Şevket Öznur

banner37

Beton zeminlerden parkelere geçiş döneminin parlak bir sporcusu, günümüzün ise Profesör unvanı almış bir akademisyeni

Şevket Öznur
banner90
banner8

Şükrü BURAĞAN

1990’lı yılların basketbolunda aranan uzunlar arasında yer alan Şevket Öznur, yeni kurulan Koopspor’a transferi ile başarılar kazanan bir isim olmuştu. Öznur, spordan kopmasının ardından araştırmacı yazarlık ve akademik kariyer yolunda ilerleyerek 46 yaşında Profesör unvanı aldı. Yakın Doğu Üniversitesi, Fen- Edebiyatı Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi (YDÜ- KAM) Başkanı Prof. Dr. Şevket Öznur, basketbol kariyerini özetlerken, günümüz spor anlayışını kendi açısından değerlendirdi.

Kuzey Kıbrıs Kültür Derneği’nde başlayan kariyer


Basketbola 20 Temmuz Lisesi’nde başladım. 1980 yılında Orta 1 beden eğitimi dersinde Olgun hoca ve rahmetli Hasan hocanın keşfetmesiyle basketbola başladım. O yıllarda onların bizi çok sıkı ve ciddi çalıştırmasının fiziksel ve ruhsal gelişmemize çok büyük etkisi oldu. Bu hocalar çok iyi basketbolcu ve voleybolcuları yıllarca bu topluma kazandıran çok önemli isimlerdir. Onları buradan saygıyla selamlarım.


Okul döneminde başlayan başarılarımızın en önemlisi lise yıllarında iki yıl arka arkaya şampiyon olmamızdır. Bu arada Kuzey Kıbrıs Kültür Derneği’nin kurulmasıyla kısa bir dönem orada başlayan kulüp kariyerimde Vakıflar çok önemli bir noktadadır.

Vakıflar’da yıldızı parlayan bir gençti


Esas olarak gelişmeme ve yeteneğimi göstermeme fırsat veren ilk kulüp Vakıflar Basketbol Kulübü ve Mehmet Doğanöz hocadır. Ortaokula gitmeme rağmen bana güvenerek ilk beşte görev vermesi ve lise son sınıfa kadar orada oynamam benim gelişmemde ve kendime güvenmemde çok çok etkili oldu. O yıllarda ilk defa kurulan Genç Milli takımına girmem Mehmet hocanın beni yetiştirmesiyle olmuştu. Lise yıllarında okul takımının kaptanlığına kadar yükselmem ve şampiyon olmamızı da Hasan Tonyalı hocamıza borçluyuz.

Koopspor’a transfer ve gelen başarılar


banner134
O yıllarda bilineceği gibi birinci ve ikinci lig vardı. Yeni kurulacak olan Koopspor’a transfer olmam için  Osman Korahan ve Koopspor yönetimi bana teklifte bulundu.  Üniversiteyi yurt dışında kazanmama rağmen Kıbrıs’taki okul harç ücretimin ödenmesi teklifi o dönemde büyük bir olaydı.  Koopspor’da birçok başarı ve kupa kazandık. Oradaki takım arkadaşlarım iyi birer dost ve arkadaştılar. O yıllarda yine Yakın Doğu Üniversitesi basketbol takımı kurulmuştu. Onlarla da birçok başarı kazandık, mesela ilk defa yapılan “Üniversitelerarası Basketbol Şampiyonası’nda” şampiyon olduk.

Macaristan ve Romanya’da milli takımda yer aldı


Lise ve üniversite yıllarında milli takım olarak yurt dışına arka arkaya gitmek, oradaki takımlardaki sporcularla tanışmak, maç yapmak hem dostluk hem de arkadaşlık edinmek çok önemliydi. 90’lı yıllarda Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra gittiğimiz Macaristan ve Romanya’daki deneyimlerimiz çok değişik ve önemliydi. Güzel ilişkiler elde edilmişti, onların da Kıbrıs’a gelmeleri bizleri tanımaları ile tanıtım açısından büyük başarı elde etmiştik. Bunu sürdüremedik, yanlış politikalar bu ilişkileri bitirdi.

O dönemle bu dönemin dikkat çeken kıyası


O dönemler seyirci büyük bir ilgiyle maçlara gelirdi. Spor kulüplerinin takımları vardı ve onların seyircileri gelirdi. Sonra bankaların takım kurması ve banka yöneticilerinin hassas davranışlarıyla maçlara banka çalışanlarının taşınması, oyuncuları çok etkilemişti. Büyük bir rekabet vardı. Oyunculara büyük saygı ve sevgi vardı. İnsanlar o dönem kendilerini değerli hissetmişti.


Mevcut dönemi değerlendirdiğimde ise şunu söyleyebilirim; Çağ değişiyor, gençler gelişiyor, yurt dışında oynayan başarılı gençler var ama sanki biraz altyapından gelen gençlere pek fırsat verilmiyor. Çok fazla yabancı oyuncu olmasıyla gençlerin oynamasına imkân sağlanmazsa gençler spordan kopabilir.

Yönetenlere ve gençlere tavsiyeler


Bizler yıllarca bu sporu seven, amatörce oynayan insanlardık.  Kapasitemiz belliydi. Beton zeminlerde maçları oynar ancak finallerde salonda yer alabilirdik. Başaran Spor Salonu’nda yıllarca oynadık sonra Atatürk Spor Salonu açıldı. O yıllarda salon bakımsızdı, ilgisizdi. O yıllardan bu yıllara pek bir şey değişmedi aynı salonlar, aynı kafa. Yurt dışı etkinliği de hiç yok. Gördüğüm kadarıyla, okul sporları çok zayıfladı. Hele devlet okullarında gençlerin birçoğunun spora ilgisi çok az. Gençler ancak gelişim çağında spor yaparsa sağlıklı bir ülke olabiliriz.

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2020, 13:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75