“Siyasetçiler sporu hep kullandı”

banner37

Araştırmacı yazar İsmail Bozkurt ülkemizdeki spor ve siyaset ilişkisi ile ilgili önemli vurgulamalarda bulundu

“Siyasetçiler sporu hep kullandı”
banner87

Ahmet ÖZYAŞAR

Spor tarihinin ilk toplumsallaşma hareketlerinin ortaya çıktığı döneme kadar uzandığı biliniyor. Önceleri oyun olan spor 1800’lerden itibaren geniş kitlelere hitap etmekte ve giderek daha fazla ilgiyi üzerine çekmekteydi. Genel olarak kolektif bir yapı içinde yürütülen spor etkinlikleri; bireylere sağladığı topluluk olma, hoşgörü, sevgi-saygı ve amaç birliği bilincinin yanı sıra rekabet duygusunu da geliştirerek pek çok sosyal değişime kaynak oluşturur. Böylelikle siyasilerin ideolojilerini yaymak ve iktidarı meşrulaştırmak için sıkça başvurdukları bir yöntem olmuştur.

Araştırmacı yazar İsmail Bozkurt, spor ile siyaset ilişkisinin gayet geniş bir konu olduğunu ve Kıbrıs gerçekleri ile uyuştuğunu belirtti. Özellikle birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de siyaset yapmanın yolunun spor yöneticiliğinden geçtiğinin altını çizen Bozkurt hatta adanın güney tarafında spor kulüplerinin siyasi görüşlere göre belirlendiğini söyledi.

“Kulüpler Kıbrıslının yaşam merkeziydi”

İsmail Bozkurt özellikle 1974 öncesi kulüplerin o bölge insanı için adeta bir yaşam merkezi olduğunu, kulüplerde sadece sportif aktivite yapılmadığını, bununla beraber düğünlerden tutun da, tiyatrolara, siyasi toplantılara hatta savaş zamanında kitlesel örgütlenmelere kadar kulüplerin bizler için çok önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Özellikle 1950’li yıllarda Kıbrıslı Türklerin sıcak çatışma ortamında kendilerini korumak adına teşkilatlanmaya başladıklarını ve bu teşkilatlanmanın ilk yerlerinin gerek köylerdeki gerekse şehirlerdeki spor kulüpleri olduğunu belirtti. Özellikle kulüplerin seçilmesinin en büyük nedeni ise spor kulüplerindeki hazır örgüt yapısı ve kulübün sportif faaliyetlerinden dolayı kamuflaj olmanın daha kolay olduğundan dolayı gerçekleştiğini söyledi.

“Kurtuluş Savaşına çok yardımlar yapıldı”

Araştırmacı yazar İsmail Bozkurt, Türkiye de Kurtuluş Savaşının olduğu yıllarda Kıbrıs’taki Türk spor kulüplerinde çeşitli aralıklarla 80 tane tiyatro düzenlendiğini ve buradan toplanan paraların Türkiye’ye yardım olarak gönderildiğini belirtti.

“Çok az zamanda olsa sağ sol kavgası kulüplerimize yansıdı”

İsmail Bozkurt, dünyanın birçok ülkesinde toplumların ideolojik yapılarına göre kulüpleşmelerin oluştuğunu, hatta buna en güzel örneğin güney komşumuzdaki yapılanmanın gösterebileceğini belirtti. Bu gibi yapılaşmaların bizim sportif kültürümüzde çok yeri olmasa da, özellikle mücadele yıllarında bazı kulüplerde bu sağ sol ayrışmalarının yaşandığını, kulüplerin belli bir süre iki çatı altında faaliyetlerini sürdürdüklerini, fakat bu durumun fazla sürmediğini belirtti.

“Spor kulüpleri topluma moral kaynağı olurdu”

Bozkurt, özellikle savaş yıllarının çok zor geçtiğini, toplumun en büyük sosyalleşme kaynağı olan futbolun zamanın KOP yöneticileri tarafından Türkler için engellendiğini, bunu aşmak adına Ahmet Sami Topcan önderliğinde Kıbrıs Türk Futbol Federasyonunun kurulduğunu, bununla beraber futbolun resmi maç olarak oynanamadığı yıllarda özellikle köy yerlerinde yapılan özel turnuvalar ile bir sosyal ortam yaratılarak topluma ciddi bir moral kaynağı olunduğundan bahsetti.

“Siyaset sporu hep kullandı”

Araştırmacı yazar İsmail Bozkurt 1970 yılında yapılan milletvekili seçimlerinden itibaren siyasetin spor kulüplerinin içine girmeye başladığını belirterek, uzun yıllar boyunca da siyasilerin kulüpleri adeta birer yuva olarak kullandıklarını belirtti. Siyasilerin kendilerini yakın hissettikleri kulüplere sızdıklarını ve adeta kulüp çatısı altında gizli siyaset yaptıklarını söyledi.

“1974 sonrası siyaset sporun çok içine girdi”

Bozkurt, 1974 öncesi siyasal yaşamın çok fazla olmadığını fakat 1974 yılından itibaren Kıbrıslı Türklerin adanın kuzeyine yerleşmesinden sonra ise çok partili siyasal sistemin hayatımıza girdiğini ve doğal olarak da siyaset spor ilişkisinin çok derinleştiğini belirtti. Özellikle mücadele yıllarında direnişin merkezleri olan kulüp binaları daha sonra siyasetçilerin kendi çıkarlarını besledikleri yer noktasına geldi diyen İsmail Bozkurt, bu durumun da toplum içerisinde hoş karşılanmadığını belirtti. Zamanla bu tepkilerden çekinen siyasilerin sporu spor teşkilat yasası altında toparlayıp spora hizmet etmeye başladıklarını da söyledi.

“Siyasilerin kulüpleri gizliden yönettiği dönemler oldu”

İsmail Bozkurt, özellikle 1980’li ve 1990’li yıllarda siyasilerin ilgili kulüpteki partilileri ile birlikte hareket ederek kulüplerin yönetim kurullarına kadar girdiklerini, kulüple ilgili alınacak kararlarda söz sahibi olduklarını hatta muhaliflerine karşı birlikte hareket ettiklerini belirtti. Zaman zaman kendi siyasi görüşü dışında olan kulüp üyelerini ya kulüpten uzaklaştırma ya da itibarsızlaştırma yoluna bile girdiklerinin altını çizdi.

“Kulüp yöneticileri de bu durumu hep sevdi”

Siyasilerin kulüpler üzerinde hep etkin kaldığını belirten Bozkurt, zamanla bu durumun kulüp yöneticileri tarafından kabul edildiğini hatta sevildiğini söyledi. Siyasilerin politik rant karşılığı kulüplere yaptıkları yardımlar zaman içerisinde yöneticileri hazıra alıştırdı diyen İsmail Bozkurt, bu düzenin de yıllarca böyle sürdüğünü belirtti.

“İnsanlar hep üç maymunu oynadı”

Araştırmacı yazar Bozkurt, siyasilerin spora yaptığı bireysel hamlelerin özellikle kulüp üyeleri tarafından çok sevilmese de kulüplerinin çıkarları veya zarar görmemesi adına hep üç maymunu oynadıklarını, bu durumun da mevcut yapıyı inanılmaz güçlendirdiğini belirtti. Hatta buna örnek olarak spor kulüplerinin balo veya dayanışma gecelerini gösteren Bozkurt, insanların böyle gecelerde siyasilerin reklam ve şovlarını izlemekten adeta eğlenemediklerini söyledi.

“Siyasiler düzenin bozulmasını hiç istemediler”

Bozkurt, 1985 yılında dönemin milletvekili Enver Emin ve kendisinin büyük gayretleri ile geçen Spor Teşkilat Yasası’nın bugün bile doğru dürüst kullanılmamasının en büyük sebebinin siyasilerin mevcut düzenin bozulmaması isteği olduğunu belirtirken, bunun nedeni olarak da güçlenen kulüplerin kendileri ile karşılıklı bir al ver sürecine giremeyeceğini ve bundan dolayı da siyasilerin ciddi bir oy kaybına uğrayabileceğini gösterdi. Bozkurt siyasilerin spordan bu kadar çok beslendiği bir ülkede Spor Bakanlığının olmamasının düşündürücü ve aynı zamanda oldukça ironik bir durum olduğunu söyledi.

“ Dünyadaki siyaset sporumuzu dünyadan kopardı”

İsmail Bozkurt, ülkemizdeki siyasilerin yaptıkları kadar dünya siyasetinde yer alan ülkeler ve onların liderlerinin de ülkemiz sporuna ciddi zararlar verdiklerini belirterek buna en güzel örnek de ülkemize uygulanan sportif ambargonun ve bunun neticesinde hiç suçu olmayan sporcularımızın yaşadığı travmatik durumu gösterdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER