirmek güçtür.

Geçmişte yapılan her seçimde bu üç duygu yaşanmıştır.

Bu üç duygunun yaşanmasındaişlerinin iyi gitmemesinin çok büyükpayı vardır.

Hükümetlerin; elle tutulur ve bu konuda başarılı olduk denilebilecekleri hiçbir olgu yok gibi.

Seçmen davranışları

Ruh biliminde; insan davranışlarını belirleyen kavramın duygu olduğu kabul edilir.

Düşünceler ise bu duygulara bağlı olarak ortaya çıkan ve onlardan anlamlı öyküler çıkaran dizgelerdir.

İnsanı düşünmenin ve anlamanın bir ögesi olarak araştırılan duygu kavramı, tarihten bu yana birçok bilim dalı tarafından araştırma konusu yapılmıştır.

Kısacası insan davranışının ana yapısı, duygusal dizgedir.

Bu dizge, sinir dizgesi içerisinde orta beyinde yer alan ve doğuşta var olan ana dizgedir.

Orta beyin hayatta kalabilmemiz için yapılandırılmıştır.

Bu manada duygular kişinin yaşamına yön veren özellikler taşır.

- Olumlu olduklarında yaşama olumlu özellikler katarken,

-Olumsuz olduklarında yaşamın her alanında olumsuz davranışlar olarak kendini gösterir.

Duygular bir his ve deneyimdir.

Duygu bireyin ruh hâlinde içsel ve çevresel etkilerden doğan karmaşık bir değişimdir.

Duygu kişiye özgü sağlık duyusunu belirleyen temel öge olup, insanın günlük yaşamında birincil rol oynar.

Bu yüzden pek çok bilim dalı tarafından araştırılmıştır.

Ruh biliminin ele aldığı duyguların başında umut,öfke ve korku gelir.

Umut

Umut ya da ümit;bir kimsenin kişisel yaşamındaki olay ve durumlarla ilgili olumlu sonuçlar çıkabileceği duygusal inancıdır.

Ummaktan doğan güven duygusu, ümit ya da bu duyguyu veren kimse ya da şeydir.

Ummak ise bir şeyin olmasını istemek, beklemek ya dasanmaktır.

Buna göre umut genellikle iyi bir sanıdan doğan güven ya da iyi bir sanıya olan inanç duygusu olarak tanımlanabilir.

Umut genellikle belirli bir oranda direşme içerir.

Bir şeyi umut etmek, kendimizle ilgili bir istekte bulunmaktır.

Umudun karşıtı, bir şeyin olmasını beklemekle beraber, onun gerçekleşmeyeceğinden korkmaktır.

Korku

Kişilerin yaşadıkları koşulların kendi denetiminde olmadığına inandıkları ya da denetimini kısmen yitirdikleri anda davranışlarının nasıl sonuçlanacağına güven duymadıkları dönemlerde yaşadıkları bir duygudur.

Korku; yetersizlik, aşağılanma gibi bazı duyguların ifade edilmemesi halinde ya da bunların fark edilememesi durumunda ortaya çıkarak, başarımın olumsuz olarak etkilenmesine neden olur.

Korkunun ister bir insan, ister bir olay olsun bir nesnesi vardır.

Olumsuz bir duygu olan korku, acı veren bir yaşantı, geleneksel koşullanma, genelleme, benzetme ve birçok deneyimle oluşur.

Korkular gelişim süreci içinde değişim gösterirler.

Yeni doğanda, korkuya yakın desteğin kaybolması ve güçlü sesler gibi dışsal uyaranlar yol açarken, yetişkinlerde korkunun kaynağı daha çok içsel nedenlerdir.

Öfke

Öfke; kişilerde sözlü ya da davranışsal olarak yaşanan bir duygudur.

Engellenme, haksızlığa uğrama, gözdağı, onaylanmamak, yoksun bırakılma gibi durumlarda hissedilen oldukça güçlü ve olumsuz bir duygudur.

Öfke farklı yaşlarda ve farklı biçimlerde görülebilmektedir.

Belli yaşlarda kişileri öfkelendiren bir davranış daha ileriki yaşlarda öfkelendirmeyebilir.

Öfke benzetme ve genelleme yoluyla da edinilebilen bir duygudur.

Seçmen davranışlarını yönlendirme

Günümüzde seçmen davranışlarını yönlendirmeye çalışan siyasi oyuncuların hem akılcı hem de duygusal iletişim yolgüdümü kullandıkları yadsınmaz bir gerçektir.

Seçmenlerin karar alma süreçlerinde;yalnızcaakılcı ögelerin değil, duygusal ögelerin de oldukça işlevsel olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Seçmen duygularını yönlendirerek yönetsel erkin lehine kullanılması düşüncesi, eski dönemlere dayansa da yapılan birçok bilimsel araştırmada, yol güdümün kullanılmasını daha da derinleştirmekte ve etkili bir boyuta taşımaktadır.

İnsan davranışlarının karmaşık bir yapıdan olması ve geçmişten günümüze hala tam anlamı ile çözülememiş olması bireylerin kararlarında hem bilişsel hem de duygusal ögelerin birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Özellikle bireylerin karar alma davranışlarında yalnızca akılcı süreçlerin etkili olmadığı, aynı zamanda duygu ögesinin de oldukça önemli bir yere sahip olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Bu durum insan belleğinin işleyişini karmaşık bir hale getirirken, davranışların da bireysel olduğu anlamına gelmektedir.

Birey, edindiği bilgi karşısında duygusal ögelerin de etkisi ile anlık karşı etkigöstermekte ve davranışlarını gerçekleştirmektedir.

Korku ögesininsiyasi etkinlik dönemlerinde sıklıkla kullanılması seçmen beynin uyarılmasının yanı sıra, oluşturulan herhangi bir gözdağı durumuna karşı önlem alma duygusunu da canlı tutmaktadır.

Bunun yanında öfke duygusunun iletişim yol güdümlerinde kullanılması, seçmenin birdenbire karar vermesini sağlayarak ümitsiz bir davranış sergilemesine neden olmaktadır.

Umut duygusunun uyarılması ise seçmenin güdülenmesini arttırmakta ve var olan siyasi davranışı sürdürmesini özendirmektedir.

Bu noktada akıllardaki soru, KKTC seçmeni bu seçime hangi duygu içinde gidecektir?

-Umut mu?

-Korku mu?

- Öfke mi?

Siz ne dersiniz…

Son söz: Allah’ın verdiği ömür kadar yaşarsın.Ancak, ömrünün kalitesini senin seçimin belirler.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner110

banner104